default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 12.12.2017, 09:27


Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 1146 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 18.01.2013, Saat: 19:56
[b]Zaman Nedir[/b]
Zaman, iki hareket arasındaki süredir. Hareket ve maddenin nesnel halizamanla belirir. Zamanın olmadığı yerde , nesnellikte yoktur! Bu nedenle zamancismin kesinlikle belirleyici faktörüdür. Hareketin hızı zamanın da hızıdır.Görelilik ve kuantum varsayımlarına göre zaman ile uzay birbirleriyle doğrudanilişkili ve bağlantılıdır. Zaten zaman ile uzay birlikte anlamlıdır. Biriolmadan diğerinin olması mümkün değildir. Bunu şöyle özetleyelim : elektrikyükünün çevresindeki elektrik alanı , o elektrik yükünün bir bağlantısıdır.Tıpkı bunun gibi geometri ile kinamatik ‘den oluşan eğri yada düz uzay-zamanmetrik alanı da özdeğin (maddenin) bir bağlantısıdır. Elektrik yükü olmadıkca,elektrik alanı nasıl olmaz ise ; maddesiz bir ” metrik alan”, eş anlamıyla ”uzay-zaman ” da varolamaz. uzayla zaman, düşünsel tasarımlar değil , maddeselnesnenin içinde bulunan nesnel zaman-uzay madde somutluğundan oluşmuş birbütündür.


Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarınınbir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Maddeözünde ışıma kuatlarından oluşma bir yapıdır. Bu ışıma kuantları kendileriniözde zamansal bir varoluş olarak, bir frekans olarak bir zaman yapısı olarakortaya koyarlar. Zaten Birleşik Alanlar Teoreminin özündeki ana fikir ‘de ışıkkuantları düzeyinde elektrik alanı – manyetik alanı ve gravitasyon alanlarınıtek bir alan yapısı altında formüllemekten başka bir şey değildir. Bu iseelektro-gravitasyon alanı denebilecek yeni bir alan anlayışını öngörecektir.Eğer elektrik- manyetik ve gravitik alanlar içerisinden zaman kayması -boyutdeğişimi hadiselerini açıklayabilirsek bir Birleşik Alan Kuramı anlayışınasahibiz demektir.


Einstein izafiyet teorisini ortaya attığından bu yana, fizikçiler dünyaüzerinde dört boyut bulunduğunu kabül ediyorlar.(Hatta yerçekiminin kendisibile üç boyutlu uzayın bir dördüncü boyuta doğru eğim yaparak bükülmesidir.)Ozamana kadar bilinen ve kabül gören üç boyut olan uzunluk, yükseklik vegenişliğe ek olan diğer fiziksel boyut ise zaman olarak biliniyor.Matematikselolarak da kabül gören 4′üncü boyut, diğer üç boyuta eşit değer taşıyor.Ancakinsanlar dünya üzerinde üç boyutta, her yönde hareket edebiliyorlar yani,yukarı ve aşağı, sola ve sağa, ileri ve geri. Ancak zamanda sadece ileri doğruhareket edebiliyorlar, zamanda geriye doğru hareket hiçbir zamangerçekleşmiyor. Fakat fizik kanunlarında, zamanın geriye doğru hareketedemeyeceğini söyleyen bir kural mevcut değil. Zaten Einstein’in bu konudaispatladığı hareket denklemi de zaman geriye döndürüldüğünde gayet iyiçalışıyor.Ancak henüz hiç kimse zamanda geriye seyahat etmeyi başaramadı.


[b]İzafiyet Teorisi nedir?[/b]
Tam Türkçesi ”Görecelik Teorisi” olan izafiyet teorisi üç bölüme ayrılır.Bir bölümü çeşitli hızlardaki araölar veya maddelerde geçen zamanın, uzay-zamaniçinde değişik konumlarda bulunan gözlemcilere göre ”göreceli” olduğunuvarsayan bir teoridir. Ünlü fizikçi Einstein, sonlu ve eğrisel olduğunudüşündüğü evrenin dört boyutlu olduğunu, dördüncü boyutun zaman olduğunu ilerisürmüştü.Mesela ışık hızına yakın bir süratle giden bir uzay gemisini, dünyadaikizi bulunan birinin kullandığını varsayalım.10 yıllık bir seyahate çıkıpdünyaya geri döndüğünde, uzay gemisini kullanan ikiz, dünyada kendisinibekleyen ikizinden daha genç olarak dünyaya ayak basacaktır. Uzay gemisinikullanan ikiz ışık hızına yakın bir süratle hareket ettiği için, onun saatiyleon yıl , dünyadaki kardeşinin saatiyle 15-20 yıl olabilecektir.
Zaman, değişmeyen değişimler bütünüdür!


Diğer bir tanıma göre: …Pekala, bakın siz insanlar zamanı doğrusal (lineer)biçimde algılıyorsunuz. Zaman aslında doğrusal değildir.Bilmelisiniz ki zaman,uzay gibi eğrilebilir-katlanabilir-genişleyebilir, daraltılabilir bir yapıdır.Zamançok esnek ve çok boyutlu olan plastiksi bir akımdır(eğer onu doğrusal bir akışgibi görürsek). Ve zaman üstüste bindirilip katlanabilir bir yapıdır. Bir zamannoktası bir frekans yapısında olup başka zaman frekanslarıyla senkonize biçimdeörtüştürülüp çakıştırılabilir.Bir bakıma zaman, toplumumuzun onu ölçtüğü gibidoğrusal biçimden çok daha farklı ve karmaşık olan bir şeydir. ”Zaman Makinesi ” romanında bile H.G. Wells, zamanın dördüncü boyut olduğunu venasıl balonlarla iki boyutlu yer düzleminden kurtulup bir üçüncüsündegezebiliyorsak, zaman makinesiyle de dördüncü boyut olan zamandadolaşılabileceğini söyleyerek zamanın ve yolculuğun esaslarını anlatır.


Zaman kimilerine göre kendi üstüne doğru bir sarmal çizerek geleceğe ve geçmişeuzanan sonsuz bir sarmal yapıdadır(Zaman akımı salyangozun eğri sarmalçizğileri gibi kendi üstüne bükülüp kapanarak sonsuza uzanan çizğilermidir?).Zamanı daha iyi tanımlayabilmek için bir kutu içindeki bir filim rulosunudüşünün. O ruloda birbirinden ayrı kareler(zaman çerçeveleri) içinde görüntülervardır.Tüm zamanları içine alan ”sonsuz şimdi” ye bir rula halindebaktığımızda, böyle ayrı ayrı zaman dilimi çerçevelerinin olduğunu görmekkolaydır.Bununla birlikte eğer onlardaki sürekliliği anlamak isterseniz, dördüncüboyutta duran bu üç boyutlu filim rulosunu bir projektörden geçirmekzorundasınız.Böylece dördüncü boyut üstünde hareket eden bilincinizin bir türprojektör olduğunu söyleyebiliriz ve o filim kareleri ister geçmişinize aitolsun, ister bu yaşamınıza ait olsun ister gelecekteki görüntülere ait yaşamlarolsun, o filim rulosundaki karelerden birine her ne zaman bakarsanız, o çerçeveiçindeki donmuş resmi görebilirsiniz.Ancak, sürekliliği görmek isterseniz,filim rulosundaki her bir karenin birbiri ardına başından sonuna dek dördüncüboyut doğrultusunda ilerleyen bilincimizin üstüne yansıtılarak göz önündengeçirilmesi lazım.Fakat zaten tüm zaman kareleri(zaman dilimleri)nin hepsi ofilim rulosunda mevcuttur.


[...Bir çok kez ben şimdiden söz ederken, bu ''şimdi'' sizin için çok dahaileri bir tarihte yaşanacaktır. Ben bir dördüncü boyut varlığı olarak üçboyutluolayları hepsi aynı anda oluyormuş gibi görürüm. Yaşanan olaylar dizisi siziniçin bir yol boyunca doğrusal bir yer işgal etmiştir. Sizin bu kavramı hemenkavramanızı bekleyemem, ama size bu konuda basit bir benzetme sunabilirim: Eğerelinize bir sinama filminin rulosunu alırsanız, o bakıldığında doğrusal zamanınbir kronolojisini temsil edecektir. Ancak o sizin elinizdeyken, potansiyelzamanın tümü aynı anda sizin elinizdedir; onun tümü şimdi' dedir.Filminyirmibeşinci dakikasında ne olabileceği hakkında konuştuğunuzda, onu görmekiçin yirmi beş dakika beklemeniz gerekmez. Bir başkasının geçmişinin olduğugibi, geleceğinin o bölümü de şimdi sizin elinizdedir.Bu bakış açısında''zaman'' kapalı dairesel bir realite olarak karşımıza çıkar.]


Zaten kendi evrenimizin boyutları içerisinde zaman fenomeninide içerisinealacak bir Birleşik Alan Kuramı sonucunda üst boyutlara geçebilmek ve başkazaman yada uzay noktalarına geçit verebilecek fizik dinamiklerindede değişmeleryaratabilecek bilgiye sahip olmuş oluruz. Zaman yolculuğunun mümkün olması içinklasik anlamda lineer olarak düşündüğümüz sürekli /kesintisiz bir zaman çizğisianlayışı yerine, zaman çizğisini oluşturan her bir noktasal AN ‘ ın birbiriardına sıralanmasından oluşmuş kesikli bir zaman çizğisi anlayışını kabületmeliyiz. Yani zaman akışı sürekli bir akış değil kesikli /titreşimli birakıştır. Her bir AN bir dalga vuruşunu ifade eder. Aslında zaman ‘ ın fizikyapısıyla ışık enerjisinin fizik yapısı arasında doğrudan benzer bir ilişkivardır. Bu gibi zaman akımının kendiside hem dört boyutlu bir bakış açısındakendi içinde kesiksiz bir bütünlüktür. Hemde üçboyutlu bir bakış açısıiçerisinde parçacıklı / kesikli bir akıştır. Bu durum ışıgın bir parçacıkakımımı yoksa sürekli bir dalga akımımı olduğu sorusuyla benzer bir tartışmasorusudur. Hatta aynı meselenin bir diğer şeklidir desekte yanlış olmaz. çünküzaman akımı ışık enerjisiyle fiziksel ve matematiksel bir bağa sahiptir.Hareket, zaman ve mekan içinde tanımlanır. Zaman ise mekanı (uzayda birnoktayı) temsil eden enerji dalgasının dördüncü boyut çizğisi boyunca yer alanönceki ve sonraki salınım değerlerinin bir toplamıdır.Geçmiş – gelecek ve şimdiolmak üzere üç zaman dalgası vardır.
Bu üç zaman dalgası bir dördüncü boyut uzayında yanyana gelirler. Üç boyutluuzayda ise farklı zaman boyutları iç-içe geçmiş yada üs-üste binmiş frekanslarmanzumesi olarak algılanır. Zamanın bir çok tanımı vardır. Peki ZAMAN ‘ın biralt sınırı, yani elemanter bir zaman varmı dır? Enerjiyikuantlaştırabildiğimize göre evrendeki sinyallerin maksimum bir hızı olduğunagöre bu gayet mantıklı bir sorudur. En kısa zaman var mıdır? sorusu,sinyallerin yayılma hızının sınırlı oluşu yüzünden, en kısa mesafenin var olupolmadığı sorusuyla aynı şeydir.


En kısa zamana en yüksek frekans tekabül ettiğinden, en kısa zaman sorusu, aynızamanda enerji kuantumu için bir tavan değeri olası gerekir. Ve bu en yüksekfrekans değeri ışık hızında titreşen bir foton noktasını temsil eder.Ve fotonlineer hız olarak(ışık hızı) zamanın akış hızıyla eşdeş bir hıza sahiptir eğerbir foton hız frekansı olarak yaklaşık 12,3 x 10 * üzeri 22 Hz / sn ‘lik birtitreşim hızına erişir ve bu frekansın ötesine geçerse bizim boyutumuzu terkeder. Yani bir üst boyuta bir üst hız frekansı denen başka bir zaman akış hızıiçerisine girer. Işığa ait dalga boyunun kısalmasıyla ışığın frekansıyla doğruorantılı olan enerji değeri de büyür.Kısaca dalga uzunlığunun giderek kısalmasıile enerji değeride giderek yükselir. Ve ışığın en yüksek titreşim hızı olanışık hızına karşılık gelen yüksek frekans düzeyinde ışık vibrasyonları enyüksek hızda titreşirler ve en yüksek enerji değerine ulaşırlar. Ve bu enerjidüzeyi bizim boyutumuzun kuantum enerji düzeyini simgeler. Bu enerji duvarınınbir frekans sıçraması ile aşılması ile bir başka kuantum enerji düzeyini ifadeeden bir üst boyutun kuantum enerji havuzuna yani üst evrene geçmiş oluruz.Nasıl ‘ki enerjinin kendi içerisinde frekanslar şeklinde kuantum enerji fazlarışeklinde geçişler varsa boyutsal düzlemler arasında da enerji yasalarına dayalıbir geçişten bahsedebiliriz. Ve bu yeni boyutta en kısa zamanın genişliği bizimboyutumuzun iki katıdır.Bir foton yada ışık dalgası ışığın hız duvarını üçboyutlu uzayda lineer bir yayılma hızıyla geçemez. Ama bir dördüncü boyutdoğrultusunda açılım gösteren ışığın iç titreşim hızı sayesinde yerindetitreşimler şeklinde bir hızlanmayla ışık titreşimleri kendi yayılmahızını(ışık hızını) aşarak bir üst uzaya sıçrayabilir.Böylece üçboyutlu küreselbir enerji havuzu oluştururcasına yayılan ışık dalgası bir dördüncü boyutadoğru saparak ortadan kaybolur. Ve bir foton bu hızı aşarsa kendini geçmiş vegeleceğe doğru yayarak zamanda sıçramalar yapar.


[b]KUANTUM ALAN KURAMI:[/b]
Bir kaç cümle ile kuantum alan kuramı şöyle anlatılabilir: Kütle ve enerjiEinstein ‘ın E= m.c2 formülüne göre birbirine çevrilebilir. Boş uzay gerçekte okadar da boş değildir( casimir etkisi). Saniyenin 10 milyar kere tirilyondabiri (10* üzeri 22) süresince ortaya çıkıp kaybolan parçacıklarla doludur. İkitemel parçacık aralarında kuantum alanını ileten parçacık yani” kuantumalanının kuantumu ”( Aslında bir parçacıgın alansal yapısını yine bir parçacıkcinsinden elemanter parçacık kümeleri etkisi ve dağılımıyla açıklamak birparadokstur) alış verişi yaparak etkileşirler. Bu yorumla boş uzayda bileparçacık karşıt parçacık çiftlerinin sürgit kendiliklerinden oluşup –yokolmaları (vakum çalkalanmaları) açıklanabilmektedir. Kuantum alan kuramındaparçacıkların (proton, nötron,elektron,pozitronlar, mezonlar…) kuantum vakumundanasıl ortaya çıkıp kayboldukları henüz tam olarak anlaşılmış değildir. AmaEinstein’ ın genel görecelik ve Maxwell ‘in elektromanyetik kuramlarıçerçevesinde salt uzay-zaman levhasındaki mikroskopik noktalarda meydana gelenbükülmelerin atom altı ölçeklerde yeni parçacıkların oluşmasınısağlayabileceğini biliyoruz. Bu bağlamda kuantum kuramının genel görecelikkuramının ayakları üstünde durduğunu söylemek yanlış olmaz. Peki ama saltuzay-zaman levhası nedir. Işığın içerisinden yayıldığı ortam tam olarak nedir.Işık gerçekten bir şey içinde mi yayılır. Yada zaman ve uzayın çizgileri ışığınelektromanyetik alansal çizğilerinin bir ifadesimidir? kuantum alan kuramı;ışık fotonlarının yada dalgalarının yada elektron, proton, nötron.. gibi atomparçacıklarının ortaya çıkış ve kayboluş süreci hakkında tam bir fikir sahibiolmasada bu iki süreç arasında her tür parçacığın saçınıp dağılması esnasındakidevinim süreci boyunca bu parçacıklara ait davranışların bir dizi olasılıkhesapları (kuantum dalga fonksiyonu) cinsinden ifade edilmesine yarayanmatematiksel bir teknik dildir.


Eğer Zaman ve Işık üzerine tam bir bilğiye sahip olsaydık uzay/zaman dasolucan deliklerini, boyut değiştirmeyi, karşıt yerçekimi dalgalarını, zamankayması fenomenini, zaman yolculuğunu tam olarak anlayabilirdik. Ve uzaygemilerimizi ışık hızı ve üstü hızlarda zaman akımları boyunca yürütebilirdik.Uzay/zaman’ın düz çizğilerini istediğimiz gibi eğip -bükebilirdik. Boşlukdediğimiz alana hayali mikroskoplarımızı yöneltip baktığımızda orda bir ışıkfrekansı havuzunu görecektik. Mikroskopun görüş gücünü arttırdığımızdakarşımıza salt uzay/zaman çizğilerine bürünmüş elektromanyetik bir köpükçıkacaktı ! Ve bu boşlukta bir var olan bir yok olan parçaçık bulutuylakarşılaşacaktık. Bu durumda kendimize sorarız ”bir şeye ne zaman tam olarakparçacık denir ve ne zaman bu parçacıklar boş uzayın bir ögesi olarak elealınabilir ?” İşte fiziğin tüm gizemi bu atom altı ölçekteki dünyada gizlidir.Tam bu noktada ‘alan’ parçacığa, parçacık ‘ta alan ‘a dönüşür. Ve uzay-zamançizğileri birbirine karışır. Kuantum köpüğünde, kuantum fiziğinindenklemleriyle genel görecelik denklemleri birbiri içerisinde eriyerek tek bir”etki kuantumunun” gizli ve derin yapısını anlatan yeni bir denkleme dönüşür.Bu yeni denklemler parçaçıkları; üçboyutlu uzay-zaman kafes çizğilerinin birdördüncü boyut doğrultusunda kendi üstüne çöküp girdaplaşarak oluşan üçboyutluküresel ışık vorteksleri olarak tanımlar. Bu durum enerjinin maddesel birparçacığa dönüşmesidir. Buna göre bir parçacığın yok olması o parçacığıoluşturan ‘kendi üstüne düğümlenen uzay-zaman çizğilerinin’ açılıp serbestkalması anlamına gelir. Bu bir başka anlamda maddenin enerjiye çevrilmesidir.İyi ama bu durum kendi uzay yada zaman boyutumuzun dışına çıkmak anlamınagelmez! Peki bir parçacık orijinal haliyle zaman-uzayın kapalı çizğileriboyunca nasıl yerdeğiştirebilir. Parçacıkla birlikte parçacığı yansıtanuzay-zaman çerçevesini kesip başka bir uzay-zaman çerçevesi ile kaynaştırıpbirleştirmek nasıl mümkün olabilir.Belli büyüklükteki bir parçacık için kuantumvakumu dalgalanmaları hissedilmeyecek kadar zayıftır. Böyle bir parçacık kendiçevresindeki uzay-zaman kafesini bozup yönlendirerek kendisini yerçekimsel birdalga üstünde uzay-zamanın kafes çizğileri boyunca sörf yaparcasına kaydırıpsevk edebilir.


Işığın davranışını anlamak için hiperuzaya ve yüksek boyutlara açılmaktan başkaçare yoktur. Benim araştırmalarım göstermiştir ‘ki ışık enerjisi uzayda yerişgal eden ve uzay dan ayrı bir dalga formu değildir. Işık enerjisi uzay dokusuyada alanı denebilecek vakum enerjisinin kendisidir. Yani buna göre ışık,uzayda yayılan bir şey değildir. Işık, zaman akımı boyunca uzaysal enerjidokusunun ”kaynatılarak köpükleştirilip dalgalar biçiminde” geçen zamaniçerisinde uzayda yayılıyormuş gibi gösterime sokulan bir zamandalgalanmasıdır. Işığın yayılması, üç boyutlu enerjinin kendini üst boyutadoğru( kendi boyutunu) açarak kendisini titreşimler biçimde uzatıp-açarak-genişleterek-enerjinin sürdürülen hareketi biçiminde kendisini bir zaman akımı olarak-göstermesinden ibarettir. Zaman akımı ve ışığın yayılması -içsel titreşimdöngüsü- arasında bir bağlantı vardır. Bu formüle edilebilirse zaman akımınınfiziksel bir gerçek olduğu ortaya konulabilir. Işık enerjisinin iç titreşimmodlarına doğrudan bir etki ile fiziksel olarak zaman akımını yavaşlatmakhızlandırmak yada zaman akımının ilerisine ve gerisine doğru uzay/zaman dabükülmeler yaratmak olası hale gelir.


Bu kuramın kuantum biçimindeyse kabaca uzayın her noktasında bir kuantumharmonik osilatörü bulunur. Ve bu ”nokta” zaman ‘ la özdeşleştirilebilecek birparametredir. Zamanın akım hızı ve bu harmonik osilatörün temel ışık hızıylaözdeş hız frekansı birbirine senkronizedir. Enerji ile zaman ilişkisine dairzamanın, enerjinin üretilme ”ritmi” ne daha doğrusu enerjinin kendi değeriniaynen-tekrarlama (yani kendini aynen-yeniden- üretme) frekansına bağlı olduğunubilmeliyiz. Alan, her yere dağılmış fiziksel bir sistem olduğu için, hernoktada aynı dalga frekansı ”f ” geçerlidir; böylece her noktada (uzay-zamannoktası) enerjileri h x f ‘ nin tam sayı katları olan ”alan tanecikleri ” yanifotonlar üretilebilir.Ve alanı yaratanda yada düz uzay/zaman levhasına neden olanşeyde bu her bir nokta arasındaki eşzamanlılık uyumudur. Evrendeki herşey buışık titreşimlerinden bu foton noktalarından oluşur. Titreşim frekanslarındamilyonlarca değişmeler vardır. Ancak, bilindiği gibi hiç bir şey ışık hızındandaha hızlı titreşmez. Işığa ait her bir renk bandı yada frekansı farklı birhızda titreşir. Bilim adamları ışığı yada evren denen bu elektromanyetik ışıkhavuzunu birbirinden ayrı bant ve dalga boylarındaki ışıma gamlarından ve hızfrekanslarından oluşmuş bir frekans havuzu gibi görüyorlar. Biz bu alana sıfırnokta enerjisi yada kuantum boşluğu adını veriyoruz. Eğer evreni ışık hızıfrekansında titreşen tek bir ışık frekansı ve dalga boyu bandı gibigörebilirsek ( tek bir evrensel dalga fonksiyonu= ZAMAN DALGASI = Bir AN ) ve evrenitek bir bütünsel yapı olarak görebilirsek Einstein’ ın salt uzay-zaman alanınaulaşabiliriz.


Böylece zaman ‘ ın akış hızı zaman/uzay salt alanının temel titreşim oranına(frekansına) ve devir adedine bağlı olmuş olur. İşte zaman/uzay salt alanınınbu temel titreşim devrindeki harmonik sapmalar salt uzay/zaman geometrisindeboyutsal bir faz değişimi olan uzay/zaman eğriliği olarak karşımıza çıkar bubağlamda yerçekiminide uzay/zamanla birlikte varolabilen bir fenomen olarakortaya koymuş oluruz. Bir bakıma yerçekimi zaman içerisinde meydana gelen hafifbir zaman kaymasıdır. Yani yerçekimi denen uzay eğriliği, uzay alanıiçerisindeki kuantum vakumuna ait her bir noktanın diğer bir noktayla olaneşzamanlılık uyumunun yitirilerek zamansal bir faz farkınının meydana gelmesiolayıdır.Ve bu da kütleçekiminin kuantum harmonik osilatöründeki titreşimselbir sapma olarak ortaya çıktığını göstermiş olur. Böylece ”uzay/zamançizğilerine bağlı bir maddeyi” oluşturan atom-altı zerrelerin elektromanyetikenerjisini hızlandırarak bir tür zaman kayması etkisi denebilecek boyutsal birfaz değişimi yaratabiliriz. Ve böylelikle PHİLADELPHİA DENEYİ‘ nde sözü edilengeminin, ”alansal enerjilerin karşılıklı rezonansı ve çatıştırılması ilkesiyle”maddenin (geminin) zaman fazında da bir değişme yaratabilmemiz ve gemininortadan kaybolması olanaklı hale gelmektedir. Bu deney bir yalan yada birfantezi ürünü olsada bu düşünce bir gerçektir!
(PHİLADELPHİA DENEYİ hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayın)


Zamanın zaman yolculuğuna ilişkin niteliğini açıklarken şu iki soru vardır:Birincisi zaman nelerden oluşur sorusu -birbirine kopmaz zincirlerle bağlıtarih örgüsünden mi ya da üstüste veya yanyana konmuş “AN” lardan mı?
Bir dördüncü boyutta üst-üste binen ya da yanyana gelen iki ayrı zamandilimindeki- iki ayrı olayı -üç boyutlu zihnimizle hayal edebilmek oldukçagüçtür.Zaman’ı fiziksel bir uzunluk olarak görebilmeyi başardığımızda onueğip-bükerek geçmişin ve geleceğin fiziksel noktalarıyla bitiştirebileceğimizgerçeği ortaya çıkar. Zaman, çok plastiksi bükülüp-katlanılabilen bir akıştır,bir boyuttur ya da bir uzamdır derken ‘zaman fenomeninin’ enerji alanlarınabağlı bir titreşimsel ritmin yansıması olduğunu bilmeliyiz.Uzaya bağlı bufarklı zaman frekanslarının -birbirine devreden zaman titreşimlerinin- uzaydayaratılacak güçlü elektromanyetik uyaranlar karşısında birbirleriyle senkronhale gelebileceğini ve bu frekansların üstüste binip çatışabileceğini ifadeetmek istiyorum.Dev elektromanyetik düzeneklerce ‘uzay-zamanın enerji vakumu’içerisinde yaratılan çatışma alanlarının ortasına düşen insanlar ve cisimler,gemiler ve uçaklarda uzay-zamanın makroskopik ölçeklerde kendi üstüne bükülüp-eğrilen çizğilerince zamanda ya da mekanda kaymalara uğrayabilirler. Aslındazaman boyutlarının dördüncü boyutta asılı duran elektromanyetik bir frekanslarbütünü olduğunu kavradığımızda, katı sandığımız, gerçek dediğimiz tümyaşamımızı paylaştığımız herşey tüm binalar, bu gezegen, yıldızlar, hatta uzayboşluğunun kendisi bile ve hatta tüm bunları yansıtan-içine alan‘Geçmiş-Şimdi-Gelecek’ dediğimiz zaman kalıplarının bile dev birelektromanyetik seraptan başka bir şey olmadığını idrak ederiz.Bu bilgi bizekendi zaman boyutumuzu nasıl etkileyerek değiştirebileceğimize dair derin biröngörü sunar! Sonuçta basit bir anlamda zaman makinesi modeli yüksek güç vefrekanslarda elektromanyetik alanlar üreten bir araç olarak karşımıza çıkar. Buaraç kendi alansal enerjisiyle ”bir alan frekansı yapısında olan zaman’a”doğrudan etki ederek bir tür frekans bandı yapısında olan zamandalgaları(boyutu) içerisinde ileri ve geri yer değiştirebilir.


Zaman’ın, maddeyi oluşturan enerjinin titreşimsel bir ritmi oluşu, zaman’ınmaddeden ayrılmaz olması anlamına gelir.Zaman burada, maddesel oluşumunyapısına karışan bir öğe durumundadır.Öyleyse enerji denetimi ile zaman’ınakışıda(ritmi) denetlenebilir. Ayrıca konuya şöyle bir yaklaşımda dabulunabiliriz; Evren, doğa, insan ve zamanı ayrı ayrı düşünmek yerine, hepsiniiçiçe düşünmek ve bir bütünün parçaları gibi algılamak gerekir. Öncesiz vesonrasız zamanı, evrenin yaratılışına paralel olarak düşündüğümüzde ortayaevrensel zaman çıkmaktadır. Bu zaman kavramı, herşeyi içine alan birkarekterdedir.Zaman deyince, insan aklının sınırlarını zorlayan zaman kavramıbudur. Aslında tüm evren tek bir evrensel zaman dalgası kalıbı içerisndekendini gösterir.Fakat zaman o kadar plastiksi bir yapıdadır ki evrendeki maddeve enerji dağılımına bağlı olarak farklı yerlerde farklı hızlarda akarakzaman/uzay çerçevesini delmeyecek şekilde esneklikler gösterebilmektedir. Yanitemel zaman dalgası harmonik sapmalar ve esnemeler yapmaktadır.Ama hiç birmadde ve enerji olağan koşullar zorlamadıkça temel zaman alanının dışınaçıkmaz.


Her varlığın yapı ve konumları itibariyle, izafi zamanları vardır. Zaman, evrenboyunca ne kadar esneyip kasılsada ”zaman’ı” heryerde geçerli olmak üzere genelbir an olarak nitelemek yerinde olur.Buradan hareketle, doğası açısındanzamanın tekliği ve sabitliği söylenebilir. Zaman boyutlar içinde farklılıklargösterir.Bizim için çok önemli olan zaman olgusu, farklı bir boyutta belki hiçönemli olmayacaktır.An,evrenin heryerinde şimdi değildir.Her yerin, hersistemin kendine özgü bir zamanı vardır. Bu nedenle, bir olayla ilgili, hersistemin yaşamakta olduğu zamanı, bu sistemin diğer sistemlere olan relatif,yani izafi durumunu belirlemezsek,o olayın şimdi ve bu anda olduğunu söylememizimkansız olur.Bizim için şimdi ve sonra kavramları, başka bir boyutta, farklıbir şimdi ve sonra kavramı haline dönüşür.O halde bizim için “an” şimdi olmaklabirlikte,başka bir boyutta şimdi değildir.Acaba evren insanın bildiği üçboyuttanmı oluşmuştur? Başka boyutlar varmıdır? Ancak zaman, mekan içinde birdördüncü boyuttur. Evet başka zaman/uzay süreklilikleride vardır. Zaten boyutfarkına neden olan şey farklı zaman akış hızları yada farklı zaman fazlarıdenen şeydir.


Aslında ne ilginçtirki kendi zaman ve mekanlarına sahip farklı boyutlar burdabizim zamanımızda kesişiyorlar. Yani iç-içe farklı boyutsal realiteler vardır.Ve her boyut bir temel titreşim düzeyini(temel zaman alanını) ifade eder.Bunagöre bu boyutlardan birine ait bir maddenin titreşim frekansının bir şekildediğer boyutlardan etkilenerek bir anda diğerine atlaması anlaşılmaz birşeydeğil! Cisimler bir anda başka bir boyuta geçiyor ve sonra yeniden kendiboyutunun frekansına dönüyor.Zaman frekansları bizim şu anımızdan geçmiş vegeleceğe doğru açılan bir zaman çizgisini oluşturmakla birlikte, Şu AN’ın zamanfrekası dalgasını genişletecek olursak bizim geçmiş ve geleceğimizde yer almayanfarklı bir uzay/zaman sürekliliği içerisine doğru kendimizi kaydırmış oluruz.Buzamanda yolculuk değildir. Sadece farklı bir paralel evrene geçiştir. Oranınkendine göre farklı bir zaman akış hızı vardır. O boyut bizim zaman/uzaysürekliliğimizden ayrı bir maddesel realitedir.


Bilinmelidir ki geçmiş, gelecek ve şimdi, ardardına gelen, devreler halindebirbirini takip eden titreşimler serisidir. Şimdi’ki zaman’ı belirleyentitreşim dalgasının genliği-dalga boyu ve vuruş genişliği üstünde bir sapma yaratarakzaman frekansları arasında karışıklık yaratarak bir zaman diliminden diğerinesıçrayabiliriz. Zaman çizğisinin kendisi üst- üste binen üç boyutluelektromanyetik frekanslardan kurulu bir hologramlar bütününü temsil eder. Herbir AN bir uzay/zaman hologramı’nı ifade eder. Bu hologramın fiziksel yapısı‘üç boyutlu elektromanyetik bir ışık havuzu’ olarak görülmeli. Matematikselolarak nokta hareketle çizğiyi, çizği hareketle yüzeyi meydana getirdiği gibiAN’sal noktalar( biribirine devreden titreşimsel atmalar)da hareketle zamançizğisini meydana getirir. Ve böylece üstüste binerek, yanyana gelerekbirbirini tamamlayan boyutlar silsilesi ortaya çıkar.


Aslında içinde bulunduğumuz gerçeklik zaman yolcuları tarafından binlerce kezdeğiştirilmiş orijinal gerçekliğin çarpıtılmış bir hali olabilir. İnsan anılarıve belleği de zaman ve uzay matriksinin bir parçası olduğu için zamanıniçindeki insan bu değişikliği asla fark edemez! Bize sanki geçmiş hep aynıgeçmiş gibi gelir. Ama ‘gerçek’ görmek istemeyeceğiniz kadar esnek, kaotik veplastiksi bir yapıdır. Sonsuz geçmiş ve gelecek birbiriyle kuvantum vakumudüzeyinde grift bir bağlantı içerisindedir. Geçmiş ve gelecek iç içe frekanslarhalinde yaşanır. Geçmiştekiler bizi kendi ”şimdi” lerinden algılayabileceklerigibi bizde şimdiden geleceğe ait görüntü, ses ve bilgileri yakalayabiliriz.Tarihin değiştirilebileceği düşüncesi çatallaşan zaman/tarih düşüncesini deberaberinde getirir. Yani geçmişi değiştirirseniz, özgün zaman akışına -kiözgünlügü her zaman bir soru işareti taşır zaman yolculuğu olasılığınınkabullenilmesiyle beraber- paralel yeni bir zaman akışı oluşabilir.. NaziAlmanya’sının dünya savaşını kazandığı bir tarih bunun olmadığı bir tarihleyanyana ayrı bir evren olarak var olabilir. Bunlara en iyi örnekler “alternatiftarih” öyküleridir. “Paralel dünyalar” ya da “paralel zamanlar” evrenin vezamanın, zaman yolculuğuna izin veren yapısını açıklar. Aslında bir gerçeklikve tek bir dünya vardır.Fakat olası potansiyeller sonsuzdur. Yani belki dünyadailk söyleyen kişilerden biri olacağım fakat zamanın derin sırrını anlayanlarsanıldığı gibi aynı AN’da bir çok alternatif dünyanın illede bir arada olmasınagerek olmadığını anlayabilirler.Sanıldığı gibi bir yerlerde varolduğu sanılan”alternatif zaman çizğileri” sadece matematiksel olarak evrenin olasıeğilimleri dizgesinin soyut bir ölçümü olarakta varolabilir. Fakat gerçekteolan tek bir dünyadır, bir çok dünya gerçeği değil..! Söz konusu olan tek birgerçekliktir.


Çok güçlü elektromanyetik dalgalarla uzay/zamanın bir noktasında yaratılacakelektromanyetik fırtınalar uzay/zaman geometrisini bozarak başka boyutlaradoğru yerçekimsel bir tünel etkisi denen uzay/zamansal bükülmeleri yaratabilir.Yoğun elektromanyetik alanlar altında uzay/zamanın düz çizğileri bir dördüncüboyuta doğru ”eğrilip sipiralleşerek / bükülerek” uzay/zaman çizğilerininburulmasından oluşmuş yerçekimsel bir girdap etkisi ya da bir çeşit tüneletkisi’ ne (solucan deliği) neden olur.
“Zaman’ın var olduğu hangi anlamda söylenebilir?”


Çünkü Aristo’ya göre kaba bir tanımla sadece şekil ve maddenin karışımı olanşeylerin var olduğu söylenebilir. Geri kalan her şey bunlara atfedilenniteliklerdir. Zaman bir cismin (mesela bir saatin ya da yıldızların)hareketleri ile tanımlanır daha doğrusu bu “hareketlerin sayısıdır zaman”.Bununla birlikte hareket cisimlerin bir niteliğidir Öyleyse zaman da cisimlerinbir niteliği olmalıdır. Yani bir uzayda cisim yoksa orada harekettenbahsedilemeyeceği gibi zamandan da bahsedilemez.


Plotinus bu tanıma pek çok bakımdan karşı çıkar.Herşeyden önce ona göre zamanbir sayı sırası değildir ancak sayılarla “numaralanan” şeydir. İkinci olarakona göre zaman harekete değil,hareket zamana ihtiyaç duyar.Çünkü hareket bircismin sürekli bir “anlar serisi” içinde sürekli bir noktalar serisindebulunmasıyla gerçekleşir.Yani Plotinus’a göre cisimler dursa bile zaman akmayadevam eder, hareket de durgunluk da zaman içinde yer alan şeylerdir fakat zamanhiç birşey içinde yer almaz.
Esasında Aristotales de tanımındaki bir eksikliğin farkındadır ve şöyleyazar:”Zamanı hareketle ölçüyoruz ve hareketi de zamanla…”


“Zaman” dediğimiz (Einstein’ın 4. boyut adını taktığı) kavram, tamamenenerji – madde ve mekan üçlüsüne bağlı bir gelişimdir; madde – enerji – mekansistemleri sabit, değişmez kalırlarsa, zaman diye bir şey oluşmuyor. “Olay”dediğimiz kavram, bir enerji akımı veya aktarımını yansıtır. Sokaktakiinsanların ve diğer öğelerin bir an için her türlü enerji dönüşümünükestiklerini düşünün: Hiçbir insanın hiçbir hücresi enerji alış-verişiyapmayacak; dolayısıyla hiçbir organı hareket etmeyecek ve insanlar bir heykelgibi o anki konumlarında donup kalacaklar; dünya dönmeyecek, sıcaklıkdeğişmeyecek, hava hep aynı aydınlık derecesinde kalacak, rüzgar olmayacak,vs.. Bunun anlamı, her türlü enerji akışının durmuş olması ve hiçbir “olay”olmamasıdır. Düşünün, yukarıda anlatılan film şeridinde sahnelerde hiç birdeğişiklik olmasa, her sahne bir diğerinin aynı olsa, “zaman” denilenfarklılaşma belirtisi nasıl algılanabilirdi? Bir insan hiç değişmese,çevresindeki hiç bir şey değişmese, güneş hep aynı konumunda kalsa, ağaçlarbüyümese, rüzgar esmese, kısacası, her şey bir resim gibi dondurulmuş olsa,zaman kavramıyla neyi kastedecektik? Dolayısıyla, “zaman”, madde -enerji- mekanüçlüsü arasındaki değişim ve dönüşümün göstergesidir. Değişim ve dönüşüm,enerjinin bir yerden başka bir yere akması sonucu oluşan bir olaydır. Budeğişim ve dönüşüm hem canlılar hem de cansızlar aleminde vardır; değişim vedönüşümün kısa tanımı da “EVRİM” olduğuna göre, evrim hem canlılar aleminde,hem de cansızlar aleminde söz konusudur. Dolayısıyla, evrim(değişim) zamankavramının eş anlamlısı olmaktadır.Bu anlamda ”hareket -enerji ve zaman” aynışeyi ifade eden üç kavramdır. Bu üç kavram tek bir kavramda birleşir bu kavramIŞIK ‘tır.


[b]Makale: Çetin BAL[/b]
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Konusunun Linki Direkt Link
Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Konusunun HTML Kodu HTML Link
Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Konusu BBCode Linki BBCode Link
Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Evrende Sonsuzluk Kavramı ulas 0 1,432 03.02.2014, Saat: 19:11
Son Yorum: ulas
Big Grin Anlık Zaman Kaymaları – Zamanda Geriye Gidişler ulas 0 1,200 18.01.2013, Saat: 14:56
Son Yorum: ulas
  Kahin mi? Zaman Yolculuğumu? Yada Ne..? ulas 0 949 18.01.2013, Saat: 14:43
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu indir, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Videosu, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu online izle, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Bedava indir, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Yükle, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Hakkında, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu nedir, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu Free indir, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu oyunu, Zaman Kavramı ve Zaman Yolculuğu download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap