default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 23.11.2017, 13:57


Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 729 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 18.01.2013, Saat: 15:19
[b]Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler,Dönüşen Kavramlar[/b]
Yrd. Doç. Dr. Güncel Önkal
T.C. Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü


Günümüzde evrimci açıklama ile yaratılışçı açıklamanın bilimsellik çatısıaltındaki rekabetleri, ancak, iki hipotezin felsefi olarak değerlendirilmesi vefelsefe tarihindeki örneklerin objektif olarak değerlendirilmesi yoluylaanlaşılabilir.


Felsefenin eleştirel bakış açısı bir kenara bırakılırsa, hipotezlerin kuramolma yolunda sadece kendilerinden hareketle açıklama yapmalarının, böylece elealdıkları kavramları da yanlı ve indirgemeci tutumla kullanmalarının yoluaçılmaktadır. İnsanın metafizik bilme tarzının doyurulmaz iştahı karşısında,bilimselliğin de “niçin?” ile başlayan sorulara doyurucu yanıtlar vermesi,olgusallıkla yani doğada gözlemlediği ilişkilerin karşı geldiği gerçeklikalanıyla sınırlıdır. Bu sınırlı duruşa bilimin naturalist yöntemi denir.
Oysa ki metafizik bağlamlı açıklamalar gerçekliğin ardında yer alan ilişkileritasvir ederler. Bilim felsefesinin tarihine baktığımızda, metafizik ilişkilerininsanın bilme tarzının bir zenginliği olduğu ve hatta gerçekliğin böylece tümyönleri hesaba katılarak, herhangi bir indirgemeye tabi tutulmaksızın dahakapsamlı (maddi ve manevi temelleriyle), daha güçlü (ikna edici) açıklamalaryapabileceği, bilimin naturalist yönteminin dayandığı aydınlanmacı akılcılığave pozitivizme karşı sav olarak ileri sürülmüştür.


Bu yazıda, evrim ve yaratılışçı düşünce biçimlerinin ortaya sürdükleriaçıklamaları, naturalist-bilimsellik iddiası çerçevesinde karşılaştırırkendikkat edilmesi gereken felsefi-eleştirel noktalara dikkat çekeceğim.Böylelikle tartışmaları takip etmeye ve anlamlandırmaya çalışan bilimilgilileri, iki tarafın karşılıklı atışmalarında taraf tutmaktan çok onlarıdoğru anlamanın ve stratejilerini ele almanın eleştirel yanınıgörebileceklerdir. Felsefe gözlüğü takıldığı zaman, yapılacak olantemellendirmeler taraf tutmaktan çok geçerlilik savının gerekçelendirilmesinoktasında betimleme ve yeri geldiğinde eleştiri yapmaktan ibaret olmalıdır.


Felsefe yol göstermek ve ileri sürülen savları sorgulamak demektir.Sorgularken yargılamak, ön yargıları sorguladığı, yani nesneleştirdiği alandatemellendirmek demek değildir. Daha başka deyişle bir felsefeci ne evrimden neyaratılışçılıktan taraf olabilir. Felsefe perspektifine dayalı inceleme, ikihipotezin hangi koşullar altında daha geçerli ve güçlü açıklama modelleriolduğunun dökümünün tarafsızca yapılmasından öteye gidemez. Bilimsellik,özellikle çağımızda, bu bağlamlardaki ateşli tartışmalarda objektifliği korumakadına, niyetli kullanımlardaki kavramsal dokuyu ayrıştırmayı ve sağınlığıteşvik eden felsefeye muhtaçtır.


Kuşkusuz, yaratılışçı düşünce, neredeyse insanlık tarihi kadar eski birdüşüncedir. İnsanoğlu doğada gördüğü, duyularına konu olan olaylara tamamıylaanlam verememiş, bilgisinin sınırlarını zorlayan evreni anlamlandırmabağlamında kendisinden daha güçlü varlıkların, hatta gerçek-üstü varlıklarınolduğuna inanmıştır.[1] İnsanın kendisini yaratılmış olarak addetmesi sadecedoğa olaylarına dair bilgi boşluğunu değil, insanın doğaya ve diğer canlılarahâkim olma mücadelesini de imler. Dolayısıyla, yaratılmış olan kutsallığıbarındıran doğa, yaratanın bir yansıması olduğu kadar, asıl şaheser insanınkendisidir kutsal metinlere göre.[2] Tüm doğa adeta insanın ayaklarının altınaserilmiş, onun kullanımına sınırsızca sunulmuştur. [3]


Yaratılmış doğa ve insan tasavvuru felsefi açıdan pek çok kolaylıkiçermektedir. Anlamanın kategorilerini oluşturan zamanda-mekandasonluluk/sonsuzluk, varolanların/varoluşun gayesi, yani genel bağlamda insanantropolojisinin düşünsel kökenleri bir an için bulanık olmaktan kurtulur.Belli bir nedenselliğe bağlanır. Bu mutlak nedenselci (determinist) çerçevedeyaratılışçı perspektifte herşey nihayetinde yaratanın eseridir. Özgürlük verastlantısallık özü itibariyle düşünülemez. Bu noktadan hareketle metafizik,etik ve epistemoloji alanında kendi içinde tutarlı ve fazlasıyla sorgulamayayer bırakmayacak betimleyici, tekrar eserler verilmiştir. Bilginin sınırıproblemi, görünemeyen ve tam anlamıyla kavranamayanın nihai bir nedenebağlanması, yerini akli rahatlığa ve vicdani güven duygusuna bırakır. Özelliklekutsal kitaplardan hareketle felsefenin din ile içiçe geçtiği açıklamalarfazlasıyla taraftar bulmuştur.[4] İslam felsefesinin başlangıcından TasavvufMetafiziği’nin oluşumuna kadar geçen yüzyıllarda İslam filozoflarının başlıcakonusu Kur’an’ın açıklanması ve Tanrının varlığının, birliğinin ve bilgisininfelsefi olarak temellendirmesiydi.[5]


Hıristiyan düşünce geleneğinde ise özellikle 19.yy da olgun biçimine WilliamPaley’in Doğal Teoloji (1802) adlı kitabıyla kavuştuğumuz “Zeki TasarımcıArgümanı” bu türden filozo-teolojik bir argümandır ki halen kolay kolay tamanlamıyla bilim felsefesi açısından yıkılabilmiş/geçersiz sayılabilecek bir savdeğildir. İslam felsefesinden farklı olarak Hıristiyan geleneğinin özellikle18.yy sonrası din felsefesi çalışmalarında amaç yaradılışın imkânının deneysel(empirik) kanıtlarına ulaşmaktı.[6] Yaradılışın gerçek olduğunu savunan dinadamları ve filozoflar Tanrı kanıtlarını doğadaki çokluğun birlikten nasıl“sûdûr” ettiğine dayandırır. İnsan zihninde yüce bir yaratıcı fikri –kaynağıtartışmalı da olsa- vardır. İnsan doğada bunun çeşitli kanıtlarını doğanındüzenli işleyişinden, doğanın teleolojik yapısından, yegâneliğinden ve taklitedilemezliğinden hareketle savundular. Doğaya ilişkin gözlemlerimizden doğadakidüzenin ve tasarımlanmışlığının kanıtlarına varmak hiç de zor değildir. Ancakdoğanın gerçekten ne olduğuna dair bilginin çağlar geçtikçe ilerlemesi, bilimve teknoloji alanındaki gelişmeler, özellikle biyolojideki genetikaçıklamaların ağırlık kazanması bambaşka tartışmaların kapısını aralamıştır.


Evrim düşüncesi ise, özellikle Darwin ile anılan doğal seçilim mekanizmasıgüdümünde, doğadaki çeşitliliğin kendi iç dinamiklerinin bir sonucu olduğunungösterilmesine dayalı bir mekanik-biyolojik açıklama modelidir. Bu açıklamamodelinin ilk önermelerinde, türleşerek ilerleyen muazzam bir çoğalma savıgörülür.[7] Evrim düşüncesinin yaratılmış doğa tasavvuruna göre bir anda kabuledilemez gözükmesinin altında özellikle insan aklının zamansallaştırmakognisyonundaki tek çeşitlilik yatar: “Evrimsel değişimin ne denli uzunolduğunu anlamaktan uzağızdır.” [8] Daha açık bir ifadeyle evrim düşüncesi insanınbir anda tahayyül edemeyeceği uzun çağların sonucunda gerçekleşmiş bir karışmave ayrılma dinamiğinin adıdır. Evrim düşüncesi, kökeni değil ama işleyişsürecini açıklayarak yaratılışçı açıklamadan ayrılır. Evrimci biliminsanlarıkendilerine yöneltilen eleştirileri de süreç olma bakımından dünyanınanlaşılamamış olmasından kaynaklandığı şeklinde yanıtlarlar.


Doğanın yaratılmış olduğuna dair akli, mantıki kanıtlar olduğu kadar;evrimleşerek ilerlediğine dair biyolojik, jeolojik kanıtlar ortaya konabilir.Bu durumda bilim ile inanç arasında yaşanabilecek çekişme gün yüzüne çıkar.Oysaki bilimsel eleştiriler evrim olgusunun açıklanmasında duyulan kimieksiklikleri, yetersizlikleri ele almalı ve kuramın daha doyurucu halegelebilmesinin yolunu açmalıdır.[9] Evrim düşüncesi sadece çekişmelerle,yaratılmış doğa açıklaması karşısında ele alınamaz. Zira İslam filozoflarındanbirkaçı doğa açıklamalarında yaradılışı her ne kadar vazgeçilemez görseler biledoğadaki çeşitliliğin ve değişimin belli türde bir evrim dinamiğine bağlıolduklarının örneklerini Darwin’den çok öncesinde verdiler.[10]


Dolayısıyla, doğayı bilebilme ve açıklama gayreti içersindeki doğafilozoflarının ister yaratılışçı ister evrimci (ya da tekâmülcü) perspektifikendilerine eksen almaları bilimsel objektif bakışın da bu iki kutup arasındatartışma zeminine taşınması anlamına gelmektedir. Yaygın kanaatle biliyoruz kibilimsel etkinliğin olmazsa olmaz koşulu doğal olguların nedenlerini veetkilerini evrensel bir biçimde ortaya koymak gayesidir. Bilimi bilim yapanevrensellik herkes tarafından temel alınan “gerçeklik boyutu”nda doğalolguları/olayları kavramaktır. Evrensel bilginin gerçeklerin peşindeki bilimselaraştırma ve açıklama çabası, gerçekliğin ta kendisine dayanır; yani bilimfelsefesindeki adıyla naturalizme dayanır. Naturalizm, en basit ifadeyle,herhangi bir idealleştirme yapmaksızın, gözlem verileri ile yetinmek vebilimsel yasaların gerçeklik alanı ile ilgili olduğunu ilkece kabul etmekdemektir. Naturalist bilim anlayışı ile pozitif bilim anlayışı kol kola işgörürler. Naturalizm bilim yapmanın bir tarzı değil, bilimselliğin ötekiadıdır. Yani kısaca yaygın “bilim” anlayışı naturalisttir.


Naturalizmi benimsemeksizin bir bilim yapılamaz mı? İşte bu temel soruözellikle evrim karşıtı görüşlerin doğa anlayışlarını haklılandırmaları, kendikriterlerince gerçekliği aşan metafizik kaygıları temellendirmeleri vebilimsellik çerçevesinde geçerli kılmaları noktasında kilit rol oynamaktadır.Öyle ki, evrim ve evrimci bilimsel bakış açısı naturalizme tam olarak uymaktave naturalizmin gösterdiği doğrultuda pek çok doğal olguyu açıklama başarısınıgöstermektedir. Buna karşılık özellikle Amerika’da, 20. yüzyılın başlarında,evrim karşıtlarının etrafında kenetlendiği “Zeki Tasarım” (Intelligent Design)görüşünün teorisyenleri ve destekçileri, naturalizmin mutlak bilimsellik ilkesisayılmasını eleştirerek, “yeni bilim”in kurgulanması ihtiyacını ateşli biçimdedillendirmişlerdir. Bu yeni bilim ele aldığı olguda metafizik temelleri yoksaymayarak, olguları ilkelere indirgemeyerek, sadece sembollerin ve formüllerindeğil, düşünce ve nihayetinde spekülasyonun da bilimin konusu olduğunu kabuledebilecek ölçekte genişletilmiş olacaktır. En sonunda da adına bilim dediğimizetkinlik, “naturalizm mutlak merkeziyetçiliği”nden kurtularak Zeki Tasarımın dahayli kapsamlı, temellendirilmiş ve geçerli bir bilimsel bir açıklama olduğunukabul edecektir. Zeki tasarım destekçileri bu gelişmeyi uzun vadeli birstrateji olarak görmüşlerdir ve adına “Kama Stratejisi” demişlerdir. Bir keskinkamanın, katı bir maddede açacağı derin delik(ler) gibi, bilimin naturalisttemelleri de kendisinin yetersizliği gösterilerek açılan gediklerdeki sızıntılarlaetkisini yitirecektir.[11]


Bilimin gerçekten ne olduğu, neyin bilimsel neyin bilimsellik dışısayılacağı kuşkusuz yeni bir sorunsal değildir. Zeki tasarımcıların felsefimücadelelerinin çok daha öncesinde akılsallığın ve aydınlanmanın etkisindekipozitivist bilimin tartışıldığı dönemlerle insanoğlu yüzyıllarca yüz yüzegelmiştir. Ancak Ortaçağ karanlığından Yeniçağa ve Descartes’çı modernizmegelişen çizgide bilimin ilerlemesi ve teknoloji ile insanlığın ilerlemesiparalel değerlendirilerek bir yaşam biçimi olarak içselleştirilmiştir.Dolayısıyla insanlığın pozitif bilimi ve teknolojik ilerlemeyi bir kenarabırakıp, bilimdeki naturalist temelleri en azından teknik manada bir kenaraatması mümkün gözükmüyor.


Felsefe bize elmalarla armutları toplayamayacağımızı öğretir. Bilimsellik defelsefenin temellendirme yöntemini lokomotif edinerek ele aldığı olgularıseçmekte, sınıflandırmakta ve kanuna varacak genellemeler yapmaktadır. Eğerbilimsellik ihtiyacı insanın metafizik ihtiyaçlarının gerisinde kalırsainsanlık adına müthiş bir gerileme ve kaos ortaya çıkar. Buradaki tehlike dahaçok bilimin kendisine konu etmediği spekülatif konuların, fiziksel alemi aşankaygıların, yani metafiziğin derdi olabilecek kaygıların bilimsellik adına reeldüzleme taşınmasıdır. Örneğin büyüye inananların çoğalması, doktorlarınkimyasal ve biyolojik pozitif verilerle üretilen farmakolojik ilaçları birkenara atarak alternatif bitkilere bilinçsizce yönelmeleri, “Tanrı korur”temennisiyle mühendisin inşaat planlaması, vb. gibi bilimsel titizlikgerektiren alanlarda sorumluluğun kaderciliğe havale edilmesi. Tüm bu örneklerbizlere yabancı örnekler değildir. Demek ki insanın inanma ihtiyacı, metafizikkaygılarından kurtulamayan yanı, ümitleri ile başarısızlıkları arasındaki dengesizlik,bilimselliğin soğuk yüzünde kendisine yer bulamadıkça bu ve benzeri örneklerçoğalacaktır.


Darwin, Beaggle Yolculuğuna çıkarken amacı ne Tanrıyı tahtından etmek ne demetafiziğe savaşaçmaktı. Darwin’i kendisine düşman ve mücadele odağı olarakseçenlerin en vahim hatası Darwin’in yazdıklarını okumaktan çekinmeleridir.Darwin yolculuğuna çıktığında samimi bir Hıristiyandır. Ancak onun ayrımınıyaptığı nokta din ile gözlemin bir bağının olmadığı noktasıdır. DolayısıylaDarwin şahsında bize şunu göstermiş oluyor: Bilimsel kaygı ile dinselhassasiyetler aynı anda aynı yerde bulunamazlar. İki alan birbirinden farklıdırve birbirlerini açıklayamazlar. Darwin’i yorumlayan kimi Yeni-Darvincilermaalesef Darwin’i Darwin’in söylediğinden fazlası ile tanıttıkları ve onubilimsel olmak adına ilahlaştırdıkları için, evrim görüşüne hizmet etmek yerineihanet etmektedirler.


Sözün kısası; kendisini ve geniş anlamda evreni tanımlama çabası içindekiinsan, sonu gelmez sorularına ya yaratılışçı ya da evrimci düşünce sistemiiçinde yanıtlar bulmaya çalışmıştır. Yirminci yüzyıla kadar uzanan süreçte pekçok hararetli tartışmalara yol açan bu gerilim bilimin neliği sorusuna da yolaçabilecek kadar geniş boyutlara varmıştır günümüzde. Biyoloji felsefesiaçısından sorun özellikle biyolojinin güvenerek kullandığı pek çok kavramın veayrımın temellendirilmesi noktasında boşlukların felsefi argümanlarlatartışılması noktasında düğümlenmektedir. [12] Dolayısıyla evrimci açıklamanınmı, yaratılışçı bakış açısının mı, yoksa bilimselliğin mi bu ideolojikrekabette haklı çıkacağını kestirmek oldukça zor görünüyor. Dengeler değiştikçekavramlar dönüşüyor, kavramlar dönüştükçe dengeler değişiyor. Bu tartışmalardaiçerik sapmalarını objektif olarak denetlemek biyoloji felsefesi çalışmalarınınbaşlıca görevi sayılmalıdır.
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Konusunun Linki Direkt Link
Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Konusunun HTML Kodu HTML Link
Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Konusu BBCode Linki BBCode Link
Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram indir, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Videosu, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram online izle, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Bedava indir, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Yükle, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Hakkında, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram nedir, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram Free indir, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram oyunu, Kim Haklı? Evrim- Yaratılış- Bilimsellik Rekabetinde Değişen Dengeler, Dönüşen Kavram download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap