default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 19.11.2017, 22:55


Gılgamış Destanı’nda Tufan

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 1163 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 18.01.2013, Saat: 20:54
Ey Tanrıların büyük üstadı, ey yiğit Enlil!
Ben, büyük Tanrıların gizini açığa vurmadım! Bilge kişi haberi düşünde almış…
O, böylece tanrıların gizini öğrendi.
Şimdi onun için bir karar vermek sana düşer!
[b](Gılgameş Destanı’ndan)[/b]


Bir zamanlar Dünya üzerinde yaşanmış olan büyük tufandan bahseden en eskimetinlerden biri, Sümerlilerin “Gılgamış Destanı”na aittir.
Gılgamış Destanı, Mezopotamya’daki Uruk Kenti’nin efsanevi rahip kralıGılgamış üstüne yazılmış mitolojik bir metindir. Ve geçen yüzyıla gelinceye dekunutulmuş bir çağın ürünüdür. Yüzyılımızda arkeologlar yorulmak bilmez birçalışmayla Ortadoğu’nun kumlara ve sırlara gömülü kentlerini birer birer ortayaçıkartmaya giriştiler. O döneme kadar Nuh ile İbrahim Peygamber arasında geçenuzun sürenin tarihi yalnız Tevrat’taki “Tekvin Bölümü”nün 6. ve 9. Bablarıarasında anlatılıyordu. Gılgameş Destanı, bizi yeniden o çağlara gerigötürmektedir.


Destanı oluşturan metinlerin ne zaman yazıldığı tam olarak bilinmemektedir.Büyük bir olasılıkla, metinler, daha önceki yüzyıllar süresince ve destanınsüresince de aynı biçimini koruyarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştı.
Gılgameş Destanı Asur Krallığı’nın son büyük kralı Asurbanipal’ın (MÖ669-631) kurduğu kitaplıkta 1853 yılında bulunmuştur.
Asurbanipal, çağının tarihsel tutanaklarıyla daha eski dönemlerinilahilerini, şiirlerini, bilimsel ve dinsel metinlerini bir araya toplayarak,büyük görkemli bir kitaplık kurdurmuştu. Dört bir yana saldığı adamların Babil,Uruk ve Nippur gibi eski bilim merkezlerindeki arşivleri taramalarını buyurmuş,sonra da daha önceki çağlarda kullanılan dil olan Sümerceyle yazılmış metinlerikopya edip Akad-Sami dillerine çevirmişti. .
1853 yılında bulunan bu tabletlerin değeri çok daha sonraları anlaşılabildi.
Tabletler 12 bölümden oluşmaktaydı. Metindeki boşluklar Mezopotamya’ da veAnadolu’ da ortaya çıkarlılan başka kitabelerden elde edilen bilgilerletamamlanmıştır.


Sümerlilerde karşımıza çıkan kanatlı disk, Galaktik uygarlıklara ait birsemboldür. Aynısı Mısır ve Tibette de bulunmaktadır. Her üç toplumda da görülenbu sembol tufan öncesi uygarlıklardan olan Mu uygarlığından intikal etmiştir.Galaktik uygarlıklardan biri olan Sirius Kültürü’nü ifade eden kozmik birsemböldür. Her üç toplumda aynı sembölün bulunması bu toplumların inisiyatikgeleneklerinin Mu ve Atlantis Uygarlıklarıyla olan bağlarını gösterir.
1872 yılı Aralık ayında yeni kurulan “İncil’e İlişkinin Arkeoloji AraştırmaDerneği”nin bir toplantısında, uzman George Smith, şöyle bir açıklamadabulunuyordu:
“Kısa süre önce, British Museum’daki Asur tabletlerini incelerken, bunlardanbirinde tufanın anlatıldığını fark ettim.”


Halen British Museum’da sergilenmekte olan Sümer tabletlerinden tufanı anlatanbölüm.
İşte meşhur 11. Tablet ve bir zamanlar yeryüzünü etkilemiş tufanın mitolojikhikayesi…


[b]11. TABLET[/b]
Utnapiştim, Gılgameş’e dedi:
Gılgameş, sana gizli bir şey açayım. Tanrıların gizini söyleyeyim:
Biliyor musun Fırat’ın kıyıcığına kurulmuş o Şurrupak kentini?” Bu kent çokeskiden varken, Tanrılar bu kentin yanındaydılar. Zamanla eskidi gitti o kent,Tarınları da birlikte yaşlandı, kocadıtar. Kentte gökkubbenin sahibi ve atalarıAnu, akdedan savaşçı enlil, yardımcısı Ninurta su kanallarının gözcüsü Ennugide” vardı, Ea da onlarla beraberdi.
Tanrılar sözcüğü, daha önceki kitaplarımda da üstünde sıklıkla durmuşolduğum gibi, ezoterik bir semboldür. Bu sembolü hem dinler hem de mitolojilerkullanmışlardır.
Sümer Mitolojisi’ndeki “Tanrılar”sözcüğü de diğer Mitolojilerde olduğu gibi‘’ Galaktik Irk’a mensup, ileri düzeydeki varlıkları sembolize etmektedir. Muve Atlantis Uygarlıklarına ait varlıklarda bu ırkın dünyamızdaki kısmenyozlaşmış ama yinede bu ırkla yakın akrabalıkları bulunan uzantılarıkonumundaydılar. Atlantis’in son dönemlerinde bu ırk daha da yozlaşmış ve eskidönemlerdeki safiyetini büyük bir oranda yitirmiştir. .
Buradaki Tanrılar sözcüğü Galaktik Uygarlıkları ve Mu Uygarlığı’na ait ırkısembolize etmektedir.
Sümerliler’in Mu kolonisi olan bir ırk olduğunu göz önüne. Aldığımızda yukarıdaanlatılan “Şurrupak kentinde ‘Tanrılar’ın bir zamanlar bulunduğu” sözünün neanlama geldiği kolaylıkla anlaşılabilecektir.


Zamanla bu ırkın dejenere olmaya başladığını söylemiştik. Bu aynı zamanda ‘’Altın Çağ’ın sona ererek ‘’ Demir Çağı’nın başladığı dönemi ifade eder. Buezoterik bilgi, Gılgamış destanında mitolojik motifler kullanılarak şöyleanlatılmıştır.
Ogünlerde insanlar arttıkça arttılar. yeryüzü dolup taştı ve topraktangöklere doğru vahşi bir boğa gibi böğürür oldular. Enlil duydu bunu, Tanrılarındanışma toplantısında: “İnsanoğlunun yarattığı bu kargaşa çekilmez oldu,gürültülerinden ne uyuyabiliyoruz bir damla, ne dinlenebiliyoruz.. ”
Bunun üzerine Tanrılar, insanoğlunu yok etmek konusunda bir anlaşmayavardılar. Kararı uygulamak da yerin. rüzgarın ve evrendeki havanın TanrısıEnlil’e düştü. Buna karşılık, tatlı suların ve bilgeliğin Tanrısı, sanatınkoruyucusu Ea, önceden verdiği sözü tutarak beni bir düş aracılığında bundanhaberdar etti.
Tufan’ın yaklaştığı bildiriliyor …


Bir düş aracılığıyla gelecekle ilgili bir bilgiye sahip olmak, mitolojilerdesıklıkla kullanılan bir motiftir. Anlatılmak istenen, gelecekle ilgili birbilginin alınmasıdır. Burada ruhsal bir irtibat söz konusudur. Bu ruhsalirtibatla Dünya’nın geleceğiyle ilgili çok önemli bir bilginin önceden verilmişolduğunu görüyoruz. Metnin devamında bu konu, daha açık bir şekilde dilegetirilmektedir:
Kulak ver ey Şurrupaklı, ey Ubaratutu’nun oğlu! Evini yık, malını bırak,kendine bir” gemi yap, yeryüzünün nimetlerini bir yana atıp canını kurtarmayabak hemen! Dediklerimi uygula: evini yık, kendine bir gemi yap. Yapacağıngeminin ölçüleri şunlar olsun: Eni, boyuna eşit düşsün, güvertesinin üzerindekidam da dipsiz uçurumu örten çatıyı andırsın. Bittikten sonra gemiye bütün canlıyaratıkların tohumunu al.
Bu bilgilendirilmenin konusunun, Dünya’nın yakın bir gelecekte yaşayacağıbüyük bir tufanla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Metnin devamında, bu bilgininherkese açıklanmadığı da görülmektedir:


Ben, bunu anlar anlamaz Ea’ya, efendime dedim:
“İyi, anlaşıldı efendim. Şimdi bana ne dedinse iyi dik*kat ettim. Benyapacağım. Fakat, kent halkı ve yaşlılar sorarsa ne diyeyim?”
Ea, konuşmak için ağzını açıp bana dedi: – Onlara şunu bildir:
Enlil’in bana kızdığını öğrendim. Bu yüzden artık ne onun ülkesinde, ne de onunkentinde dolaşacak yüzüm kalmadı benim. efendim Ea ile birlikte yaşamak üzerekörfeze gideceğim. Ama size sınırsız bir bolluk, ender bulunur balıklar, ürkekav kuşları ve bereketli bir hasat mevsimi verecek. Akşamüstü fırtınanın ilkisizle*re seller gibi buğday getirecek” de … ”
Geminin yapılışı …


Metnin bundan sonraki bölümünde geminin yapımı ile ilgili bilgilerverilmektedir:
Halk çevresine toplandı. Küçük yavrular bile gemi için zift taşıyorlardı.Güçlü erkekler gemiye yedek kereste getiriyorlardı. Beşinci günde gemininkaburqasını oluşturdum. Geminin omurgası bir iku genişliğindeydi. Kenarları ikikez on kamış yüksekliğindeydi.
Üst güvertesi de alt güverteye tümüyle eşitti. Bunun da her yanı, iki kez onkamış uzunluğundaydı. Bundan sonra geminin dış yüzünü hazırladım ve onlarıboyadım. Gemiyi altı kat” yaptım. Geminin alt ve üst güvertelerini yedi bölümeayırdım, ambarını da dokuza boldüm. Ortasına da su kazıkları çaktım. Güzelkürek seçtim. Ve geminin yedeklerini ambara koydum. Eritmek için kazana 21.600zift döktüm. Bunun yansını saf zift olarak gemiye sakladım. Tekneciler, gemiye10800 sırlık getirdiler. Bunun üçte biri peksimet kızartmak için harcandı: üçteikisini de gemici sakladı.
işçilere çok sığır kestim. Ve her gün koyun boğazladım. Ustalara, ırmak suyugibi şarap akıtıldı. Yeni yıl şölenleri gibi bir şölen oldu.
Gemi yedinci günde tamam oldu. Gemiyi kızaktan indirmek güç oldu. Çünkü,geminin üçte ikisi suya girinceye dek, onu, kızak üzerinde aşağıdan veyukarıdan itmek zorunluğu vardı. Elime geçen her şeyi içine yükledim. Elime geçenher gümüşü içine yükledim. Elime geçen her altını içine yükledim. Bütün soyumu,sopumu ve kavmimi gemiye bindirdım. Yabani ve evcil hayvanları ve bütünustaları gemiye aldım.
Tufan artık gelmek üzereydi … Tufan’ın ilk belirtisi ile birlikte gemiye binipkıyıdan hızla uzaklaştıkları anlaşılıyor. Bundan sonra anlatılanlar, tamanlamıyla büyük su baskınla*rının ve depremlerin yaşandığı büyük bir trajedi.


[b]Tufan başlıyor!…[/b]
Şamaş’ın bana “Akşama fırtınanın birincisi varıp yıkıcı yağmuru yağdırğında.gemine bin, her yan da sımsıkı kapat” dediği an gelmişti artık. Gece bastırdı,Fırtınanın birincisi yağmuru gönderdi. Ben havanın yüzüne baktım. Hava,bakılmayacak kadar korkunçtu.
Tan yeri ağarmaya başlarken ufuktan bir kara bulut geldi. Bu bulut,fırtınanın efendisi Adad’ln bulunduğu yerde gürledi. Habercileri olan Şullatile Haniş, dere tepe aşarak başı çektiler. Daha sonra uçurumun Tanrıları ortayaçıktı.


Nerqal, suları göğüsIeyen engelleri yıktı. Savaş Tanrısı Ninurta, her şeyiyerle bir etti. Cehennemin yedi yargıcı, Anunnaki, meşalelerini kaldırıp ülkeyikurşun su alevlere boğdular. Fırtına Tanrısı, gün ışığının yerine karanlığıkoydu: ülkeyi bir çanak gibi kırıp döktü, umasızlığın getirdiği bitkinlikgökkubbeye yükseldi. Büyük· fırtına, ülkeyi bir çanak gibi parçaladı. Bütün günbo*ra azıttı durdu. Yol aldıkça kudurdu, halka düşmanmış gibi saldırdı, kardeşkardeşi göremedi. insanlar gök yüzünden bile görülmüyordu. Rüzgarlar insanlarıntepesinde savaş edercesine çarpıştılar. Kimse kimseyi göremiyordu. Ve göktenbakılınca insanlar tanınmıyordu. Tanrılar bile tufandan korkarak geriçekildiler. Ve göğün en yüksek katına kadar çıktılar. Tanrılar, oradakıvrılmışlardı. Göğün en son eteklerinde büzülüp yatıyorlardı.
Yaşanılan bu büyük trajedi insanlık hafızasında hiç unutulmadı. Mitolojiler,efsaneler ve dini metinlerde yer alarak günümüze kadar geldi.
Bir gün karayel esip hepsini sildi süpürdü. Sonra bir den bire poyraz esipülkenin altını üstüne getirdi. Fırtına ve tufan, altı gün, yedi geceyi geçti.Fırtına yurdu silip süpürüyordu. Sel, bora ve su taşkınları yer yüzünü kasıpkavurdu. Yedinci günde güneyden esen fırtına dinmeye yüz tuttu, deniz yatıştı,tufanın hızı kesildi.


[b]Tufan sona eriyor …[/b]
Önceden dalgalan bir ordu gibi birbiriyle savaşan deniz, şimdi dinginleşti.Kötü rüzgar dindi ve tufan sona erdi. Havaya baktığım zaman ortalıkta sessizlikvardı. Ve bütün insanlık çamur olmuştu. Suyun bastığı yüzey, dümdüzdü.
Bunun üzerine anbar kapağını açınca yüzüme bir ışık düştü. Diz çöküp oturdumve ağladım. Gözyaşlarım burnumun kanatlarından akıyordu. Sonra ufuklara bakarakdenizin kıyısını aradım.
Her yana on iki kez on iki defa bakınca denizden bir ada yükseldi. Sonunda gemiNıssır dağına oturdu.


[b]NİSİR, ARARAT VE CUDi DAĞLARI[/b]
Az sonra göreceğimiz gibi kutsal kitaplardaki Tufan hikayelerinde de,geminin bir dağa oturduğundan bahsedilir. ‘Tevrat’ ta bu dağ Ararat (Ağrı),Kur’an-ı Kerim’ de ise Cudi olarak tanımlanır. Burada ise geminin NissirDağı’na oturduğu söylenmektedir.


[b]Nisir Dağı[/b]
Bu bir yöredeki dağın ismi değildir. Burada anlatılmak istenen gemininsuların çekilmesiyle birlikte deniz yüzeyinden yüksekte kalan bir bölgedekaraya oturduğudur. Bu bir kurtuluş ifadesidir. Nitekim Nisir sözcük anlamıitibariyle de “kurtuluş, selamet” anlamına gelmektedir. Aynı şekilde Ararat veCudi isimleri de belirli bir bölgedeki dağların isimleri olarakkullanılmamışlardır.


[b]Ararat (Ağrı) Dağı[/b]
Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu. 
(TEKVİN: 8/4)
“Ararat” ismi “Urartu” sözcüğünden gelmektedir ki Asurca’ da aslı “Uruatri”olan “Urartu (Urardhu, Uraurta)” kelimesi “dağlık bölge, yüksek memleket”anlamına gelmektedir. 5165 metrelik rakımıyla Anadolu’nun en yüksek dağıdır.
Ağrı ilimizde, 35 km’yi aşan taban çapı, 130 km’ye varan çevre uzunluğu ile 5165 m rakıma sahip AğrıDağı, volkanik bir dağdır. Bu ölçüleri özellikle veriyorum. Çünkü Yahudi –Hristiyan inancına göre Nuh’un Gemisi bu dağın tepelerinde bir yere oturmuştur.(130. Sayfada Tevrat’tan vereceğimiz örneklerle bu konuyu ayrıntılı bir şekildeele alacağız.)
Günümüzde yapılan tüm araştırmalardan elde edilen sonuca göre son buzulçağının bitişinde yeryüzünde suların yükselmesi 150 metreyi aşmamıştır.Böylesine yüksek bir dağ…
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Gılgamış Destanı’nda Tufan Konusunun Linki Direkt Link
Gılgamış Destanı’nda Tufan Konusunun HTML Kodu HTML Link
Gılgamış Destanı’nda Tufan Konusu BBCode Linki BBCode Link
Gılgamış Destanı’nda Tufan Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Big Grin Eski Uygarlıklarda Tufan Efsaneleri ulas 0 1,077 20.01.2013, Saat: 18:55
Son Yorum: ulas
Big Grin Sümer Yaradılış Destanı Enuma Eliş’te Marduk (Nibiru) ulas 0 1,875 18.01.2013, Saat: 21:00
Son Yorum: ulas
  Onbin (10.000) Yıllık Nükleer Savaş (Destanı) : Mahabharata ulas 0 1,942 18.01.2013, Saat: 01:18
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Gılgamış Destanı’nda Tufan indir, Gılgamış Destanı’nda Tufan Videosu, Gılgamış Destanı’nda Tufan online izle, Gılgamış Destanı’nda Tufan Bedava indir, Gılgamış Destanı’nda Tufan Yükle, Gılgamış Destanı’nda Tufan Hakkında, Gılgamış Destanı’nda Tufan nedir, Gılgamış Destanı’nda Tufan Free indir, Gılgamış Destanı’nda Tufan oyunu, Gılgamış Destanı’nda Tufan download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap