default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 19.08.2017, 00:50


Hipnozla tedavi nasıl yapılır

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 4601 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 2 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 17.01.2013, Saat: 03:40
Zayıf nota da, fazla kiloya da çözüm için hipnoz yapılıyor
Sağlık Bakanlığı'nın gösteri amaçlı uygulanmasını yasakladığı hipnoz, depresyondan doğuma, zayıflamadan, cinsel sorunlardan eğitime kadar her alanda kullanılır hale geldi.

Lise son sınıf öğrencisi Serdar Y., 9 zayıfını hipnoz sayesinde 2'ye düşürmüş. Hipnoz dışındaki tüm yöntemleri denediğini, ancak kendini derslere verme noktasında başarılı olamadığını anlatan Serdar Y., "Artık kendimi daha güçlü ve huzurlu hissediyorum." diyor. İbrahim D. ise yıllardır çözümleyemediği kekemelik sorununu hipnoz sayesinde giderdi. Şimdi özel bir dersanede öğretmenlik yapıyor. Hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi Osman M., hem kilolarından kurtuldu hem de derslerini geçti. Şimdi hakimlik sınavına hazırlanıyor. Türkiye'yi yurtdışında temsil edecek sporcular da hipnoz seansından geçiyor. Uzman Doktor Faruk Öndağ, hipnozun yeni keşfedilmediğini belirterek, binlerce yıldır çeşitli medeniyetler tarafından tedavide kullanıldığına dikkat çekiyor. Kanser hastalarının ağrılarının hipnozla giderildiğini vurgulayan Doktor Öndağ, hipnoz sayesinde narkozsuz küçük çaplı ameliyatların yapıldığını kaydediyor.

Hipnoz, duygu, düşünce, algı ve bellek işlevlerinde değişiklik yapabilen 'özel bir bilinç durumu' olarak tanımlanıyor. Hipnoz uzmanı doktor Faruk Öndağ, ders çalışamama, kilo ve kekemelik sorunları olan bir hastasına hipnoz uyguladığını, hipnoz sonucunda hastanın tüm sorunlarının çözümlendiğini ifade ediyor. Öndağ, "Hipnozun ardından hasta kendisini tanıyor, farklılıklarını keşfediyor. Huzura ve dinginliğe kavuşuyor." diyor.

Bu durumu 'trans' (geçiş) olarak ifade eden Öndağ, transla insanların dinginliğe ve huzura kavuştuklarını söylüyor. Transın bir oyuncak olmadığının altını çizen Öndağ, şöyle konuşuyor: "Transla insan kendisini tanıyor. Farklılıklarını keşfediyor. İç dünyasıyla barışıyor. Büyük bir güç kazanıyor. Daha verimli, üretken ve cesur oluyor. Genelde öğrenme zorlukları, konsantrasyon bozuklukları, alışkanlık ve bağımlılık rahatsızlıkları, sosyal fobiler ve cinsel sorunlar yaşayan insanlar hipnoza geliyor. Kişi transla kendisini tanıdığı için aradığından fazlasını buluyor."

Transla insanın kendi beynine ve bedenine hakim olacağına dikkat çeken Öndağ, "Trans metodunu kullanan bir öğrencinin ezberleme kapasitesi artar, kaygılarından kurtulur ve kendisiyle barışık olur. Aslında bu durum onun başarısını etkilediği için transa giren ile girmeyen öğrenci arasında haksız rekabetin olduğunu bile söyleyebiliriz." diyor. Öndağ transın, kişide psikolojik nedenli bellek kayıplarını düzeltme, dikkati artırarak performansı artırma, rahatlamayı sağlayarak kaygı ve gerginliği giderme ile bazı durumlarda ağrının kişi tarafından algılanmasını önlemede faydalı olduğunu dile getirdi.

Dr. Tahir Özakkaş da, hipnozun diş sağlığından doğuma ve askeri alana kadar her alanda kullanıldığını belirtiyor. Özakkaş, 1956'larda Türkiye'ye gelen hipnozun ABD ve İngiltere Yüksek Tıp Kurumu'nca kabul edilmiş bir tedavi biçimi olduğunu hatırlatarak, Türkiye'de daha verimli kullanılması gerektiğini kaydetti.

Hekimler Sağlık Bakanlığı'na destek çıktı

Gösteri amaçlı hipnozun yasaklanmasına uzmanlar destek verdi. Uzmanlara göre hipnoz tedavisinin topluluk karşısında yapılması, ameliyatın tiyatro sahnesinde yapılması demek. Uzman Doktor Faruk Öndağ, hipnozun gösteri aracı değil, faydalı bir bilim olduğunu ifade ediyor. Dr. Tahir Özakkaş da, televizyon ya da topluluk önünde bireysel ya da toplu hipnoz uygulanmasının, izleyenlerden çok tedavi edilen kişiye zarar vereceğini belirtti. Özakkaş, "Ancak hipnoz tedavisini uygulayabilen hekim, hasta olmayan bir insana tanıtım amacıyla hipnozu uygulayabilir." dedi. Hipnozla tedavinin yaygınlaştığını ve kabul gördüğünü belirten Özakkaş, "Daha önce hipnozun varlığı tartışılırdı. Şimdi faydası kabul ediliyor. Gösteri amaçlı hipnozun engellenmesi de doğru bir karar." açıklamasında bulundu.

Hipnoz ülkemizde yaygın olarak kullanılmamasına rağmen kavram olarak, edebiyatta, sanatta, siyasette ve gündelik hayatta sıkça kullanılmaktadır.

Fakat hipnoz kavramına yüklenen anlamlar uyutulma, etki altına alınarak belli amaçlarda kullanılma ve bir nevi hipnozitörün kontrolünde her yöne sevkedilme şeklindedir.

Hipnoz konusunda zihinlerde bilinçli hipnozla ilgisi olmayan birçok yanlış inanç ve anlayış vardır. Tıp çevrelerinin hipnoza yeterli desteği vermemesi ve bilimsel anlayışla çelişir bir yaklaşım içerisinde olması, hipnozu mistik ve gizemli bir havaya sokmuştur.

Hipnozla ilgili mistik ve abartılı düşünceleri şöyle sıralayabiliriz:

1– Kendimi ve kontrolümü kaybedeceğim düşüncesi.

2– Zihnimdeki kötü anılarla yüzyüze geleceğim.

3– Hipnoza girdikten sonra hipnozdan çıkamama düşüncesi.

4– Hipnozitörün etkisine girip, alet olabilir miyim?

5– O kadar güçlüyüm ki kimse beni hipnoz edemez.

6– Hipnoz irade gücümü zayıflatır.

7– Hipnoz dinî inancıma aykırıdır.”

Oysaki bilimsel olarak yürütülen hipnoz çalışmalarında bu düşüncelerin hiç bir izdüşümüne rastlanmamıştır.

Bilinçli hipnoz tam bir uyku hali olmayıp, uykuyla uyanıklık arasındaki bir süreçtir. Vücudun rahat ve gevşemiş olduğu ve fakat zihnin, dimağın işlediği bir durumdur.

Hipnoz; araştırma, teşhis ve tedavi yöntemidir.

İnsanların hipnozdan korktukları en önemli ön kabulleri bilinçaltlarının ortaya çıkacağı ve zor anlar yaşayacaklarıdır. Konuştuğumuz insanların ve bize hipnoz olayını soranların en çok üzerinde durdukları konu bu olmuştur. Bilimsel hipnoz çalışması yapanlar çok iyi bilirler ki, her hipnoz seansında bilinçaltı ortaya “dökülmez”. Psikiyatrik açıdan buna ihtiyaç varsa ve hipnoz olacak insan da bunu kabul ediyorsa bilinçaltı araştırılabilir. Hipnozla bu tür inceleme ve akabinde tedavi etme yönteminin mutlaka hipnozu ve psikiyatriyi iyi bilen psikiyatristçe yapılması gerekmektedir. Aksi durumda ego parçalanmasıyla karşılaşabiliriz.

Bugün ülkemizde ve dünyada hipnozu, birçok meslekten insan çeşitli amaçlarla kullanmaktadır. Sahne gösterilerinin vazgeçilmez amaçlarından biri hipnozdur. ABD ve bir çok Avrupa ülkesinde tıbbi hipnoz bir disiplin olarak kabul görmüş ve tıp fakültelerinde dersler verilmektedir. Ülkemizde tıp dışındaki insanların hipnoza karşı tavrı ve anlayışı tıp çevrelerine göre daha “yüksüz” ve “yansızdır.”

Bilinçli hipnoz kimlere uygulanabilir?

– 7 ila 65 yaş arasındaki; zeka geriliği olmayan ve bunamamış her sağlıklı birey hipnoz olabilir.

– Ağır psikiyatrik bozukluğu (şizofreni gibi) olmayan, gerçeği değerlendirme melekesi sağlam olan psikiyatrik vak’alar.

– Yukarıdaki şartları haiz; hipnoz konusunda bilgilendirilen ve hipnoza inanan herkes hipnotize edilebilir.

Hipnoza karşı dirençli ve inancı olmayanlar hipnoz olamazlar. “Emir altında” çalışanlar, telkine yatkın, zeki insanların hipnoza daha yatkın oldukları bildirilmektedir.

Hipnozun kullanım alanları:

Tıp dışında;

– Sahne gösterilerinde,

– Sporculara doping amacıyla,

– Eğitim ve öğretimde başarıyı artırmak için.

Tıp alanında;

– Cerrahi branşlarda: Ameliyat öncesi korku ve heyecanı gidermek, kasların gevşemesini sağlamak, ağrı ve sızıyı ortadan kaldırmak, anestezik maddelere alerjisi olan hastalarda hipnoz ameliyat için tek araç olmak özelliğindedir.

– Ağrısız doğum yapmak için,

– Psikosomatik kökenli cilt hastalıklarının tedavisinde

– Kanser ve diğer birçok hastalıklara bağlı ağrıların giderilmesi. Özellikle pisişik kökenli baş ağrılarında.

– Diş hekimliğinde: “Dişçi korkusu”nu yenmek, ağrısız diş çekimi gerçekleştirmek, anestezik ilaçlara duyarlılığı olan diş hastalarının ameliyatlarında hipnoz önem arzetmektedir.

– Kilo sorunu olan veya kilo almak isteyen iştahsız insanların tedavisinde.

– Çocuk hastalıklarında: Kekemelik, altını ıslatma, kaka kaçırma (psikojenik kökenli), çeşitli tikler, saç yolma, tırnak yeme davranışları, çeşitli korkular.

– Yetişkin psikiyatrisinde: Kalabalık, asansör, yükseklik gibi korkuları olanlarda, takıntılı düşünceleri doğrultusunda tekrarlayıcı hareketlerde bulunanlarda (obsesif kompulsif kişilerde), uyku bozukluklarında, psikosomatik hastalıklarda, organik olmayan cinsel fonksiyon bozukluklarında, cinsel istek azlığı veya yokluğu, cinsel tiksinme ve haz duyamama, cinsel organ etkinliğinde yetmezlik, orgazm bozukluğu, erken boşalma, vaginusmus, ağrılı birleşme, aşırı cinsî dürtü hallerinde, sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerin bırakılmasında. Ayrıca bir çok nörotik tabloda psikoterapi teknikleri de kullanılarak hipnoterapi başarıyla yapılmaktadır.

– Adli tıpta: Suça yatkınlığı tespit etmek ve işlenen olayın aydınlatılmasında araştırıcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak, tıbbın bir çok sahasında kullanım imkanı olan hipnozu ön yargılardan uzak ve bilimsel metodlarla inceleyip öyle karar vermeliyiz. Kestirip atmalarla çok ekonomik ve pratik olan hipnoz uygulamalarından yoksun kalmak aklın yolu değildir...

Hipnoza giren kişiler kontrolünü kaybetmez
Hipnoz kişinin istediği telkinleri almak için istekli olarak girdiği trans hali olup, sinir sistemi ile beden kimyasının etkileşimine bağlı nörofizyolojik bir durumdur. Hipnoza herkes giremez. Hipnozda kişi kontrolünü kaybetmez. Bilinci açık ve neye cevap vereceğini bilir haldedir.

Pek çok insan gibi sizler de hipnozu bir şekilde duymuş ya da Tv’de bir hipnoz gösterisi izlemişsinizdir. Buna rağmen pek çok insan hipnozun tam olarak ne olduğunu ve hipnozla neler yapılabileceğini bilmemektedir. Hipnoz telkin ile oluşturulan, hiçbir yan etkisi olmayan “özel bir bilinç durumu”dur. Her insan telkin edilebilir. Hipnozda ise kişinin telkin edilebilirliği gevşeme ve hayal etme yöntemleri ile artırılmaktadır. Aslında hipnoz bir uyku ve gösteri sanatı değildir. Tamamen bilimsel bir yöntemdir. Dışarıdan bakışta hipnozdaki kişi sanki uyuyormuş gibi görünmekle birlikte uyanıktır, her şeyi duyar, algılar ve cevap verir. Kısaca hipnoz kişinin istediği telkinleri almak için istekli olarak girdiği trans hali olup, sinir sistemi ile beden kimyasının etkileşimine bağlı nörofizyolojik bir durumdur. Hipnoz yapabilmek için doğa üstü güçlere sahip olmak gerekmez. Eğitimini alan akademik unvanlı uzman kişiler test sonucu uygun buldukları kişilere hipnoz yapabilirler.
Etkili bir yöntemdir

Hipnoz bütün dünyada genel tıp alanında ve psikoloji ve psikiyatri alanında gittikçe yaygınlaşan bir şekilde kullanılmaktadır. Bilhassa kanser ağrılarını veya kronik fiziksel ağrıları gidermek için, ağrısız doğum için, diş çekimi ve dişeti reaksiyonlarında ilâçsız anestezi için, migren, “asabi” tansiyon, astım alerjik cilt hastalıkları vb. hastalıkların tedavisinde, narkoz ilaçlarına alerjisi olanlarda ameliyatlar için anestezi sağlamada etkili olmaktadır. Psikiyatri ve psikolojide ise hipnoz, örnek olarak depresyon ve streste, tiklerde, kekemelik ve konuşma bozukluklarında, zayıflık (anoreksia nervosa)da, şişmanlık, (obesity)de, gece işemeleri (enuresis) de, sigara, alkol ve diğer bağımlılıklarda, fobiler (hayvan, yükseklik, uçak vb. korkularında), psikolojik bayılmalar (konversiyon bozukluğu)da, travma sonrası stres bozukluğunda etkili sonuç vermektedir.

Hipnoz, tıpta veya psikiyatride kullanımında tıpkı bir ameliyat gibi “tıbbi” bir girişimdir. Herkes bıçak kullanabilir; ama ameliyat yapabilmek için cerrah olmak gereklidir. “Hipnoz ile tedavi” de tıbbi bir yaklaşım olduğuna göre, hipnoz ile tedaviyi de yasal olarak “teşhis ve tedavi” konusunda eğitim görmüş olan doktorlar, psikiyatristler, psikologlar ve diş doktorları uygulamalıdırlar. Hipnozu doktorlar bile ancak “kendi uzmanlık alanlarının içinde” uygulamalıdırlar. Hipnozun bizzat kendisi insanları iyileştiren bir tedavi değildir. Hipnoz, çeşitli tedavi yöntemlerinin uygulandığı “bir tedavi aracıdır”. Hipnoz sırasında uygulanan tedavi yöntemleri önemlidir. Yani kişiyi hipnoz iyileştirmez, hipnoz aracılığı ile uygulanan tedavi yöntemleri iyileştirir

Hipnozdan hastalıklarda etkili bir teknik olarak yararlanıldığı gibi, sağlıklı kişilerde motivasyonu artırmak için de kullanılmaktadır. Hipnoz, sınav heyecanı ve stresini azaltmada ve sınav motivasyonunda yararlı olmaktadır. Ayrıca yabancı dil öğrenmeye katkı, eğitimde ve ders çalışmada motivasyon geliştirme, sporcular için performans ve motivasyon geliştirme amacıyla da kullanılmaktadır.

Hipnoza giren kişi kendinden geçer mi?

Böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir. Kişi istemezse transa girmez, istemediklerini söylemez ve yapmaz. Hipnozdaki kişinin bilinci açık olduğu için kendisine söylenenleri değerlendirir, yargılar ve istemediği hiçbir bilgiyi vermez.

Yani hiçbir zaman kontrolünü yitirmez. Hipnoz yapan kişi, hipnoza soktuğu kişiden, onun gayriahlaki ya da sosyal değerlerine uygun olmayan bir şey söylemesini ya da (cinayet işlemek, hırsızlık yapmak vb.) yapmasını isterse; kişi bunların hiçbirisini yapmaz. Yapmak için zorlanırsa hipnozdan çıkar. Hipnozdan çıkamamak, “uyanamamak” diye bir şey yoktur. Hipnozdaki kişi, hipnoz yapan kişinin telkiniyle hipnozdan çıkar. Hipnoz yapan kişi böyle bir telkinde bulunmasa bile bir süre sonra hipnoz önce normal uykuya dönüşür, daha sonra da kişi uykudan kendiliğinden uyanır.

Herkes hipnoza girer mi?

Bir kişinin hipnoza girebilmesi için hipnoza yatkınlığının olması gerekir. Hipnoza yatkınlığı fazla olanlar daha kolay girerken; kişinin hipnoza yatkınlığı azaldıkça, hipnoza girmesi de zorlaşır.

Dikkati ve konsantrasyonu fazla olan, bir düşünceye kolayca yoğunlaşabilenlerin ya da hayal dünyası geniş kişilerin hipnoza yatkınlığı fazladır. Bu bakımdan büyük çocuklar hayal güçlerinin fazlalığı ile hipnoza en yatkın olan gruptur. Zeka geriliği olanlar, hafıza kaybı olanlar, ağır depresyondaki hastalarda olduğu gibi, dikkati son derece dağınık ve konsantrasyonu zayıf kişiler ve hayal güçleri az olan kişiler ile “kontrolünü hep kendi ellerinde tutmak isteyen” kuşkucu, güvensiz ve aşırı titiz kişiler ile kendini fazlaca beğenen kişilik özelliklerine sahip olanlar hipnoza kolay kolay giremezler. Bu problemlerin giderilmesi için önce başka yöntemlerin uygulanması gerekir.

Yeni bir dünya HİPNOZ

Gözlerinizi kapatıyorsunuz. Uyku ile uyanıklılık arasında yeni bir dünya ile tanışıyorsunuz. Bu gizemli dünyayı Denge Hipnoz Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde Hipnoterapist Dt. Mehmet Ayvacı tanıtıyor. Doktora tezini de hipnoz üzerine veren Hipnoterapist Dt. Mehmet Ayvacı, hipnozun insanda var olan büyük bir enerjiyi ortaya çıkardığını belirterek, “Hipnoz bir hurafe değil, apaçık bir bilim dalıdır” dedi. Hipnozun bir bilim dalı olarak insanlığın hizmetinde olduğunu belirten Ayvacı, konuyla ilgili sorularımıza açıklıkla cevap verdi:

Hipnoz nedir?
M.A: Hipnoz, bir kişinin kendi isteği doğrultusunda telkinler almak üzere girdiği bir trans halidir. Provoke edilmiş suni bir uykudur. Dışarıdan uyuyor gibi görünse de beyni uyanıklık sinyalleri gönderir. Hipnoz ve Hipnotizma, hemen herkes tarafından duyulmuştur. Ama bu konuda çok az kişinin bilgisi vardır. Hipnoz büyücülük değildir. Hipnotizmacının doğaüstü bir gücü yoktur. Alternatif bir tedavi yöntemidir. Hipnoz diğer bilim dalları gibi kendi konusu, kendi araştırma metodları ve kendi kanunları olan bir bilim dalıdır.

Herkes hipnoz olur mu?
M.A: Herkes hipnoz olamaz. 6 yaşından küçük, 65-70 yaşından büyük kişilerin hipnoz olması zordur. Psikoz vakalar hipnoz olamaz. Nevrozlar hipnoza az da olsa direnç gösterir. Bunak, aptal ve mental geriler de hipnoz olamaz. Kendileri ile iliteşim kurmakta güçlük çekilen kişiler zor yöntemlerin dışında hipnoz olamaz. Gençler, kadınlar ve çocuklar, erkeklere nazaran daha kolay hipnoz olur.

Hipnozu kimler yapmalı?

Herkes hipnoz yapabilir mi?
M.A: Her bilim dalında olduğu gibi hipnozun da kendisine has kuralları vardır. Tıp, psikoloji, diş hekimliği ve hipnoterapi ile ilgili bir öğreti almayan, ehliyetsiz insanların hipnoz yapması sakıncalıdır.

Hipnozdan çıkamama gibi bir tehlike var mı?
M.A: Bugüne dek böyle bir duruma rastlanmamıştır. Hipnotik uyku bildiğimiz bir uyku değildir. Hipnozda bilinç son derece açık, irade kişinin elinde ve güçlüdür. İsterse gözlerini açar, hipnozdan çıkar.

Yan komplikasyonlar
Hipnozun bir yan etkisi var mı, alışkanlık yapar mı ve kişi kendi kendine hipnoz yapabilir mi?
M.A: Hipnozun maalesef bir kimplikasyonu yoktur. ‘Maalesef’ diyoruz, çünkü tıpta en iyi ilaç yan etkisi büyük olan ilaçdır. En basit olarak Aspirin’in bile çok yan etkisi vardır. Bugüne kadar hipnotizmada yan bir komplikasyona rastlanmamıştır. Alışkanlık yapmaz. Hipnoz bir ilaç değil, sadece bir tedavi şeklidir. Hiçbir yan etkisi olmaması kişiye moral, mutluluk, rahatlık ve huzur sağlar. Evet, kişi kendi evinde kendi kendine hipnoz yapabilir. Ama daha önce bir hipnotist tarafından hipnoz olmak ve bu seanslardan birinde ‘otohipnoz’ telkini almak gerekir.

2000 kişiye aynı anda hipnoz
Bugüne kadar kaç kişiye hipnoz uyguladınız?
M.A: Bugüne kadar yaklaşık 400 bin kişiye hipnoz yaptık. Türkiye’de ilk defa sinevizyonla 2000 kişiye aynı anda hipnoz yaptık. Uydu aracılığıyla İstanbul stüdyolarından Ankara stüdyolarına hipnoz yaptık. İnternetle, radyoda canlı yayında, telefonla hipnozlar yaptık. Bu bakımdan teknoloji ile hipnozun birarada yürüyebileceğini ispatladık.

Hipnoz hangi alanlarda kullanılır?
M.A: Tıpta, eğitimde, hukukta, sporda, sanat dünyası, iş hayatı ve günlük yaşamda, askerlikte, emniyette ve din gibi çok çeşitli alanlarda hipnoz kullanılabilir. Mesela dişi ağrıyan hastanın dişinin çekilmesi sırasında ağrı hissetmemesi, acısız doğum yapılabilmesi, hukuki eşgal tanımlamada ve ipucu eldesinde kullanılabilir.

İngilizce öğrenibilirsiniz
Hipnoz, İngilizce eğitiminde çare olur mu?
M.A: Hipnozla İngilizce öğrenen insanın yolunu açarsınız. İnsanın elde etmek istediği bir hedefi aşamama gibi bir tarafı vardır. Siz İngilizce’yi bir amaç olarak görürseniz, ilerler ve bir yerde takılırsınız. Ama İngilizce sizin için bir amaç değil de bir araçsa, arkasından Amerika’yı görürseniz başarırsınız. İşte burada hipnoz devreye giriyor ve Amerika hayalini gerçekleştirmek için İngilizce’yi yeme-içme gibi vazgeçmez kılıyor.

Hipnoz ezberde, matematik gibi derslerde ve sınavlara hazırlıkta yararlı olabilir mi?
M.A: Tabiî, İngilizce’de olduğu gibi eğitimin her aşamasında hipnoz kullanılabilir. Eğitimde hipnoz, dersleren sevdirilmesini sağlıyor, stresi ortadan kaldırıyor, hedef belirliyor. Hafızayı kuvvetlendiriyor. Ezber yeteneğini artırıyor ve en önemlisi öğrencinin kendine güvenini ortaya çıkarıyor. Üniversiteye hazırlanan öğrenciler de hipnozla sınav stresinden kurtularak ideallerine rahatça ulaşabiliyor.

Alkol ve sigara gibi kötü alışkanlıkların yok edilmesinde hipnozdan yararlanılabilir mi?
M.A: Evet, sigara ve alkol alışkanlığına son verilebilir. Sigara içmek bir alışkanlıktır. Hayatımız için gerekli bir alışkanlık değildir. Onun için bu alışkanlıktan kolayca vazgeçebiliriz. Çalışmalarımızda hipnozu kullanarak sigara alışkanlığından kolayca ve süratli bir şekilde vazgeçilmiştir. Hipnoz, alkol tedavisinde de başarılı bir yöntem olarak uygulanabilir. Dünyada belli başlı tedavi merkezlerinde alkolik tedavisi yapılmaktadır. Bunlara bir örnek olarak Topeca ve Kansas’taki klinikler birer örnektir. Biz de burada sigara ve alkol alışkanlığı olan kişilerin tedavisini yapıyoruz.

Hipnozla neler yapılabilir?
“İnsanlığın hizmetinde olan hipnozla çeşitli tedaviler gerçekleştirilebiliyor. Hipnoz bir ilaç değil sadece bir tedavi şeklidir. Hiçbir yan etkisi olmaması kişiye moral, mutluluk, rahatlık ve huzur sağlar. Tıp, eğitim, hukuk, spor, sanat dünyası, iş hayatı ve günlük yaşam, askerlik, emniyet gibi çok çeşitli alanlarda hipnoz kullanılabilir. Dişi ağrıyan hastanın dişinin çekilmesi sırasında ağrı hissetmemesi, acısız doğum yapılabilmesi, hukuki eşğal tanımlamada ve ipucu eldesinde kullanılabilir. Hipnozla sigara ve alkol alışkanlığına da son verilebilir.

Hipnoz nedir?
“İnsanda var olan büyük bir enerjiyi ortaya çıkaran Hipnoz, kişinin kendi isteği doğrultusunda telkinler almak üzere girdiği bir trans hali... Proveke edilmiş suni bir uyku olarak da tanımlanan hipnozun büyücülükle ilgisi bulunmuyor. Alternatif bir tedavi yöntemi olan hipnoz da, kendi konusu, araştırma metodları ve kanunları olan bir bilim dalı. Hipnotik uyku ise bildiğimiz uyku değildir. Hipnozda bilinç son derece açık, irade kişinin elinde ve güçlüdür. Kişi isterse gözlerini açar, hipnozdan çıkar.”

Modern tıpta hipnoz
Ali Eşref Müezzinoğlu günümüz tıp dünyasında kabul gören hipnoz yöntemi üzerine eğilerek bunun çeşitli alanlarda uygulama yollarına ışık tutan kitabı “Beş Duyunun Ötesi: Hipnoz”u yayımlamış. Geleneksel beş duyu kalıpları içerisinde yaşayan günümüz insanına bu sınırlarını aşma imkanı tanıyan hipnozu bilimsel veriler ışığında, ilmi kurallar, kullanım alanları ve tarihçesiyle inceleyen Müezzinoğlu bu uygulamayı çepeçevre tanıtıyor. Kitap, psikolojideki kuramsal uygulamalardan, bir çok hastalığın tedavisinde yararlanılan hipnoz yöntemi ve mekanizması ile verdiği somut örneklerden yola çıkarak bize duyularımızın ötesine çıkmanın görüldüğü kadar korkutucu olmadığını gösteriyor.

Hipnozu yanlış tanıyoruz
Uzmanlar tarafından hiç bir zaman tam olarak tanımlanamayan adını özellikle son zamanlarda kullanıldığı tıp alanlarında duyuran hipnoz diş hekimliğine de girdi.

Genellikle çocuklarda veya hiç bir sağlık sorunları olmamış kimselerde tavsiye edilen hipnozun şu anda özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara'da uygulandığını belirten Antalya Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri Ufuk İşman: "Hipnoz; hastaya (suje) yapılacak telkinlerle onun meydana gelebilecek psikolojik veya fizyolojik rahatsızlıklarından etkilenmemesini sağlamaktır. Fakat halkımız maalesef hipnozu yanlış tanımaktadır. Bu yanlış görüşe göre hipnozda, bir daha uyanmama ya da hipnozitör tarafından kötü şeyler yapabileceği söylenmektedir. Oysa bu son derece yanlıştır. Uyanmama tehlikesi yoktur. Çünkü hipnoz bir telkin olayıdır. Hipnozitör ölse dahi hasta kendiliğinden uyanır. İkinci görüşte doğruluk payı vardır. Kimsenin kimseye güvenmediği bir dönemde hele hele kendimizi birisine teslim etmek cesaret ister. Biz bu sebeple ancak güvendiğiniz bu işin uzmanı hekime güvenmenizi tavsiye ediyoruz" dedi. İşman, bir insanın nasıl hipnotize edilebileceğini de şöyle anlattı: "Hasta önce 2 ya da 3 seans hazırlık devresinden geçer. Böylece hasta mayalanır. Mayalanmış bir hastanın bir daha o mayadan çıkması imkansızdır. Hasta böylece her zaman hipnoza hazır hale gelir. Mayalamadan sonra hastaya bakılır ya da hipnoz edilip gereken tedavisi yapılır. Ama hasta mayalandıktan sonra sadece o kişinin telkinlerini kabul eder. Başka bir yöntemle hastaya anahtar işaret veya sözcük verilir. Örneğin: Başparmağın avuç içinde sıkılması gibi.

Uyuşturucuya çare: Hipnoz
Özellikle son dönemde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan uyuşturucu olaylarından kurtulmada hipnoz etkili bir yöntem.

Tüm dünyada lisan öğreniminden, iğnesiz ameliyatlara kadar çok değişik konularda yararlanılan ama ülkemizde henüz ciddi bir araştırmanın yapılmadığı hipnoz, dertlere çözüm oluyor.

"Şuurun yerinde olduğu, uykuya benzer bir gevşeme hali" olarak adlandırılan hipnoz ile ilgili Türkiye'de iki ciddi dernek ve konuya ilgi duyan doktorların dışında henüz ciddi bir çalışma yok. Yakında İzmir'de bir dernek kurmaya hazırlanan ve hipnoz konusunda uzun bir süredir çalışmalar yapan Diş Hekimi ve Hipnodontist Kadir Demirel hipnozun yaygınlaşmamasını, bilinmemesine bağlıyor. Hipnozu özellikle diş hekimliğinde kullandığını söyleyen Kadir Demirel "Hipnozun kullanım alanı çok geniş ama yaygınlaştıramadık bir türlü. Diş hekimiliğinden, iğnesiz ameliyatlara, eğitimden büyüme dönemi psikolojik sorunlarına kadar her alanda etkili bir yöntem" dedi.

Hipnozun diş hekimliğinde kullanımının ise son dönemlerde hastaları arasında yaygınlaşmaya başladığını söyleyen Demirel, "Hastalarımızda şu yaygın düşünce vardı: 'Hipoz yapan doktor istediğini yaptırır'. Oysa hipnoz olan insana istemediği bir şeyi yaptıramazsınız. Eğer hipnoz olan konunun dışına çıkarsa hasta reddeder. Yani diş ağrısından korkan bir insanı hipnoz ederseniz o insana gidip başka bir iş yaptıramazsınız. Ama yanlış anlamalar ve bilinçlenmeler arttığı sürece hipnoza yönelmeler de artacaktır."

Kişinin kendine olan güvenini artıran ve psikolojik güven sağlayan hipnoz sayesinde başta sigara ve alkol bağımlılıkları sona erdirilebiliyor. Doktor tarafından hipnotize edilen hasta belli bir süre hipnoz tedavisine devam ettiği sürece kesin sonuç alınacağını belirten Demirel "Biz hastaya telkin ediyoruz. Eğer hasta uyuşturucuya dönmek için büyük çaba sarfetmezse bu bağımlılıktan kurtulabilecektir. Belli aralıklarla doktora gelmesi hipnozun sağlıklı olarak devam etmesi için gerekli. Telefonla bile hipnoz olabileceği gözönüne alınırsa uyuşturcu bağımlılığından kurtulmanın o kadar zor olmadığı görülür" şeklinde konuştu.

İnsanın hakikatine saygı

Birkaç defa yazmış; fakat yalnız kalmıştım. Diyordum ki: Hipnozla oynamayın; bu, yapısı iyi bilinmeyen elektrik devreleriyle oynamaya benzer. Hayatta olan insanın üç tabii hali vardır; ya uyanıktır, ya uykudadır, ya baygındır.

(Komayı da baygınlığa dahil edebiliriz.) Hipnozdaki insan, fıtratına aykırı anormal bir durumdadır. İnsanı aykırı anormal bir duruma sokmak da tehlikelidir.

Tıbbi Hipnoz Derneği Başkanı geçenlerde bir açıklama yaparak hipnoz gösterilerinin tehlikesine dikkat çekti. Fakat çok gecikildi. Bu açıklamayı üniversite çok önceden yapmalıydı ve gerekli tedbirler de alınmalıydı.

Dernek başkanı, “Kimse anormal tepkilerin doğmayacağından emin olamaz. Hipnoz uygulanacak kimselerin psikiyatrik açıdan kontrol edilerek sağlam olduklarının anlaşılması gerekir. Hasta olmayabilirler; fakat hastalığa müsait durumdadırlar; hipnoz sırasında da bu özellikler harekete geçebilir. Belki hiç hastalanmayacak oldukları halde, hipnoz dürtüsüyle hastalanabilirler.”

Bunları düşünebilmek için hekim olmak bile gerekmez; biraz insan bilgisi yeter.

Birisi televizyona çıkıyor, “Ben herkesi hipnotize edebilirim. Kim istiyorsa buyursun gelsin.” diyebiliyor. Ne cesaret, ne sorumsuzluk.

Akıl, irade, ruh, şuur dengesi altüst oluyor. Ortaya bir acaip varlık çıkıyor. O kişi hiç anlamadan bir apandisit ameliyatı yapmaya kalksa daha az tehlikelidir! Yapamayacağı anlaşılınca bir cerrah müdahale eder ve kurtarır. Kalıcı bir zarar da doğmaz.

İnsanın ruh dünyası bir meçhuller alemidir. İlim daima yeni teoriler geliştiriyor, yeni şaşkınlıklara uğruyor, verilerini değiştiriyor. Sen oraya elini sokuyorsun, nasıl olduğunu izah edemediğin farklılaşmaları bir oyun ve gösteri konusu haline getiriyorsun. Hiç ürpermiyor, hiç kaygılanmıyorsun! Ya o adam eski haline tam olarak dönemezse? Böyle bir ihtimal için hazırladığın bir tedbir var mı? Sopa gibi kaskatı oluyor falan. O bir sinirsel haldir, adamın kas–kemik yapısı değişmiyor ki. “Güç ve yük” dengesi yanlış uyarılarla devreden çıkıyor; olan bu. Oluşan sun’î ve ters dengenin, bütün denge unsurlarını tehdit ettiğini görmezlikten gelmek mümkün müdür? Doğru uyarılar, vücudun sigortası gibidir. Ağrı duyacaksın ve yorgunluk hissedeceksin ki, tahammülünü aşan zorlanmalara kalkışmayasın. Bu aynen, devreyi kesmesi için yapılan sigortalara kalın teller bağlayıp kontaklara, yangınlara sebebiyet verilmesi gafletine benziyor.

Niçin “insan”a böyle bakıyoruz? Sırlı tecelliler önünde niçin bu kadar ihtiyatsız ve saygısızız? Şurasını burasını kurcalama ciddiyetsizliğini değer verdiğimiz bir eşyaya, bir cihaza karşı bile göstermezken, insanla niçin böyle oynuyoruz? Bildiklerimiz bilmediklerimize nazaran hiç mesabesinde iken, nasıl bu kadar pervasız ve sorumsuz davranabiliyoruz?

İnsan kendini bilme yolunda mesafe aldıkça önündeki aleme içinin ışığıyla bakmaya başlar. Öyle baktıkça, kendini bilme yolundaki gelişmesi inkişaf eder. “Kendini bilen Rabb’ini bilir” denilmiştir. Kendini bilmek, “eşref–i mahlukat”, “ahsen–i takvim”, “taştan ve hayvandan beter olmakla meleklerden üstün olma”, “zübde–i âlem”, “mükerrem kılınmak” kavramlarının hakikatine yakın olma olgunluğunu kazanmaktır. Ne var ki insan kendi içine bakmayı bir sorumsuzluk konusu haline getirirse, kendi içinden geçen yolların kapılarını kendi elleriyle kapatmış olur... Beyin hakkında ne biliyorsunuz? Pek az bir şey. Ruh hakkında? Hiçbir şey! Peki bu gururlu çapaçulluğun anlamı nedir? Unutmayın ki haddini bilmeyen kendini de bilemez, kendini bilmesine bağlı olan bilgileri de. Newton, “Kendimi sonsuz bir hikmet okyanusunun kıyısında çakıl taşlarıyla oynayan bir çocuğa benzetiyorum.” diyordu. İlmen bildiğimiz bilmediklerimize nispetle yine çakıltaşı hükmünde; ama öyle olduğunu anlayabilecek şuurdan uzaklaştırıcı dengesizlikler sebebiyle hem artan bilgilerimiz abes bir gurura yol açtı, hem de bilgilerden faydalanma gücümüz zaafa uğradı. İzahı şudur: Hayatın bütünlük sırrıyla ilgili hakikatler, saygısız ve had bilmez tecessüslerden hiçbirine en küçük bir fetih nasibi dahi vermez; onları, taşıdıkları bilgilerin ortasında düşünce kemiği haline getirerek cezalandırır. Ve bu gerçek, bizim hayatımıza Batıcılık kanalıyla çok acı bir biçimde yansıyor çok. Hipnozda da öyle, genetikte de, postmodern özentilerde de.

Bilgilerin olgunlaşması beklenir, teorilerin de hayat testinden geçmesi. Bu bekleyiş sırasında da “ihtiyatkâr bir tevazu” içinde düşünülür. Biz, tam tersini yapıyoruz: Her yeni bilgiyi, önce, mutlakmış gibi fikrî yapımızın kesin parametresi haline getiriyoruz; birkaç nesil bu sarsıntı içinde yaşadıktan sonra “Galiba bir yanlışlık var.” diyoruz. “İlmî bilginin yanlışlanabilirliği” kavramını tanımadan ilmin de, aklın da, insanın da canına okuyoruz.

Sınav kazanmanın yeni yolu: HİPNOZ

Her yıl milyonlarca öğrencinin ter döktüğü sınavlar için yeni bir yöntem geliştirildi. Telkin ve hipnozla sınav kazanma yöntemleri kitap haline geldi. Türkiye'de her yıl onlarca sınav yapılıyor. Milyonlarca öğrenci bu sınavlarda birbirine üstünlük sağlamak için yarış atı gibi koşturuluyor. Gönül ister ki hiçbir sınav yapılmadan kişi bilgisi ve yetenekleri doğrultusunda istediği yere girebilsin. Ancak arz ve talep arasındaki büyük uçurum sınavları zorunlu kılıyor. 240 bin kişinin girebileceği üniversitelere 1,5 milyon kişi müracaat ediyor. 90 bin kişinin girebildiği Orta Öğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı'na 350 bin kişi giriyor. Diğer sınavlar da bunlardan farksız. Sınavlar öğrencilerin psikolojisini de bozuyor. Öğrencilerde zamanla başaramama kaygısı başlıyor. Kişisel gelişim uzmanı Adil Maviş 'Sınavlara Hazırlananlara Telkin ve Hipnozla Öğrenme Teknikleri' adı ile bir kitap yazdı.

Adil Maviş'le sınavlara hipnozla hazırlanma konusunu görüştük. İşte Maviş'in sorularımıza cevapları:

Öncelikle hipnoz nedir?

Hipnoz; bir kişinin telkinler veya suni hareketlerle içine girdiği bir tür ruh halidir. Provoke edilmiş suni bir uyku da diyebiliriz. Ancak hipnozun benzerliği dışında uyku ile bir ilgisi yoktur. Genellikle bilinç tam yerindedir; ancak pasif konumdadır.

Kendini kaybetmesi, ne yaptığını bilmemesi vb. durumlar meydana gelmiyor mu?

Bu mümkün. İnsanlar da en çok bundan tedirgin oluyor; ancak bu, hipnoz olanın buna yatkınlığı ve telkin verenin bunu ileri aşamaya kontrollü götürmesi ile mümkün olabilir. Hipnoza yatkın olanların % 10'u bu derinliğe girebilmektedir.

Herkes hipnoz yapabilir mi?

Hipnozun etkisi hipnozu yapan kişinin mistik güçlerinden kaynaklanıyor gibi görünse de alakası yok. Herkes az çok etkileme gücüne sahiptir. Etkilenen herkes tepki verir. İş hipnoza sokabilmekle bitmiyor, hipnoza girdi diyelim nasıl yönetecek? Muazzam bir bilinçaltı var karşınızda kişinin 5 duyu mekanizmasını yönetiyor ve sistemini çözemediğiniz bir etkileme mekanizmasını insana kullanıyorsunuz.

Hipnozun istenmeyen durumlar meydana getirebilecek bir yan etkisi de söz konusu mu?

Bir politikacı hem güzel konuşuyor hem de insanları yanıltıyorsa "güzel konuşmanın" tehlikeli yanlarından söz edilebilir. Hipnoz da böyledir insanı ikna etmeye en müsait bir ruh haline sokuyorsunuz. Bunun dışında halkın arasında yaygın olan uyanamama, kendini kaybetme, ruhunu kaybetme, şuur düzeyinde bir hasar söz konusu değil ve literatürde hipnoz neticesinde böyle hasarlardan hiçbirine rastlanmamıştır. Az önce bahsettiğim özelliğinden ötürü hipnoz uygulayıcıları bu öğretiyi yaygınlaştırmak istememiş ve bu yüzden sakıncaları konusuna dikkat çekmişlerdir.

Siz hipnozu nasıl öğrendiniz?

1983'te ben üniversiteye hazırlanan bir gençtim, o yıllarda Sayın Mehmet Ayvacı Bey Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde bitirme tezi olan hipnodonti (diş hekimliğinde hipnoz) üzerine çalışma yapmaktaydı. Konuyla ilgili ilk izlenimlerim burada gerçekleşmiştir. Daha sonra da öğrenciler üzerine yaptığım birçok uygulama ile pratik yapma imkanım oldu.

Hipnoz ve öğrenmeyi nasıl buluşturdunuz?

Öğrencilerin klasik sorunlarıdır; "Dikkatimi derse veremiyorum". "Sınavda çabuk heyecanlanıyorum". "Ders çalışamıyorum". "Derslerimi sevmiyorum". "Çok çalışıyorum; ama olmuyor" vb. gibi. Bu sorunlar karşısında ilgili öğretmenlerin genel tavsiyeleri nasihattan öte gidemiyor. Halbuki kişi bilmediği için değil iradesiyle gerçekleştiremediği için bu sorunları yaşıyor. Hipnoz iradeye hitap etmiyor iradeden çok üstün olan bilinçaltının şartlanma merkezine hitap ediyor. Hipnotik etki altına giren bir öğrenci telkinlerin içeriği doğrultusunda yanlış ön yargılarından kurtulabilir. Özgüveni tesis edilir. İsteksizliği isteğe çevrilir. Hani bazı durumlar karşısında kendimizi "İçimden gelmiyor ne yapabilirim ki?" diyerek savunuruz hipnoz ve telkin kişinin içine olması gereken durumları yerleştirir.

O zaman hiç çaba harcamadan kişi iradesi olmadan bir şeyi yapmaya şartlandırılabilir!

Evet. Ama neticede insan robot değil, insan çaba harcarsa işin içine gönlünü ve azmini katarsa tabii ki sonuç çok daha verimli olacaktır.

Yazdığınız kitabın temel amacı neydi?

Hipnoz bugün tıpta diş hekimliğinde, sporda, istihbaratta, gösterilerde, kullanılmaktadır. Eğitimde kullanılması ise yaygın değil. Hipnoz kişinin konsantrasyonunu maksimum düzeyde artırma ve o işi yapmaya yarayan bir şartlandırıcı olduğunu düşünürsek eğitimde de kullanılabilir. Bunun için temenniden öte gitmeyen "okullarda kullanalım" tezini savunmayacağım. Herkes kendi kendine telkinlerle hipnozun mekanizmasını uygulayarak öğrenme verimliliğini artırabilir. Moral durumunu yükselterek kaygı ve gerilimle baş edebilmek için kendi kendine neler yapabileceklerini biraz bilgi biraz uygulama ile bu kitaptan öğrenebileceklerini savunuyorum.

Kendi kendine hipnoz için 'olmazsa olmaz' diyebileceğimiz bir kural var mı?

Evet buna 4İ kuralı diyoruz: İhtiyaç, istek, inanç, itimat. Kısaca kişinin belirli bir ihtiyacını karşılaması için çok istekli, yapabileceğine inanç geliştirebilen ve gereklerini yerine geliştireceğine itimat etmesi beklenir. Bunlardan birinin eksik veya yetersiz olması kişinin kendi kendine verdiği telkinlerin mayasının tutmasını olumsuz etkiler

Bunun için kitabı okuması yeterli midir?

Bir şey hakkında bilgilenmek için okumak yeterli olabilir ancak öğrenmek için bu bilgileri uygulayabilmek gerekir. Bu nedenle okuyucuların uygulamalarına katkıda bulunmak için kitabın her bölümünde rehberlik edecek "seyir defteri" mevcut.

Bu uygulamalardan başarılı olanlar çok mu?

Bazı dersanelerle işbirliği yaparak oluşturduğumuz gruplarda veli, rehber öğretmen ve katılımcı kursiyerin işbirliği ile % 95 sonuç aldığımızı söyleyebilirim. Bu çalışmalar için harcanacak sürenin, emek ve paranın boşa gitmemesi için talep eden kursiyerleri ön mülakatla seçiyor ve telkine yatkın olmayan, işbirliğine yanaşmayanları kabul etmiyorum. Beklediği başarıyı göremeyen katılımcılara da bir suiistimal izlenimi vermeden ödediği parayı hemen iade ediyorum.

Bu seanslara katılanlarda neler değişiyor?

Öğrenme verimliliği, mevcut olanla kıyaslanamayacak derecede artıyor. Dersi derste öğrenme becerisi gelişiyor. Dinleme, anlama, okuma, ders çalışma disiplini, özgüven ve bunlara bağlı öğrenme performansı artıyor. Bu da sınava hazırlanan öğrencilerin deneme sınavlarına yansıyor.

Bu birdenbire olmuyor herhalde!

Bunların hepsi birden bire olmuyor; ancak ilk seanstan sonra değişim başlıyor.

Uygulamalarınızdan somut bir örnek verebilir misiniz?

Mesela öğrenci sabahları isteksizce kalkıyor, bunu alışkanlık edinmiş. Şartlandırdığımız öğrenciler sabah uyanmaları gereken saatte özel bir çaba harcamadan yataktan fırlarlar. Veya televizyon seyrediyor ve bunu kontrol edemiyor. Bu kişinin televizyona karşı bir tepki telkin ediyoruz. Böylece bırakın televizyondan hoşlanmayı, seyredilmesine bile tahammülü olamıyabiliyor.

Kaç seans katılması gerekiyor?

6-8 seans -her seans 70 dakika- yeterli oluyor. Pozitif gelişim süresinin devam etmesi ve başarısını artırması için bu sürede kişiye kendi kendine telkin yöntemi uygulayabilecek düzeye gelmesi sağlanıyor. Böylece telkinlerin etkisini sınava kadar öğrenci bana bağımlı olmadan da uzatabiliyor.

Kendi kendine hipnozu, bu seanslara katılmadan da öğrenebilir mi?

Temel bilgileri kitaptaki uygulamalara zaman ayırarak öğrenebilir pratik yapması lazım. Uygulayıcı her gün 30-40 dakikalık seanslara başlaması halinde birkaç gün içinde sonuç almaya başlayabilir. Bunu sabırla 6 hafta kadar sürdürürse çalışma davranışında müspet bir çok sonuç alacaktır.

Anlattığınız kulağa hoş geliyor, çok müşteriniz olmalı !

Benim müşterilerim dersane ve okullar. Böyle olunca ders çalışma sistemi öğrencinin öğrenme ortamı konusunda da doğal bir destek alıyorum. Ayrıca ailelerin isteği veya bilgisi dışında böyle bir çalışmayı kabul etmiyorum. Öğrencinin de istekli ve telkine yatkın olması gerekir. Böylece beklentilerin hem okul-dersane öğretmenleri hem aile hem de öğrencinin kendisi tarafından denetlemesini kolaylaşıtırıyorum. Yaptığım işe en ufak bir şaibe karışmasını istemem. Hayatımı da danışmanlık, konferans ve seminerlerden kazandığım için bu konuda çok müşterim olduğu söylenemez. Bunu istemiyorum da.

Hipnotizma, sporda başarı kazandırabilir mi?

Çok sayıda ülkenin uluslararası müsabakalarda mücadele eden sporcularına, daha başarılı sonuçlar elde edebilmesi için hipnoz uyguladığı, aynı yöntemin Türk sporuna önemli başarılar kazandırabileceği bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, Türk spor medyasında A Milli Takım'ın Almanya yenilgisinin “Aşırı stres”e bağlandığını belirterek, bu durumun sürpriz olmadığını söyledi. Kaya, "Yabancı bir ülkede çok sayıda uyarıya maruz kalan her sporcunun psikolojisi bozulabilir, istenilen oyunu ortaya koyamayabilir." diye konuştu.

Bu tip durumlarda sporcuların karşılaştığı olumsuz etkilerin hipnozla giderilerek, karşı gelinemeyecek stres unsurlarının olumlu etkiye dönüştürülebileceğini ifade eden Kaya, “Filenin Sultanları, küçük bir motivasyon çalışmasıyla Almanya'yı yenerek, bizim için büyük önem taşıyan olimpiyat oyunlarında Türkiye'yi temsil edebilirdi. Birçok ülkenin milli sporcularına uyguladığı hipnoz yöntemini futbol, voleybol ve basketbol gibi tüm spor dallarında biz de denemeliyiz.” dedi.

Hipnoz yönteminin Türk sporuna çok önemli başarılar kazandırabileceğini savunan Kaya, bugüne kadar sporcuların zaman zaman psikologlarla motive edilmeye çalışıldığını, ancak bu kişilerin teorisyen oldukları için sporcularla doğru iletişimi kuramadıklarını öne sürdü. Bu nedenle “spor psikolojisi” kavramının itibar görmediğini belirten Kaya, milli sporcuların performansı sınırlayıcı faktörlerden kurtarılabileceğini, böylece duygusal ve çabuk etkilenebilir ruhsal yapıya sahip Türk sporcuların, uluslararası yarışmalarda yeteneklerinin yüzde 90'ına yakınını ortaya koyabileceklerini sözlerine ekledi.

Dr. Kaya’nın hipnoz önerisine hocalardan tepki geldi

Marmara Üniversitesi Spor Psikolojisi Öğretim Görevlisi Prof. Dr.Can İkizler ve Yrd.Doç.Dr.Cengiz Karagözoğlu, sporda motivasyonun ön planda olduğunu ancak hipnoz gibi uygulamaların çağımızın çok gerisinde kaldığını belirtti.

A Milli Bayan Voleybol Takımı'nın olimpiyat elemelerini geçememesini Takım Antrenörü Reşat Yazıcıoğulları, spor psikologlarının olmamasına bağlamıştı. Bunun üzerine önceki gün ‘sporcuların başarılı olması için hipnoz edilmelidir’ diyen Yrd.Doç Dr.Yalçın Kaya'ya, iki uzman tepki gösterdi. İkizler ve Karagözoğlu, Kaya'nın, çok sayıda ülkenin uluslararası müsabakalarda, hipnoz uyguladığı, açıklamasının gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

Karagözoğlu, “Hipnozda kişinin bilinç altına inilmekte ve hipnoz esnasında bilinç tamamen insanın kontrolünden çıkmaktadır.'' dedi. Karagözoğlu, hipnozun uygulamada birçok riski de beraberinde getirdiğinin altını çizdi. İkizler ise, hiçbir takım sporunda hipnozun etkili olamayacağını savunarak, sporcunun kendi bilincini bir başkasının eline teslim ederek tehlikeli bir riske girmesinin doğru olmadığını söyledi.

Şu “hipnoz” meselesi reyting adına bayağı sardı ekranları... Bilim dünyasında, etik anlamda hâlâ îtibar görmeyen hipnoz ve hipnozcular TV dünyamızda rekabet, magazin ve şov unsuru oldu... Artık birileri; gerçek bilim adamları, uzmanlar, psikiyatristler ekrana çıkarak, ya da çıkartılarak şu hipnozun ne olup ne olmadığı konusunda izleyicilere bir açıklamada bulunsa!... Hipnoz, tedavide hastalara uygulanıyor mu, ya da kimler, hangi durumlarda hipnoz altına alınabilir? Yani, hipnozun bilim dünyasındaki yeri konusunda somut bilgiler verilse, açıklamalarda bulunulsa!...
Neredesiniz bilim adamları?!... Yoksa bu türden programları ve hipnozcuları muhatap mı kabul etmiyorsunuz?... Örneğin, birkaç haftadır yeni formatıyla ekrana gelen “Hülya Avşar Şov”daki hipnoz, neyin nesidir?!... Gerçek bir hipnoz gösterisi midir, şov mudur, yoksa sadece eğlendiren-güldüren bir eğlence programı niteliğini mi taşımaktadır?!...
Nedendir bilinmez ama hâlâ, hipnotize edilecek kişiler sadece stüdyoda bulunan gönüllü gençlerden seçilmekte?!... Avşar kızının bizzat içinde yer aldığı bu hipnoz şov, gerçek mi?... Yoksa program yetkilileri “Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Esasında gerçek hipnozla alâkası olmayan ve sadece eğlendirmeyi amaçlayan bir program getiriyoruz ekrana!” mı demek istiyorlar bütün izleyicilere?!...
Şayet öyleyse, program, esprilerde ve kalitede tatmin edici boyutlarda değil!... Bu son format, Hülya Avşar’ı ve bir önceki konuklu programlarını aratır olmaya başladı... Yani program içeriğinin, bir an önce Hülya Avşar ve seyirciler lehine değişmesinde yarar var!...
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Hipnozla tedavi nasıl yapılır Konusunun Linki Direkt Link
Hipnozla tedavi nasıl yapılır Konusunun HTML Kodu HTML Link
Hipnozla tedavi nasıl yapılır Konusu BBCode Linki BBCode Link
Hipnozla tedavi nasıl yapılır Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Big Grin Hipnoz Nasıl yapılır?Hipnoz hakkında sorular. ulas 0 1,599 17.01.2013, Saat: 03:40
Son Yorum: ulas
Big Grin Hipnotize Nedir?Hipnoz Nasıl Yapılır? ulas 0 1,800 17.01.2013, Saat: 03:39
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Hipnozla tedavi nasıl yapılır indir, Hipnozla tedavi nasıl yapılır Videosu, Hipnozla tedavi nasıl yapılır online izle, Hipnozla tedavi nasıl yapılır Bedava indir, Hipnozla tedavi nasıl yapılır Yükle, Hipnozla tedavi nasıl yapılır Hakkında, Hipnozla tedavi nasıl yapılır nedir, Hipnozla tedavi nasıl yapılır Free indir, Hipnozla tedavi nasıl yapılır oyunu, Hipnozla tedavi nasıl yapılır download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap