default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 19.11.2017, 22:58


Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 1061 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 18.01.2013, Saat: 14:50
ABD’nin 70 yıllık köklü bilim kurumu Jet Propulsion Laboratory’nin tespitettiği M87 Karadeliği öyle büyük ki güneşin tam 6 milyar 400 milyon katı…


Bu devasa kara delik dünyadan 50 milyon ışık yılı uzakta. Kara deliğinastronomi katalog numarası “M87″


M87 kara deliği 50 milyon ışık yılı uzakta… 1 ışık yılının uzunluğu, 9,9trilyon km. M87′nin uzaklığına “yakınlardan örnek” şöyle verilebilir: SamanyoluGökadası, uzun çapında 110 bin, kısa çapında 60 bin ışık yılı genişliğinde.Samanyolu’na en yakın galaksi olan Andromeda’nın çapının Samanyolu’nun ikimislinden fazla 250 bin ışık yılı genişliğinde olduğu tahmin ediliyor


[b]KARA DELİK NEDİR?:[/b] Kara Delik uzayda çok fazla maddenin bir noktaya toplanmasıile meydana gelen bir nesnedir. Çok fazla maddeye sahip olmasından dolayı kütleçekimi o kadar güçlüdür ki, ne ışık ne madde ne de her hangi diğer birinformasyon onun bulunduğu alandan uzaklaşamaz. Bu yüzden görünmez ve sadecekara bir delik olarak belirir. Bu inanılmaz kütle çekimi ile gezegenleri,yıldızları, büyük güneşleri, ışığı ve hatta zamanı bile bükerek, kendine çekipyutar.


Kara deliklerin üç boyutlu olmadığı, sıfır hacimli olduğu kabul ediliyor.Karadeliklerin içinde zamanın yavaş aktığı ya da akmadığı tahmin ediliyor.


Bir karadeliğin çekim alanına kapılmış maddenin karadelikçe yutulmadan öncemüthiş sıcaklık derecesine ulaştığı ve bu yüzden önemli miktarda X ışınıyaydığı saptandı. Böylece bir karadeliğin varlığı, kendisi ışık yaymasa daçevresinde bu tür icraat yarattığı için saptanabiliyor.


Güneşimizden çok daha büyük dev kütleli yıldızlar, kurama göre “öldüklerinde”çekim gücü sonsuz karadeliğe dönüşebiliyor.


[b]EN ESRARENGİZİ:[/b] Gökcisimlerinin en esrarengizlerinden pulsar (atarca), “kalpgibi atan” anlamına geliyor ve kara deliklerle bağlantılı.


Pulsar, içinde bulunduğu nebulaların (bulutsu gökcismi) çekirdeği ve kalbihükmünde olduğu kadar, kalp atışları gibi düzenli aralıklarla radyasyonyayıyor. Bunlar kurama göre nötron yıldızları ve süpernova patlamasıyla pulsarveya karadeliğe dönüşebiliyor.


20 km çapında pulsar o kadar yoğun ki, bir çay kaşığı kadar maddenin ağırlığı100 milyon ton olarak hesaplanıyor.


Güneş çapındaki orta boy yıldızlar, yakıtları tükendikten sonra beyaz cüceleredönüşüyor. Sadece büyük kütleli yıldızlar (yani Güneşimizden en az 8 kat dahafazla kütleye sahip yıldızlar) süpernova patlaması sonucu kendi üstüne çökereknötron yıldızı veya karadelik oluşturabiliyor
Gökyüzü binlerce yıldır tutkunu olduğumuz ve anlayabilmek uğrunu büyükgayretler sarfettiğimiz meraklarımızın basında gelir, insanoğlu, başınınüstündeki o sonsuz ve bir o kadar da gizemli uzayı tanıyabilmek için elindengelen tüm imkanları seferber etmiş, geliştirdiği dürbünlerle, teleskoplarla,uydularla uzayın derinliklerinde ne olup bittiğinden haberdar olmayaçalışmıştır. Araştırmaları süresince, evrendeki konumunun ne olduğu konusundabir karara varabilmiş, bunun yanında gittikçe artan yeni sorunlarla karşıkarsıya kalmıştır.


Bugün, artık devasa bir evrende herhangi birinden pek farklı olmayan birgalakside ve küçük sayılabilecek bir yıldızın çevresinde hayatımızı devamettirmeye çalıştığımızı biliyoruz. Yine sunun da farkındayız ki, en gelişmişaletlerimizle ancak uzayın çok küçük bir bölümünü izleyebiliyoruz. Fakat bunarağmen, evrende bulunan maddenin yoğunluğu, kainatın ve dünyamızın yaşı,big-bang’le evrenin nasıl oluştuğu gibi birçok kozmolojik sorunuaçıklayabilecek derecede fikir sahibiyiz.


Evrendeki olayları, zaman zaman gözlemlerimizden hareketle bazen de ortayaattığımız kuramlarla açıklamaya çalışırız. Bu durumda, evrende olup olmadığınıbilmediğimiz bir takım sonuçlara da varabiliriz. İşte karadelikler de varlığıkonusunda hiçbir şey bilinmeden, bütün matematiksel açıklamaları ve teorilerielde edilmiş nadir konulardan biridir.
İlk defa 1969′da Amerikalı J. Wheeler tarafından adlandırılan karadeliklersonsuz yoğunlukta madde taşıyabilen gök cisimleridir. Güneş’ten yüzlerce keredaha büyük olan yıldızlar, yaşamlarının sonunda o kadar küçülürler ki bir noktakadar boyutsuz, hacimsiz bir yapıya bürünebilirler. Öyle ki, bu yapıdan bir çaykaşığı kadar almaya kalksanız: tonlarca maddeyi taşımanız gerekir. Bu yoğun vekavranılması güç oluşumlar, karadeliklere çok yoğun ve etkili bir çekim alanıkazandırır. Nitekim, A.Einstein’ın özel relativite teorisinde belirttiği“evrendeki en yüksek hıza sahip ışık” bile karadeliklerin yeterince yakınınageldiğinde bu güçlü kütle çekimine yenilerek, karadelikler tarafından yutulur.Wheeler, hiç şüphe yok ki, üzerine gelen ışığı yutabildiğinden dolayıkaradeliklere bu ismi vermişti.


Karadelikler, üzerlerine gelen her maddeyi ve ışığı kolaycaemebildiklerinden dolayı hiçbir zaman doğrudan gözlenemezler. Çünkü, bir cismigörebilmemiz İçin, ancak ondan bize ışık ışınlarının gelmesi gerekir. Birkaradelik ise, uzaydaki gaz ve tozları toplarken çevresindeki uzayda bir takımdeğişiklikler yapar. İste. onları bu etkilerinden yararlanarak, dolaylı yoldangözleyebiliriz.


Karadeliklerin gözlemlenebilirle yöntemlerinden biri, çevresinde yarattığıçok güçlü çekimsel alandan geçen ışığın, sapmasının Ölçülmesidir. Kuvvetliçekim alanlarından gecen ışık ısınları, bildiğimiz doğrusal yolundan sapar. Builke. gerçekte yıldız, gezegen, nebula gibi uzayda bulunan büyük kütlelerin,bulundukları yerlerde kütlelerinin büyüklüğüne göre. göremediğimiz ancak teorikve deneysel olarak bilinen eğrilikler, çukurluklar oluşturmasından ileri gelir,Sözgelimi; Güneş’in çevresinde bu eğrilik çok az olduğundan, ışık 1.64 sn’likbir acı farkıyla eğilir. Ama bunu karadelikler için düşündüğümüzde, saptırıcıetkinin çok daha büyük olduğunu görürüz. Bir karadeliğin arkasında bulunan biryıldızdan çıkan ışının bize ulaşabilmesi için O en az iki yolu vardır. İşıkısınlarının her biri. karadeliğin bir yai nından gelmek üzere ayrılarak bizeulaşırlar. Dolayısıyla biz. bir yıldızı ikiymiş gibi görürüz. Bu olaya“çekimsel mercek” etkisi denir.


Karadeliklerin araştırılmasında en verimli yöntem, uzaydaki gaz ve tozzerrelerinin karadelik tarafından emiliminin saptanmasıdır. Bir karadeliğinçekimine kapılan gazlar, çok kuvvetli x -ışını ışıması yapar. Bu ışının çokuzaktan algılanabilmesi İçin de. karadeliklerin ancak yıldızlararası gaz vetozların bol olduğu bölgelerde aranması gerekir. Böylece, bir karadeliğingözlenebilmesi için en ideal konumun, yıldızların hemen yanı olduğu anlaşılır.


1970′de Amerika’nın uzaya gönderdiği bir x-ısını uydusu olan “Uhuru” uzaydanilginç bir takım veriler elde etti. Daha bir yılını doldurmamıştı ki Uhuru,Kuğu takımyıldızının en parlak yıldızı olan Cygnus x-l’de çok yoğun x-ışını yayılımıbuldu. Cygnus x -l saniyede bin kereden fazla titreşiyordu. Bu da sözü edilenışık kaynağının boyutlarının, beklenenden çok daha küçük olduğunu gösteriyordu.Dikkatle yapılan gözlemlerin sonunda: bu yıldızın HD226868 tarafından beslenenbir karadelikti. Teorilerin, yıllar önce öngördüğü sonuçlar, gerçekleşmişti.


İzleyen yıllarda, uzaya bir çok x-ışını uydusu gönderildi. Bu uydular da 339ayrı x-ısını kaynağı hakkında bilgi toplayan Uhuru’nün izinden giderek, bizeevrenin x-ısmı haritasını çıkardılar. Bu haritada özellikle Cygnus x-l. GK339-4ve V861 Scorpii karadelik olarak kabul edilen ilk gök cisimleridir.


Einstein 1905 ve 1915 yıllarında ortaya attığı özel ve genel görelilikkuramlarıyla doğaya, maddeye, uzaya ve zamana farklı bir bakış açısı getirdi.Onun bu buluşlarıyla; belki de fizik, felsefe dalında en Önemli sınavını veriyordu.Birbiriyle İlintili olan bu kuramlara göre; hareket eden saatleryavaşlayabiliyor, cetvellerin boyları kısalıyor cisimlerin kütleleri, hızlarıdolayısıyla artabiliyordu. Einstein’ın yeni denklemleri Newton’un koyduğuklasik anlayışa, ancak ışık hızından çok küçük hızlarda uygunlukgöstermekteydi.
Einstein. hep saatlere, cetvellere ve gözlemcilere bağlı olmayan evrenselbir çekim kuramı hayal ederdi ve Tanrı’nın, kendine bir keçi inadı ile İyi kokualan bir burun verdiğini söylerdi. Gerçek şu ki; O’nun bu özellikleri amacınaulaştırmıştı.


Genel görelilik kuramı, kütle çekiminin nasıl islediğini anlatır. Ama bunuyaparken; hiçbir zaman çekimi bir kuvvet olarak düşünmez. Bunun yerine,cisimlerin çevresindeki çekim alanlarının, uzay ve zamanın bükülmesi sonucuoluştuğunu söyler. Cisimler, içerdikleri kütlelerine oranla uzayda çukurluklaroluşturur. Ve zamanın akışını yavaşlatır. Ancak uzayın derinliklerinde, tümçekim kaynaklarından uzakta, uzay ve zaman tam anlamıyla düzdür. Çekim alanınıngücü arttıkça uzay-zaman eğriliği de artış gösterir. Bütün bunlardan çıkansonuç şudur: Madde uzay-zamanın nasıl eğileceğini, uzay-zaman da maddenin nasıldavranacağını belirler.


Uzay-zaman düşüncesine somut bir örnek olarak sunu verebiliriz: Ilık bir yazgecesi uzaya baktığınızı düşünün. Binlerce yıldız, gözlerinizin önüneserilmiştir. Bize en yakın yıldızlardan olan Sirius’a gözlerimizikaydırdığımızı haya! edelim. Sirius. güneş sistemine yaklaşık 8,5 ışık yılıuzaklıktadır. Bu ise; o yıldızdan çıkan bir ışık ışınının gözümüze ancak 8,5yıl sonra ulaşabildiğini bize anlatır. Yani yıldıza bakmakla onun 8,5 yılönceki halini görmekteyiz. Ya 250 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir galaksiyigözlemlediğimizi düşünsek? Tahmin edersiniz ki; galaksinin yeryüzündedinazorların hüküm sürdüğü devirlerdeki görüntüsünü algılarız.


Sonuç olarak, yıldızlara bakmakla uzayın zamandan ayrı düşünülemeyeceğinikavrarız. Çünkü, gökyüzünü incelerken, aslında evrenin geçmişine bakmaktayız.İşte. birbirinden ayrı olarak düşünmediğimiz bu dört boyutlu anlayışa (en. boy.yükseklik, zaman) uzay-zaman denir. Nasıl, bir cetvel uzunluğu ölçüyorsa .kolumuzdaki saat de zaman yönünde uzaklığı ölçer.


Einstein. kuramın matematiksel ispatı yanında bir de deney önerdi. O’na göreGüneş de ışığı belli bir oranda saptamalıydı. 1919′da bir Güneş tutulmasıesnasında, uzaydaki konumu önceden bilinen bir yıldız üzerinde gözlem yapıldı.Gerçekten de. yıldızın ışığı Güneş’in yanından geçerken: uzay-zaman eğriliğinedeniyle önceki konumundan daha açıkta görülüyordu. Gözlem sonunda elde edilensayılar da teorik hesaplarla bulunana yakındı. 60 yıl boyunca tekrarlanan diğerdeneyler de Einstein’i haklı çıkardı. Günümüzde de çok hassas aletleryardımıyla, uzayda yapılacak bir deney düşünülüyor. Dünyanın dönme eksenininbulunduğu düzlem üzerine, yaklaşık 640 km yüksekliğe yerleştirilecek GP-B kütleçekim aracı en hassas uzay-zaman gözlemini yapacak.


Görelilik kuramı, uzayın eğriliğine bağlı olarak zamanın da akışınınyavaşlayacağını belirtir. Uzayda, eğim ne kadar fazlaysa o bölgede aynı oranda.zaman yavaş işler. Eğimin en fazla olduğu yerler de gök cisimlerininmerkezleridir. Merkezden uzaklık arttıkça zamanın büzülmesi de azalır. Çokkatlı bir binanın zemin katı ile en üst katı arasındaki zaman farkı ilk defa1960′da ölçülebildi. Günümüzde isg, en hassas saatler olan atom saatleriyleyapılan çeşitli deneyler de bu ilkeyi destekledi.


[b]Karadeliklerin yapısı ve çeşitleri[/b]
Yıldızların sonları, içerdikleri kütlelerine göre tespit edilir. KütlesiGüneş kütlesinin yaklaşık 1,5 katından aşağı olan yıldızlar, yapılarındabulunan hidrojeni önce helyuma sonra da helyumun tamamını karbon ve oksijeneçevirerek yakarlar. Artık yıldızın tüm enerjisi bitmiş ve yıldız beyaz cücehaline gelmiştir. Beyaz cüceler oluşurken, atomlar öyle büyük kuvvetlerlesıkışır ki, çekirdeğin etrafında dolanan elektronlar, çekirdeklerindenayrılırlar. Yıldız dünyamızın boyutlarına değin küçüldüğünde, elektronlaruygulanan yüksek basınca karşı koyar ve yıldızın artık daha çok büzüşmesiniönlerler.


Güneş kütlesinin 1,5 katından büyük kütleli yıldızların sonu ise uzun sürenaraştırmalardan sonra cevaplanabilmiştir. 1928 yılında, fizik doktorasınıyapmak için İngiltere’ye doğru yola çıkan Hintli bilimadamı Chandresekhar, biray süren gemi yolculuğu süresince kamarasına kapanıp çalışarak çok ilginç birbuluş elde etti. Chandresekhar’a göre eğer bir yıldızın kütlesi. Güneş’inyaklaşık 1.5 katı ve daha fazlasıysa bu yıldız büzülmeye başladıktan sonrabeyaz cüceden daha da küçülüp çok yoğun hale gelebilirdi. Ama gençaraştırmacıların fikirlerini kabul ettirebilmesi zordu: nitekim Sir Eddington,yıldızın bu katlar küçülmesine doğanın izin vermeyeceğini söyleyerekChandresekhar’ın çalışmasını geri çevirmiştir. Zaman geçtikçe, gene araştırmacıhaklı çıkacak ve reddedilen bu çalışmasıyla bir nobel ödülü alacaktı. Aynıyıllarda Rus fizikçi Landan da aynı konu üzerinde çalışmaktaydı. O, biraz dahaşanslıydı ve çalışmasını bir dergide yayınlatabildi. Amerikalı Openheinmer,öğrencisiyle hazırladığı “sürekli kütle çekimsel büzülme “adlı makalesinde.Landau’nun eksikliklerini de düzelterek problemin üstesinden gelir. Buna göresözü edilen kütlede bir yıldız:ömrünün sonuna gelirken,beyaz cücelerin elektronbasıncı sonucu yakamadığı karbon-oksijen zengini katmanını da tepkimeyesokabilir. Çünkü bu denli büyük kütle nedeniyle oluşan basınç, yıldızınsıcaklığını 700 milyon dereceye kadar yükseltebilir.


Ard arda oluşan diğer tepkimeler sonunda; yıldız silikon ve demir zenginibir kütleye dönüşür. Artık demir, merkezdeki sıcaklık ve basınç ne olursa olsuntermonükleer tepkimeye giremez. Bu halde, yıldızın atomundaki eksi yüklüelektronlarla, artı yüklü protonlar birleşerek yüksüz nötronları oluştururlar.Oluşan bu nötronlar daha az yer kapladıklarından yıldız, çok çok güçlü ışınyayan ani bir çökme evresinden geçer. Bu çökme anında yayılan enerji o kadarfazladır ki; yıldızın doğumundan o ana kadar ki yaydığı toplam enerjiyedenktir. Daha sonra şiddetli bir patlama duyarız. Çünkü yıldız, tümüyleparçalanmış ve süpernova olmuştur. Bu patlamadan arta kalan ise sadece nötroncazengin bir “nötron yıldızı”dır.


Oppheimer, nötron yıldızının yukarıda saydığımız özellikleri üzerindeçalışırken bir an, incelediği yıldızın kütlesinin Güneş kütlesine göre 2.5 katıve fazlası olduğu durumu düşündü. Hiçbir doğa kuvveti, böyle bir yıldızınbasıncını dengeleyemezdi. Saniyeler içinde: elektronlar, nötronlar veprotonların birbiriyle karışması sonucu, yıldız daha fazla küçülüp. uzayı diğergök cisimlerinden daha çok eğerdi. Bunun sonunda, küçülme o kadaran-lamsızlaşır ki artık ortada ne nötron, elektron, kuark ne de madde vardır.Sadece, boyutsuz bir nokta olan “tekillik”vardır orada…İşte karadelikler…


Çökme sonucu uzay-zaman eğrileri o kadar artmıştır ki. artık yıldıza ilişkinhiçbir şeyi algılayamadığımız an; yıldızın, “olay ufkunun” altında kaldığınıkabul ederiz. Olay ufku bizim, hiçbir fiziksel incelemede bulunamadığımız uzayparçasıdır. Çünkü olay ufkundan ötesini, bizim yasalarımızla açıklayamayız.Adeta başka bir evrendir orası ve orada ne olup bittiğini bilmenin bir yoluyoktur. Bir yıldızın olay ufku ,yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle yakındanilişkilidir. Örneğin, kütlesi. Güneş’in kütlesinin 10 katı olan bir yıldız,çapı 60 kmolan bir olay ufkuna sahiptir. Kütle arttıkça, olay ufku da genişler.


Buraya kadar ki anlattıklarımıza bakılırsa, aslında bir karadeliğin çokbasit bir yapısının olduğu anlaşılır. Olay ufkuyla çevrelenmiş bir tekillik…Hepsi bu kadar! Bunun yanında, karadeliğin gerçekten boş olduğunu hatırlamakgerekir. Orada, ne atomların, ne kayaların ne de uzaydaki gaz ve tozbulutlarının İzine rastlanmaz. Yıldızı oluşturan tüm madde; karadeliğinmerkezindeki tekillik noktasında yok olmuştur. Elimizde kalan tek şey, sonsuzeğilmiş uzay-zaman’dır.


Einstein, önceleri her ne kadar görelilik kuramıyla uzayda çok yoğunmaddelerin varolamayacağını İspatlamaya çalıştıysa da, kıvrak zekasınınyanıldığı bir nokta da bu olmuştu. Kuramının öngördüğü etkiler, karadeliklerinyakınında inanılmaz boyutlarda artış gösterir. Örneğin, kütle çekimininyeryüzünde zamanı yavaşlattığı biliniyorken. karadeliğin olay ufkunda zamantümüyle durmaktadır. Eğer. korkusuz bir astronotun karadeliğe doğruilerlediğini düşünürsek: O’nun saatinin bizimkine göre yavaş çalıştığınıfarkederiz. Olay ufku geçildiğinde ise. zaman sonsuza değin duracak fakat astronotunbundan haberi olmayacaktır. Çünkü kendi vücut faaliyetleri de aynı orandaduracaktır, Bu uzun adamının haberdar olacağı bir şey varsa; o da ışık hızıylakaradeliğin tekilliğine doğru çekildiğidir.


Günlük yaşantımızda, uzayın üç boyutunda (aşağı-yukari: sağa-sola;ileri-geri hareket etme serbestliğine sahibiz ama istesek de istemesek debeşikten mezara doğru bir zaman akışımız vardır. Karadeliğin çevresindeki olayufkunun içinde ise “zaman içinde” hareket etme özgürlüğü kazanırız ama uzayboyutlarında hareket özgürlüğümüzü yitiririz. Tekilliğe doğru çaresizceçekiliriz.


Acaba bu kozmik elektrik süpürgelerini yalnızca maddesel yoğunluk muetkiler? Doğada, sadece kütle mi onların yapısında söz sahibidir? Karadelikler.yapılarına göre üç kısımda incelenir: Maddesel, elektriksel ve dönenkaradelikler…


Maddesel karadelikler çevrelerindeki maddeleri yutarken herhangi birelektrik yükü taşımazlar ve çevrelerinde dönmezler. Böylece; yüksüz, durağankaradelik yalnızca tekilliği çevreleyen, bir olay ufkunda oluşur. İlkdenklemlerini 1916′da Alman gökbilimci K.Schwarzchild in yazdığı bukaradeliklere “Schwarzchild karadelikleri” de denir. Karadeliklerin, yuttuğumaddeye oranla olay ufuklarını genişlettiklerini biliyoruz. Bu da karadeliğindaha güçlü çekini alanına sahip olmasına neden olur. Madde yuttukça güçlenenkaradelik. cisimlerin niteliğine bakmadan. sonsuza değin onları geri salmaz.Ancak olay ufkunun incelenmesiyle, bir karadeliğin kütlesi hakkında fikirsahibi olunabilir.


Şimdi de Schwarzchid karadeliğine bir elektron düştüğünü düşünelim. Budurumda karadelik elektrik yüküyle yüklenir. Yüklenme arttıkça da tekilliğinçevresinde ikinci bir olay ufku oluşur. Böylece karadeliğin çevresinde, zamanındurduğu iki yeri rahatlıkla gösterebiliriz. Elektrik yükü arttıkça iç olay ufkubüyür, maddesel (dış) olay ufku ise küçülür. İki olay ufku çakıştığı an:karadelik alabileceği en fazla elektrik yükünü almış demektir. Bu durumda dahaçok elektrik yüküyle zorlarsanız, olay ufkunun dağıldığı ve geriye çıplaktekilliğinin kaldığı bir karadelik elde edersiniz. Bu görüşler ilk kez 1916-18yıllan arasında Alman H. Reissner ile Danimarkalı G- Nordstron tarafındanortaya atıldı. Bundan dolayı, elektrik yüklü karadeliklere çoğu kez;“Reissner-Nordstron Karadelikleri”. denir. Bunların varlığı kuramsal olarakkabul edilse de uzayda gerçekten var olmalarını bekleyemeyiz. Nedeni ise,elektrik alanlarının, çekim alanlarından çok çok daha baskın olması vekaradeliğin; kendini elektrik yüküyle yüklerken, çevresinden gelen diğer yükleryardımıyla kısa sürede nötr hale getirilmesidir.


Gökyüzündeki hemen hemen tüm yıldızlar kendi çevrelerinde döner. Bunlarındönme hızları, büyüklükleri nedeniyle çok küçüktür. Ama bu yıldızlardanherhangi biri çökerek karadelik haline gelirse dönme hızı da artıverir. Böylecebu dönme hareketleri, karadelikler için vazgeçilmez derecede önemli olur. Dönenbir karadelik. çevresindeki uzay-zamanı da sürükler. Bu nedenle ki böyle birkaradeliğin çevresine ışık demetleri gönderilirse; demetler tekilliğinçevresinde dönen uzay-zamanın akış yönüne göre değişik miktarlarda saparlar.


Bundan hareketle, karadeliğin toplam dönme miktarı ölçülebilir. YineSchwarzchild karadeliği tipinde karadeliğin döndüğünü düşünürsek, tekilliğinçevresinde ikinci olay ufkunun oluştuğunu farkederiz. Dönen karadeliklerinuzay-zamanı sürüklemesini ve önemli özelliklerini Y. Zelandalı matematikçi P.Kerr tanımlamıştır. Dr. Kerr, 1963′de bir kütleye ve dönmeye sahip karadeliğitümüyle açıklayabilen denklemleri yazmayı başarmıştır. Dönen karadeliklerekısaca”Kerr karadelikleri” de denir. Tıpkı elektrik yüklü karadeliklerde olduğugibi bunlarda da zamanın akmadığı iki olay ufku bulunur. Deliğin dönme hızınınartması: İç olay ufkunu genişletir ve dış olay ufkunu daraltır. Karadelikmaksimum hızında dönmeye başladığında ise iki olay ufku çakışır. Bu limitdeğerden yüksek hızlar için olay ufku kaybolur ve çıplak tekillik kalır.


Dikkat edilirse, elektrik yüklü karadeliklerle. dönen karadelikler arasındaşaşırtıcı benzerlikler bulunur. Bunlardan en önemlisi ise her iki tipin de çiftolay ufkuna sahip olmasıdır. Buna rağmen, aralarında farklılıklar da bulunur.Elektrik yüklü olanlarda tekillik yalnızca bir noktadan ibaretken dönenkaradelik için tekillik bir halkadır. Halka tekillik, havada asılı duran bir yüzükgibidir ve karadeliğin dönme eksenine dik, ekvator düzleminde yer alır.


Durağan ya da elektrik yüklü bir karadeliğin merkezine giden biri. sonsuzeğrilmiş uzay zaman tarafından parçalanır. .Buna karsın, dönen bir karadelikte;tekilliğe dik (yüzüğün ortasından geçecek şekilde) yaklaşıldığında, eğilmişuzay-zamandan etkilenmeden halka tekilliğin içinden geçiverirsiniz. Ama bugeçişle, çekim kuvvetinin itici olduğu “anti uzaya” girilir. Yani, elemanınyere değil, göğe düştüğü bir evrene !


[b]Karadeliklerin tuhaf özellikleri[/b]
Herhangi bir yıldızın tanımlanabilmesi için: merkezinden yüzeyine değin gazbasınçlarının, madde yoğunluğunun, sıcaklığının ve kimyasal bileşimininhakkında fikir sahibi olmak gerekir. Fakat, bu ayrıntılardan hiçbirikaradeliğin tanımlanmasına girmez. Bir karadeliği anlamak; onun sebep olduğuuzay-zaman eğriliğini incelemek demektir.
Önceki bölümlerde, yeterince büyük kütleli bir yıldızın, ölümünden sonrauzay-zamanı eğdiğini belirtmiştik. Uzun yıllar, bu eğilmenin fiziksel anlamıüzerine fikir yürütüldü. 1930′iarda, Einstein ve Rosen, uzay-zaman eğilmesinin,yıldız; karadelik haline geldiğinde maksimum olması gerektiğini söylediler.Onlara göre; oluşan bu eğrilik başka bir evrene açılmaktadır. Durağankaradelik-lerin bu özelliğine “Einstein Rosen Köprüsü” denir. Bu ikinci evrengörüşüyle ilgili olarak çeşitli fikirler oluşturulabilir. Bir düşünceye göre.karadeliğin açıldığı ikinci evren, bizim evrenimizin uzak bir köşesidir. Eğeruzayın düz olduğu kabul edilirse, bu durumda oluşan delik daha çok bir elmanıniçindeki kurdun yolunu andırır. Böylece, uzayda “kurt deliği” oluşmuş olur.Evrenimizde, birçok karadeliğin varolduğu düşünülürse: uzayın, birbiri içinegeçmiş sayısız tünellerden oluşmuş olduğu anlaşılır.


Karadelikleri salt geometrik düşüncelerden yola çıkarak açıklamak, bir takımfantastik sonuçlara neden olur. Söyle ki; durağan bir karadeliğe düşen insan,tam olay ufkuna tekrar döndüğünde, matematiksel olarak kendisiyle tekrarkarşılaşır. Çünkü orada zaman durmuştur. Bu gibi ilginçlikler bize,uzay-zamanın salt geometrik düşüncelerle açıklanamayacağını gösterir.


1960′ların sonunda, İngiliz matematikçisi R.Penrase, karadeliklerle ilgiliuzay-zamanın tamamını anlatabilen bir yöntem geliştirdi. “Penrose çizimi”yöntemine göre: zaman dikey eksende ve uzaydaki uzaklıklar da yatay eksendealındığında, bir kareler sistemi oluşturulabilir. Karelerin iç kenarları herbiri yatayla 45 derecelik açı yapacak şekilde çizilmiştir. Bu kenarlar, olayufku olarak adlandırılır ve sadece ışık, bu çizgilerde hareket edebilir.Çizginin sağına geçebilmemiz 45 derecelik acıdan büyük olduğundan yasaktır.Çünkü o zaman ışık hızından fazla bir hıza sahip oluruz. Bu şartlarda ancakışık hızından küçük hızlarla gidebileceğimiz yollan kullanabiliriz. 45dereceden büyük her açı için. bir karadelik seyahati düşünülebilir. Seyahatimizsırasında ola1; ufkunu geçersek: karadelik tekilliğine çarparız. Işık hızındanbüyük hıza ulaşamadığımızdan; durağan karadeliklerde kurt deliğinin ötekiyüzüne çıkabilmemiz imkansızdır.


Elektrik yüklü ve kendi çevresinde dönen karadelikler için ise Penraseçizimi çok daha farklıdır. Çizimlerdeki temel farklılık bu karadeliklerin çiftolay ufkuna sahip olmasından kaynaklanır. En kayda değer Özellikleri ise, ikiolay ufkuna sahip olan karadelik-lerle, başka evrenlere geçebilme şansımızınteorik olarak bulunmasıdır. Başka bir deuisle: bu tipteki karadelikleryardımıyla kurt deliğinin diğer ucundan fırlayabiliriz. Tabii ki: Penroseçizimlerinden çıkan bu tuhaf bilimkurgu bilgilerinin daha pek çok eksikliklerivardır. Bu halde planlanan bir yolculuk denemesi; Niagara Şelalesi’nden birfıçı içinde atlamaya benzer ki: bu da karadelik yolculuğu yanında çocukoyuncağıdır.


[b]Karadelikler de ölür[/b]
S. Hawking: “Samanyolu galaksisinde görünen 200 milyon yıldızdan daha fazlakaradelik olmalı ki. galaksimizin niçin bu kadar hızlı döndüğü açıklanabilsin”demektedir. Gözümüzün önüne tüm uzayı getirdiğimizde bu kozmik oburlarınsayısının daha da kabaracağı açıktır. İnsanın, ister istemez su soruları sorasıgeliyor: Karadeliklerin bir sonu yok mu? Evrenimizin ölümü karadeliklerden miolacak?


1971′de Hawking, karadelik oluşumunun yalnızca yıldız ölümüne bağlıolmadığını gösterdi. Herhangi, bir nesneye, bir protonun hacmine sığacakşekilde basınç uygulanırsa, minicik bir karadelik oluşabilir. Hawking. izleyenyıllarda. Oxford’un güneyindeki bir laboratuvarda, “karadelik patlamaları”konusunda bir konferans verdi. Herkesi hayrete düşüren “karadelikler dışarıyaradyasyon yayıyorlar” sözü salonda serin rüzgarlar estirdi. Ünlü matematikçi J.Taylor, ayağa kalkarak;” Üzgünüm Hau’king. ama bunlar kesinlikle saçma!”diyerek bağırdı. Bugün “Haw-king Radyasyonu” olarak bilinen bu olgu; gerçektekara-deliklerin. kuantum mekaniği çerçevesinde incelenmesinden elde edilmiştir.


İlk defa. 1932′cle D. Anderson tarafından bulunan pozitron (pozitif yüklüelektronlardan sonra artık; evrenimizde bulunan her bir parçacığın zıt yüklübir esinin de varolduğu resmen ispatlanmış oldu. Parçacık hızlandırıcılarıyla,çok büyük enerjiler altında yapılan deneylerden sonra, evrenimizi oluşturan herbir parçacığın bir antiparçacığı olduğu: bunların bir araya gelmeleriyleenerjiye dönüşüp yok oldukları, gözler önüne serildi. Karadelikler gibi enerjibakımından çok yoğun olan ortamlarda da bu parçacık ve antiparçacıklarınoluşabildikleri düşünüldü. Bu durumda; parçacıklar ve antiparçacıklar çok kısaanlar için birbirinden ayrılabilir ve bu çiftlerden biri. kendini, olay ufkunundışında bulabilirdi. Artık bu parçacık, eşelinin karadelikte yok olmasınedeniyle, evrenin her tarafına gidebilmekte özgürdür. Bu da bize radyasyonyayımı olarak görünür.


Karadelikten her ayrışan parçacık çifti, aynı zamanda onun enerjisinin birkısmını da alıp götürür. Bu da “karadelik buharlaşması “dır. Hawking;buharlaşma ile karadeliğin kütlesi arasında bir ilişki olduğunu ortaya çıkardı.Karadelik küçüldükçe, parçacık yayınlama hızı artar, bu da kütleninazalmasıyla, daha çok parçacığın açığa çıkmasına neden olur. Kütlesi gittikçeazalan karadelik, daha çok parça-cağın çekim alanından kaçmasına izin verir veen sonunda milyonlarca atom bombasına eşdeğer korkunç bir patlamayla yok olur.Aslında; karadeliğin yuttuğu madde miktarı, radyasyondan büyük olacağından;Hawking en iyimser tahminle. Güneş kadar kütleli bir karadeliğin sonunda yıldanönce olamayacağını söylemektedir. Aynı şekilde, en erken yok olankaradeliklerin ömürleri ise. hesaplarla 10 milyar yıl olarak bulunur. Bunedenle; kainatın ilk yıllarında oluşmuş olan çok sayıda minik karadeliğingünümüzde, yok olmalarını izleme şansımız vardır.


Zaman ilerledikçe, uzay hakkındaki bilgi dağarcığımız da genişliyor.Gelişmiş teleskop sistemimizle; karadelikler artık bize teorilerde olduğundandaha yakın. Belki ileride tüm gizemlerini çözme başarısını göstereceğiz: hattabelki onlara seyahatler düzenleyebileceğiz. Ama şunu da biliyoruz; şimdilik bununiçin henüz çok erken…
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Konusunun Linki Direkt Link
Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Konusunun HTML Kodu HTML Link
Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Konusu BBCode Linki BBCode Link
Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Big Grin Dünya’nın Kara ve Beyaz Enerji Akımı: Ley Hatları ulas 0 2,082 18.01.2013, Saat: 20:33
Son Yorum: ulas
Big Grin Kara Bilim ‘Haarp’ ve Nicola Tesla ulas 0 1,368 18.01.2013, Saat: 20:25
Son Yorum: ulas
Big Grin Işıktan Hızlı Bir Uzay Gemisi Kara Delik Oluşturabilir ulas 0 853 18.01.2013, Saat: 19:57
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole indir, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Videosu, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole online izle, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Bedava indir, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Yükle, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Hakkında, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole nedir, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole Free indir, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole oyunu, Zamanın Durduğu Yer: Kara Delik – Black Hole download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap