default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 21.08.2017, 03:49


FOTON KUŞAĞI

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 1373 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 4 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 27.07.2014, Saat: 00:31
[b]GALAKTİK İNSAN[/b]
[i]AKAŞA YAYINLARI[/i]


Washta, Siriuslu yükselmiş bir üstat olarak dünyaya bir kitap yazdırmakla görevlendirilmiştir. Ona bu görevinde bilim ve tarih konusunda uzman olan Aumtron ve Teletron adlı iki Siriuslu yardım etmektedir. Kitap boyunca bu üç kişilik grubun sözcülüğünü Washta yapmaktadır.

[b]FOTON KUŞAĞI[/b]
Güneş sisteminiz büyük olasılıkla 1996 yılından sonra foton kuşağı denen büyük bir ışık kuşağına girecektir. Foton kuşağı yeniden bilinçlenmenizi, DNA ve çakra sistemlerinizin değişmesini sağlayacaktır. Bu inanılmaz kuşak sadece sizi değil gezegeninizi ve güneş sisteminizi de ebediyen değiştirecek, üçüncü boyuttan beşinci boyuta aktararak Sirius yıldız sistemine daha yakın bir konuma geçmenizi sağlayacaktır.

Işık parçacıklarından oluşan ve şekli dev bir simiti andıran foton kuşağı, bilim adamlarınız tarafından ilk kez 1961 yılında Pleiades yakınlarında keşfedildi. Bir foton ışık parçacığı, anti elektronla (pozitron) elektronun çarpışması sonucunda oluşur. Bu anlık çarpışmanın sonucunda ortaya çıkan kütle foton olarak bilinen enerjiye dönüşür. Bilim adamlarınız her parçacığa karşılık bir anti parçacık olması gerektiğini düşündüler, 1950’lerde anti- protonlar ve anti-nötronlar artık sizce de bilinir hale geldi. Bilim adamlarınızın ileri sürdüklerine göre bir anti-parçacıkla parçacığın, örneğin bir anti-protonla protonun çarpışması sonucu ortaya çıkan şey foton enerjisidir. Bu enerji gelecekteki tüm gereksinimlerinizi karşılayan ana kaynak olacaktır.

Foton kuşağı üç kısma ayrılabilir. Önce kör bölgeden geçeceksiniz, bu işlemin tamamlanması kabaca 5-6 gün alacak ve bu sürenin 3 günü tamamen karanlıkta geçecek. Bunu takiben kuşağın ana bölümüne girecek ve hiç sona ermeyen bir ışığı yaşayacaksınız, yani hiç gece olmayacak, günün 24 saati gündüz olacak. Foton kuşağındaki bu yolculuk genellikle 2 bin yıl sürer ve güneş sisteminizin yine kör bölgeden geçerek kuşağın öteki ucundan dışarı çıkışıyla sona erer.

Bununla birlikte, Büyük Yaratıcı Güç (Tanrı) bu devrede güneş sisteminizin boyutlar arası bir “kurtarma baloncuğuna” alınmasına karar vermiştir. Bu baloncuk güneş sisteminizi iterek beşinci boyut yoluyla foton kuşağının dışına çıkaracak ve Sirius yıldız sisteminden 3 ışık yılı uzaklıktaki bir konuma (şu anda Sirius dünyadan 8,3 ışık yılı uzaklıktadır) geçirecektir. Baloncuğa 2012 – 2013 yılı civarında ulaşacaksınız. Bu devre bitip baloncuğa ulaştığınızda 24 saatlik gündüz deneyimi sona erecek ve yeniden yaklaşık 12 saat gündüz, 12 saat gece programına geri döneceksiniz.

20-30 yıldan beri dünyanın manyetik alanı derece derece neredeyse sıfıra doğru azalıyor. Birçok dünyalı bu fenomeni, yüzyılın sonunda meydana gelecek büyük bir kutup değişiminin kanıtı olarak kullanıyor. Ancak, Konseyin Siriuslu bilim adamları bir kutup değişiminin meydana gelmeyeceği konusunda size güvence verebilirler. Dünyanın manyetik alanındaki bu değişiklik, foton kuşağının güneş sisteminize yaptığı basıncın bir yan ürünüdür.

Foton kuşağı tezahür ettiğinde hiçbir elektrikli aygıt çalışmayacaktır. Bu pillerin ve elektrik devrelerinin çalışmayacağı anlamına gelir. Kör bölgeye yaklaşırken meydana gelmesi beklenen bir başka büyük gelişme de gezegenin atmosferindeki ve yüzeyindeki basıncın artmasıdır. 1960’lardan günümüze dek uzanan depremsel faaliyetlerdeki artışın da işaret ettiği gibi bu basınç şimdiden gerçekleşmeye başlıyor. Dünya halen dört bir yanda depremlerin arttığı bir devir yaşıyor, aynı şey yanardağ faaliyetleriyle ilgili olarak da söylenebilir, ayrıca hava koşullarınızda da geleneksel su devrelerine basınç yapan çarpıcı bir değişim olmuştur. 1970’lerin başında ortaya çıkan ozon delikleri, kısmen foton kuşağının yaklaşmasının neden olduğu bir başka kritik değişikliği işaret etmektedir. Daha da önemlisi, yaklaşan bu olay güneşinizdeki lekelerin artmasına sebep olmuştur. 1987 ve 1988 yıllarında Siriuslular güneşinizin süptil bedenlerinin kutbiyetini değiştirdiler. Eğer bu yapılmasaydı, güneş foton kuşağının kör bölgesi tarafından yok edilir, dünya da buharlaşır giderdi. Değişiklik boyutlar arası bir hologram (ışık zarfı) kullanılarak gerçekleştirildi. Bu hologram daha sonra güneş sisteminizi Sirius’a yakın bir konuma taşımakta kullanılacaktır.

Şimdi foton kuşağı senaryosunu tekrar gözden geçirip neler olacağını görelim. Büyük bir olasılıkla bu 1996’dan sonra yer alacak bir zamanda vuku bulacak. Eğer bir değişiklik olmazsa, şu anda görüldüğü kadarıyla gezegeniniz kör bölgeye girerken bir karanlık deneyimleyeceksiniz, aniden alaca karanlık yerini tam bir karanlığa bırakacak. Bu tıpkı gezegen bir dolaba sokulup kapı arkasından kapatılmış gibi olacak. Güneş gözden kaybolacak ve zifiri karanlık gökyüzünde yıldızları göremeyeceksiniz. Kör bölgenin basıncı güneşin ve yıldızların ışığını tamamen emecek ve gündüz geceye dönüşecek.

Karanlıkla birlikte kör bölgeye girdiğinizi anlayacaksınız, değişim dönüşüm süreci başlayacak. Karanlığın yarattığı şoku kabullenmeye başlarken bir başka şeyin daha vuku bulduğunu fark edeceksiniz. Elektrikli aygıtlarınız artık çalışmayacak, düğmeye bastığınızda elektrikler yanmayacak ve arabalarınız çalışmayacak. Bu inanılmaz zorluklara rağmen bedenlerinizde harikulade şeyler olacak. Gezegenin manyetik alanları çöktüğünde dünyadaki tüm atomlar değişim geçirmeye başlayacak. Bedeninizdeki atomlar da yarı eterik bir beden oluşturmak üzere değişecek ve bilincinizi kuşatan perde kalkacak. Artık sınırlı üçüncü boyut realitesinde değil, galaktik ışık realitesinde yaşayan insanlar olacaksınız. Lyra takımyıldızını terk ettiğiniz günden bu yana sahip olmanız gereken fiziksel ve psişik yeteneklere tekrar kavuşacaksınız. Artık beşinci boyuta, yani Yuva’ya dönüş süreciniz başlayacak.

İkinci gün, atmosfer sıkışmaya başladığında kör bölgenin dünyanın yerçekimi üzerinde yaptığı basıncın etkisiyle sıkıştığınızı ve şiştiğinizi hissedeceksiniz, bu şişkinlik yalnızca iki gün sürecek. Atmosferiniz sıkışıp basınç artacak, tüm maddeler basınç yüzünden yoğunlaştığında en büyük tehlike nükleer maddelerden gelecek, çünkü zincirleme reaksiyon sonucunda öldürücü radyoaktif ışınlar ortalığa yayılacak. Öte yandan zincirleme nükleer reaksiyonlar muazzam yangınlara da yol açabilir. İşte bu yüzden Galaktik Federasyon nükleer tehlikeleri önlemek için teknik personelin ve gemilerin gezegeninize inişine izin verecektir.

Hissedeceğiniz bir sonraki değişiklik güneşin tümden ortadan kaybolmasının yol açtığı soğuk hava olacak. Bu çok büyük bir ısı düşüşü, bir tür buzul devri soğuğu olarak deneyimlenecek. Değişimin üçüncü gününde şafak sökmesini andıran hafif bir ışığın gezegeninizi kuşatmaya başladığını görecek, sonra da foton etkisinin başlangıcını deneyimleyeceksiniz. Foton etkisi çok önemlidir, çünkü yeni bir enerji kaynağına sahip olmanızı sağlayacak ve dünyanızın fosil yakıta olan bağımlılığına son verecektir. Bu enerji ayrıca uzay yolculuğu yapabilmenizi de mümkün kılacaktır, çünkü Galaktik Federasyonun uzay gemilerinde bu enerji kullanılmaktadır. Üçüncü ve dördüncü günden itibaren zayıf da olsa foton enerjisiyle tanışacaksınız.

Dördüncü gün sona erip beşinci gün başladığında hava ısınmaya başlayacak ve yeniden gün ışığına kavuşacaksınız. Üçüncü günün sonuna doğru başlayan foton etkisi artık tamamen egemen olacak ve foton ışın enerjisini kullanabileceksiniz. Dünyanızdaki her canlı foton kuşağından akan fotonlar tarafından canlandırılıp zindeleştirilecek. Yeni bir bedenle yeni bir çağa gireceksiniz. Buna ek olarak dünya dışı varlıklar ya da uzaylılar diye adlandırdığınız abi ve ablalarınız da artık aranızda olacaklar. Üçüncü boyuttan beşinci boyuta geçiş müthiş bir armağandır, çünkü bu değişimin bir sonucu olarak Pleiades kontrolünden çıkıp Sirius etkisine gireceksiniz. Bu Lyra- Sirius kültürünü benimseyeceğiniz, 25 bin yıl önce Lemurya zamanında olduğu gibi artık Sirius koruması altında olacağınız anlamına gelir. Sonuç olarak, insanlık iki bin yıldır çeşitli dinlerde kehanet edilen tarif edilemez güzellikteki Altın Çağa yaklaşmaktadır. (Sayfa: 40-53)

[b]SORULAR VE YANITLAR[/b]


[b]Soru-[/b] Foton kuşağı, Tanrı ışığı ya da Tanrının enerjisi dediğimiz şey midir? Hangi düzey ya da boyutlardan gelmektedir?

[b]Washta-[/b] Foton kuşağı Tanrı enerjisinden daha düşük titreşimdedir, ama yine de büyük bir semavi enerjidir. Çeşitli yıldız sistemlerinde bilinç değişikliği yaratmak ve varlıkların boyut değiştirmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Dünyanın ve güneş sisteminin birçok kez girdiği bu kuşağı yeniden deneyimleyeceksiniz, çünkü yaklaşık her 26 bin yılda bir gezegeniniz ve güneş sisteminiz foton kuşağından geçmektedir. Son foton kuşağı deneyimi 25 bin yıl önce Lemurya yok olduğu zaman yaşandı, ancak o yıkımın nedeni foton kuşağı değildi.

[b]Soru-[/b] Bu enerjinin niteliğinden daha fazla söz edebilir ve boyutunu bizim anlayacağımız şekilde tarif edebilir misiniz?

[b]Washta-[/b] Kuşak, üçüncü ve dördüncü boyut realitesinde iş gören, boyutsal zaman kapılarına açılışı mümkün kılan büyük bir ışık enerjisidir. Dördüncü boyut dediğiniz şey de bir zaman kapısıdır. Ne zaman dünya ve güneş sisteminiz foton kuşağına girse radyoaktif faaliyetlerde ve manyetik alanlarda büyük değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler doğal afetlere ve sizin tabirinizle felaketlere neden olur.

[b]Soru-[/b] Söylediğinize göre foton kuşağı parçacıklar içeren dev bir simite benziyor, her zaman bu şekle mi sahiptir?

[b]Washta-[/b] Foton kuşağının şekli zaman zaman değişmiştir, bizim tarif ettiğimiz şekil onun yeni veçhelerinden biridir. Kuşağı keşfeden bazı dünyalı bilim adamları onun muazzam miktarda gamma ışını ve ağır radyasyon parçacığı yaydığını fark ettiler, bu yüzden çok endişeleniyorlar. Dünyanız şu anda 1972 yılında Siriuslular tarafından oluşturulan büyük bir ışık baloncuğunun, bir hologramın içinde bulunuyor. Bu hologram, güneşin kutbiyetini olumsuz yönde değiştiren karanlık güçlerin eylemlerini engellemek için oluşturulmuştu. Foton kuşağının gelişine hazırlık olarak 1987 ve 1989 yılları arasında bazı düzenlemeler yapıldı. Hem Zamanın Efendilerinin, hem de Spiritüel Hiyerarşinin yarattığı enerji değişiklikleri yüzünden dünyanızda sürekli değişim dönüşümler meydana gelmektedir.

Foton kuşağına giriş tarihi, girişten iki ila altı ay öncesine dek bilinemez. Gezegeninizi olumsuz olaylardan korumak ve foton enerjisini nasıl kullanacağınızı öğretmek için dünyanıza kitlesel bir iniş yapacağız. Ama iniş tarihimiz gezegenin enerji kalıplarına ve insan bilincindeki değişimlere bağlıdır. Gezegenin enerji kalıbı foton kuşağına giriş için giderek daha elverişli hale gelmektedir.

[b]Soru- [/b]Galaktik Federasyonun, Sirius Bölgesel Konseyini ikna ederek dünyada meydana gelecek büyük felaketleri önlediği doğru mu?

[b]Washta-[/b] Evet doğru. Dünyanızdaki memeli deniz yaratıkları ve dünyanın Spiritüel Hiyerarşisi ilk kez 1970’lerin başında foton kuşağının yaratacağı tehlikelerin giderilmesi konusunda ricada bulundu. Galaktik Federasyon da Sirius Bölgesel Konseyinin diğer üyelerine sizin adınıza bir başvuru yaptı. Güneş sisteminiz üzerinde yargı vermeye yetkili olan Sirius Bölgesel Konseyi, daha önce insanlarınızın foton kuşağının etkilerini olumsuz anlamda deneyimlemelerine karar vermişti. Bu karar, dünyanızda mutasyona uğramış insan uygarlığı bilincini istenen düzeye yükseltemediği için alınmıştı. Ama Spiritüel Hiyerarşilerin, deniz memelilerinin ve biz Siriusluların girişimi sonucunda Sirius Bölgesel Konseyi önerdiğimiz olumlu planı kabul etti. Böylece dünyanız ve insanlarınız foton kuşağının yıkıcı etkilerinden kurtulmuş oldu.

[b]Soru-[/b] Bana 1972 yılında ışık ve karanlık güçlerinin dünya ve güneş sistemi üzerinde kontrol elde edebilmek için çatıştıkları söylendi. Bu bize anlattığınız koruyucu hologramla ilişkili mi?

[b]Washta-[/b] Karanlık güçler ne insanlığı ne de güneş sistemini aydınlatmamızı istiyorlardı. Güneşe tüm sisteminin değişmesine yol açacak şekilde müdahale etmeye kalkıştılar. Bu yüzden müdahale etmemiz kaçınılmaz hale geldi, çünkü dünyanın Spiritüel Hiyerarşileri gezegeninize her ne olacaksa dışardan getirilen bir planla değil, kendine özgü kader planıyla olmasını kararlaştırmıştı. Galaktik Federasyonun yanı sıra biz Siriuslular da en yetenekli bilim adamlarımızı buraya getirdik ve güneş sisteminizi bir hologram (ışık zarfı) içine aldık, böylece tüm realite değişikliklerinizi bu hologram içinde gerçekleştirmek imkanına kavuştunuz.

[b]Soru-[/b] Daha evvel birçok kehanetin boşa çıktığını gördük. 1996 yılından sonra foton kuşağı deneyimi yaşayacağımız kesin mi? Bu yargıya nasıl vardınız?

[b]Washta-[/b] Biz, çeşitli tapınaklarımızdaki Zamanın Görücülerinin, Zamanın Efendilerinin ve Spiritüel Hiyerarşilerin verdiği bilgileri size aktarıyoruz. Onlar güneş sisteminizin bu tarihten sonra foton kuşağıyla karşılaşacağını söylüyorlar. Bununla birlikte karşılaşmanın kesin tarihi iki önemli etkene bağlıdır. Birinci etken dünyanın bilincinin yükselmesidir. Gezegenin bilincinin yükselmesi yeryüzüne inişimizin belirtilerinden biri olacaktır. İkinci etken ise, Galaktik Federasyon, Leydi Gaia (Dünya ana) ve Spiritüel Hiyerarşinin bu konuda vereceği kararlarla ilgilidir. Olayı planlayan tüm ortaklar, verdiğimiz tarihin genel zaman çerçevesini oluşturduğunu söylüyorlar. Buna rağmen henüz ne ilk temasın kesin zamanına karar verilmiş, ne de foton kuşağına giriş için kesin bir tarih oluşturulmuştur. (Sayfa: 59-70)

[b]FOTON KUŞAĞININ İNSAN BEDENİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ[/b]


Daha önce de söylediğimiz gibi dünyayı etkisi altına alacak foton kuşağı tüm dünya insanlarının fizik bedenlerini değişime uğratacaktır. İnsanların kaba fizik bedenleri ya yarı eterik ya da daha az yoğun bedenlere dönüşecektir. Şimdiki durumda tüm beden tipleri bu alandaki araştırmacılar tarafından üç kategoriye ayrılmıştır. 1- Kaba ya da fiziksel beden, yani şimdiki üçüncü boyut beden tipiniz. 2- Eterik beden. Auralara, hayaletlere ya da yüksek boyut bedenlerine benzer. 3- Spiritüel beden (ruh beden).

Et ve kandan meydana gelen şimdiki bedeniniz gelecek galaktik uygarlıkta aynı yetenek ve görünüme sahip olacak, ama tamamen yarı eterik bir bedene dönüşecektir. Bu değişim dönüşüm, bedeninizin kendini tekrar gençleştirebileceği ve gerçekten yaşlanmaz olabileceği anlamına gelir. Yarı eterik bedeniniz bir düşünce formu gibi karşılık verecektir, çünkü zihniniz düşüncelerinizi nasıl kolaylıkla değiştirebiliyorsa, bedeninizi de kolayca değiştirebilecektir. Bununla birlikte bu beden size şimdi sahip olduğunuz fizik beden gibi görünecektir.

Daha önemlisi, bedeniniz çarpıcı bir DNA değişikliği geçirecektir. Tüm dünya insanları halen 2 DNA sarmalına sahiptir. Oysa “düşüşten” önce sizler 12 sarmallı bir DNA’ya sahiptiniz. Şimdi DNA sarmallarınızın yine 12’ye çıkarılmasına yardımcı oluyoruz. Bu değişim bedenin hücresel yapısını orijinal haline döndürecek ve hücrelerinizin boyutlar arası öz bedenle (ruhla) ilişkiye girmesini sağlayacaktır. Böylece hücre, ruhun DNA’ya verdiği mesajı kolayca alıp derhal işlemden geçirebilen çok boyutlu bir yönsüz dalga antenine sahip olacaktır. Yönsüz dalgalar, yayılırken bilgi taşıma yeteneğine sahip elektromanyetik olmayan dalga formlarıdır.

Ayrıca bedeninizdeki çakralar da (enerji girdapları) değişecektir. Bu enerji merkezleri şu anda 7 adettir, omurganın dibinden başlayıp başınızın üstüne kadar uzanırlar. Birinci çakraya kök merkezi denir, o bedenin temeli ya da elektriksel zeminidir, bedenin elektromanyetik enerji hatlarını yerküreye bağlar, kırmızı renkle temsil edilir. İkinci çakra cinsel merkezdir, zevk ve esrimenin yüksek halleri olan cinsel, duygusal merkezi oluşturur, bedenin cinsel organlarının bulunduğu bölgede yer alır, turuncu renkle temsil edilir. Üçüncü çakra güneş sinirağı (göbek) üzerinde yer alır, bedenin temel duygusal (nefret, öfke, sevinç, kahkaha) merkezidir, sarı renkle temsil edilir. Dördüncü çakra kalptir, sezgilerin ya da sevginin merkezidir, kalp ve akciğerler bölgesinde yer alır, yeşil renkle temsil edilir.

Beşinci çakra iletişim merkezidir, boğazda gırtlak bölgesinde yer alır, mavi renkle temsil edilir. Altıncı çakra üçüncü göz merkezidir, çeşitli vizyonlar görme ve görsel psişik yetenekleri kullanma merkezidir, kaşların arasında yer alır, çivit rengiyle temsil edilir. Yedinci çakra başın arka kısmında yer alan taç merkezidir, yüksek benlikle bağlantı kurmanızı sağlar, menekşe rengiyle temsil edilir. Aura ya da bedenin enerji alanı bu yedi merkezi kuşatır ve merkezlerin genel durumu hakkında bilgi edinmenizi sağlar. Aslında aura renkleri çakraların sağlığını yansıtır, aynı zamanda bedenin o bölgelerinin iyi çalışıp çalışmadığını da gösterir.

Yeni yarı eterik bedeninizde çakralarınız şimdi sahip olduğunuz 7 merkezden 11 merkeze çıkarılacak. İlave edilen 4 merkez, aura alanınızın tepesindeki galaktik erkek ve galaktik dişi denen boyutlar arası ya da eterik iki merkeze bağlanacak. Aslında toplam olarak 13 çakraya sahip olacaksınız, 2’si tamamen eterik, 11’i ise fiziksel bedeninize ait olacak. Bu 13 çakra şunlardır: Birinci çakra, daha önce olduğu gibi kök merkez olarak kalacak. İkinci çakra, yine cinsel merkez olarak kalacak. Üçüncü çakra, yine güneş sinirağı merkezi (göbek) olarak kalacak. Dördüncü çakra, ilk büyük değişikliği oluşturacak ve artık ona diyafram merkezi denecek. Bu yeni çakra bedenin prana ya da solunum enerjisini yeniden canlandıracağı için strese hakim olma ve sağlığa zararlı unsurları bedenden atma işlevi de görecek.

Beşinci çakra, yani kalp merkezi sadece sevgi ve yüksek duygular merkezi değil, düşük duygulardan arınmış meleksi sevginin de ifade merkezi haline gelecek. Altıncı çakra ya da timüs bezi tüm faaliyetin odağı olacak. Timüs halen insan bedeninin en yanlış anlaşılmış salgıbezidir, çünkü radyasyona en duyarlı bezdir. Yaşlanmaya sebep olan dünyanızın atmosferindeki yüksek radyasyon, atmosfer yaklaşık 6 bin yıl önce (tufandan önce) parçalandığında ortaya çıkmıştı. Bu radyasyon çocukluk yıllarından başlayarak timüs bezinin hızla küçülmesine, kalp büyüklüğünde bir organdan bezelye büyüklüğünde bir organa dönüşmesine neden olur.

Foton kuşağına girdikten ve insan bedeni yeni galaktik formuna dönüştükten sonra timüs bezi tekrar büyüyecektir. Bu timüs bezinin bir yetişkin bedeninde yeni doğmuş bir çocuk kadar aktif olacağı anlamına gelir. Bu yüzden insanoğlunun hastalıkları önleme yeteneği son derece gelişecek ve timüs artık büzülüp küçülmeyecektir. Başka bir deyişle, yeni timüs merkezi galaktik insanda yaşlanmayı ortadan kaldıracaktır. Yedinci çakra gırtlak, yani iletişim merkezidir, başınızdan girip bedene yayılan enerjiler için bir kanaldır. Sekizinci çakraya rüyalar kaynağı denir. Körelmiş bir çakra olan bu merkez aşağı yukarı kafatasının alt kısmına yakın, boynun tam üzerinde yer alır, bilinçli bir varlığın çeşitli rüya ve vizyonları deneyimleyebilmesi için gereklidir.

Dokuzuncu çakra, bilinç için bir kontrol merkezine dönüşecek ve galaktik insanda tam anlamıyla gelişecektir. Beynin alt orta kısmında yer alır, sözde ilkel beyin ve hipofiz bezinden oluşur. Galaktik bir insanda bedenin kendini gençleştirmesine yol açacak şekilde ışığa ve radyasyona karşılık vermesini sağlayacaktır. Altıncı çakra, yani timüs bezi ve hipofiz, bedeni iyileştirecek ve canlandıracak şekilde birbirini etkiler. Onuncu çakra, üçüncü göz ya da vizyon merkezi (epifiz) olarak bilinecektir. Zihnin yüksek titreşimlerinden gelen vizyonları ve diğer mesajları yorumlamak için sekizinci çakrayla (rüyalar kaynağı) birleşir. Onbirinci çakra, taç çakra görevini üstlenir, fizik bedenin dinçleşmek için spiritüel enerjiyle bağlantı kurduğu yerdir.

Taç çakra, bedenin aura alanlarının bir araya gelerek on ikinci ve on üçüncü çakra merkezleriyle bağlantılar kurabileceği yerdir. Bu son iki çakraya galaktik erkek ve galaktik dişi enerji merkezleri denir. Böylece beynin üst 11, 12, 13 ve alt merkezleri 8, 9, 10 birbirleriyle şu anda anlayamayacağınız şekilde iletişim kuracaktır.
Çakra sistemindeki bu değişiklikler sayesinde, Atlantis devrinde yapılan genetik deneyler sonucu dumura uğrayan beyin bölümleri eski şekil ve büyüklüklerine geri dönecektir. İki kuşak sonra insanoğlu tam bilinçli insanların mirası olan daha büyük beyin boşluğuna sahip olacaktır. Bu yönsüz dalga anteninizin tam anlamıyla kullanılabilmesini ve tüm psişik enerjilerin uygun tarzda işlemden geçirilmesini sağlayacaktır. Ayrıca dünya insanı sadece görme yeteneğine mahkum olmayacak, telepati, telekinezi, durugörü ve duruişiti gibi birçok psişik yeteneğe de kavuşacaktır.

Galaktik Federasyon eğer fikrini değiştirmezse foton kuşağına girmeden altı ay önce kitlesel bir iniş gerçekleştirecek ve meydana gelecek değişikliklerden zarar görmemeniz için sizi eğitecektir. İnecek grupta danışmanlar, şifacılar ve diğer personel bulunacak, ayrıca size Federasyon üyeleriyle nasıl iletişim kuracağınız da öğretilecektir, çünkü ilerde bu tür iletişime duyacağınız gereksinim çok artacaktır. Yeni bilinç sürecinizi düzene sokmayı öğrendikten sonra düşünce formlarını nasıl kontrol edeceğinizi, daha önce ölmüş kişilerle nasıl iletişim kuracağınızı ve bu bilgiyi kendinize ya da başkalarına yardım etmek için nasıl kullanacağınızı bilmeniz gerekir. Tüm bu yöntemler Federasyon danışmanları tarafından size öğretilecektir.

[b]SORULAR VE YANITLAR[/b]


[b]Soru-[/b] Çakraların beta, alfa, teta ve delta beyin dalgası frekanslarıyla ilgisini açıklar mısınız? 13 çakranın uyku modelimizi nasıl etkilediği konusunda bir yorumda bulunabilir misiniz?

[b]Washta-[/b] Dünya insanının beyninde halen işlediği şekliyle, yönsüz dalga süreci tam bir bilinçsizliği (uyku halini) gerektirir. Bu durumda beynin düzenli fonksiyonları yönsüz dalgaları aktarma ve alma faaliyetine müdahale edemez. Yönsüz dalga fonksiyonunu kullanan şimdiki beyin anteni asgari verimliliktedir. Tam bilinçli bir insanda ise yönsüz dalgalar zaten bilinçli bir şekilde mevcuttur. Bu durumda beden fonksiyonlarını asgari düzeye indirmek gerekli değildir. Bu dünya insanıyla bilinçli galaktik insan arasındaki temel farktır. Bu yüzden bilinçli insanlar dünya insanı kadar çok uykuya ihtiyaç duymazlar, çünkü dünya insanı ancak beden fonksiyonları asgari düzeyde çalışırken (uyurken) yönsüz dalgalardan yararlanabilir. Oysa tam bilinçli bir insanda bu fonksiyonlar uyanık haldeyken de yerine getirilebilir.

[b]Soru-[/b] Çakra sistemi gelişirken insanın gümüş kordonunun, yani enerjinin göbek çakrasından (üçüncü çakra) bedene akışını sağlayan bağın değişip değişmeyeceğini söyleyebilir misiniz?

[b]Washta-[/b] Hayır o aynı kalacaktır. Şimdi var olan gümüş kordonla üçüncü çakraya gelen ve sonra dördüncü çakra (kalp) kordonuna giden psişik yaşam enerjisi aynı şekilde işlev görecektir. Değişecek olan, onun bedende nasıl kullanıldığı ve ne kadar verimli hale getirildiğidir.

[b]Soru-[/b] Siriusluların fizik özelliklerini tarif edebilir misiniz?

[b]Washta-[/b] Siriuslular cilt renkleri bakımından iki tipe ayrılır. Bunlardan biri, dünya insanının aşırı soluk benizli bulacağı bir ırktır. Diğer ırk açık mavi tonda bir cilde sahiptir. Her iki ırkın da erkekleri yaklaşık 7 kadem (1 kadem =28 cm), kadınları ise 5-6 kadem uzunluktadır. Her iki ırk da dünyanızda mevcut aynı göz ve saç rengi çeşitliliğine ve aynı sayıda el ve ayak parmağına sahiptir. Görünüş olarak alışık olduğunuz insan tipinden daha ince ama daha uzun boyludurlar.

[b]Soru-[/b] İradi imgeleme deyimini açıklar mısınız? Bu zihnin madde üzerindeki gücünü mü ifade ediyor?

[b]Washta-[/b] Artık dünya insanları hücresel yapının büyük ölçüde zihnin iradesine bağlı olduğunu keşfetmeye başlıyorlar. Dünyanızdaki insanlar bir şey yapma konusunda ancak güçlü bir irade ya da niyete sahiplerse arzularının gerçekleşebileceğini idrak etmelidirler. Eğer arzu yeterli yoğunluktaysa ağır bir hastalığı yenmek ya da olanaksız görünen şeyleri bile gerçekleştirmek mümkündür. Şu halinizde bile zihniniz vasıtasıyla hücre yapısında değişiklikler yapma ve yeni hücreler yaratma yeteneğine sahipsiniz. Ancak insanların bu gücü yıkıcı değil, yapıcı biçimde kullanmaları için yeni bir ahlakın oluşması gerekiyor.

[b]Soru-[/b] Yönsüz dalgalar konusunda söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

[b]Washta-[/b] Yönsüz dalga elektromanyetik olmayan bir frekanstır. Boyutlar arası girişler yoluyla yayılır ve yaratılışın tüm değişik enerjilerini meydana getiren temeli oluşturur. Işık yönsüz dalgalardan gelir. Yaratılış, Galaktik Federasyonun yaratılış mitolojilerinde “zamanın nabız atışı” olarak adlandırılan nabız atışına dayanır, çünkü yönsüz dalgalar zaman ötesi bir enerjidir. Evrensel yaşam gücü ya da ışık dediğiniz şey aslında yönsüz dalgadır, kullandığınız bu isimlerin bilimsel temeli odur.

[b]Soru-[/b] Ben 18 soluklu bir yükseliş meditasyonuna katılıyorum. 18’inci son soluk dünyalı bir öğretmen tarafından verilemiyor, onun insanın ruhundan gelmesi gerekiyor. Bu meditasyon, bedene şifa verme ve ilk 8 hücreye ( insan bedeninde gelişen ilk hücreler) kadar temizlenme konusunda sandığım kadar etkili mi?

[b]Washta-[/b] İnsanoğlundaki tüm değişimler yüksek benlikten kaynaklanır. Eğer yüksek benlik süreçle ittifak halindeyse belirli hücre yapılarında inanılmaz değişiklikler meydana gelebilir. Böylece çekirdeğe, yani hücresel gelişimin en temeline inmek mümkün olur. Bir kez bu gerçekleştirildiğinde gezegeninizde mucize gibi görünen şeyler yaratılabilir, çünkü insan türünün temeli bu ilk hücrelerde yatar, onlar yaşamın ilk hücreleridir, bedeninizde taşıdığınız hayat planıdır, yani mavi kopyadır. Bu çekirdek, yaşam formunun koruyucu enerjileri olan yüksek benlik ve meleksi güçlerin izni olmadan değiştirilemez, onların izni olmadan bedende mucizevi bir değişim meydana getirilemez. Ölümle birlikte bu temel hücreler de diğerleri gibi dağılırlar, ama taşıdıkları bilgi varlığın spiritüel özüyle birlikte gider.

[b]Soru-[/b] Bu ilk 8 sekiz hücre tüm insanlarda aynı mıdır?

[b]Washta-[/b] Bu hücreler tüm insanlarda mevcuttur, ama aralarında önemsiz farklılıklar vardır. İnsanlar çiftleştiklerinde bu ruh enerjisi modeli yumurta ve sperme geçer. Hamilelik başladığında ilk hücre ikiye bölünür, iki dörde bölünür ve dört sekize bölünür. Sekiz hücre yaratıldığında insanın mavi kopyası meydana gelmiş olur. Sonra insan bedenini yaratacak olan beden koruyucuları (semavi devalar) bu sekiz hücreyi alıp ruh gücünün ve semavi (meleksi) yargıçların arzu ettikleri bedeni oluşturmada kullanırlar.

[b]Soru-[/b] Beden koruyucuları insan bedenini nasıl oluştururlar, genetik kodunu nasıl yaratırlar?

[b]Washta-[/b] Beden koruyucuları tüm bireylerin karmik kalıplarını fizik bedenin yapısına dönüştürme yeteneğine sahiptirler. Bu karmik kalıba, ruh dünyada enkarne olmadan önce semavi (meleksi) yargıçlar tarafından karar verilir. Beden koruyucuları, döllenme anında kişinin genetik kodunu yaratmak için karmik enerji kalıbını bedenin ilk sekiz hücresini geliştirmede kullanırlar. Sekiz hücrenin oluşturduğu genetik kalıp daha sonra tüm insan bedenini yaratmada kullanılır. Bu inşa işlemini gerçekleştiren varlıklar, fizik bedeni oluşturmak ve bireysel ruhu hamilelik sürecinde cenine bağlamak için spiritüel manyetizmanın ileri yasalarını ve biyokimyasal süreçleri kullanırlar.

[b]Soru-[/b] Örneğin göz rengi, göz şekli türünden aile genetiği nasıl meydana gelir?

[b]Washta-[/b] Sekiz hücre meydana geldikten sonra beden koruyucuları insan bedenini oluşturmak için bir genetik kod yaratırlar, ki bu sorunuzda sözü edilen özellikleri belirler. Böylece boy, beden biçimi, saç rengi, göz rengi, cilt rengi ve bedenin nihai görünümünü içeren temel model ruh gücünün, semavi yargıçların ve bedenin koruyucularının arzularına göre oluşturulur. Bu nihai genetik kodlar, babanın spermi ve annenin yumurtası tarafından sunulan parametreler içinde formüle edilir. Bu yüzden şifa bulduğunuz ya da bir değişim yarattığınızda ailenizin eski kuşaklarının genetik kod havuzunu da değiştirmiş olursunuz. (Sayfa: 74-98)
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
FOTON KUŞAĞI Konusunun Linki Direkt Link
FOTON KUŞAĞI Konusunun HTML Kodu HTML Link
FOTON KUŞAĞI Konusu BBCode Linki BBCode Link
FOTON KUŞAĞI Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

FOTON KUŞAĞI indir, FOTON KUŞAĞI Videosu, FOTON KUŞAĞI online izle, FOTON KUŞAĞI Bedava indir, FOTON KUŞAĞI Yükle, FOTON KUŞAĞI Hakkında, FOTON KUŞAĞI nedir, FOTON KUŞAĞI Free indir, FOTON KUŞAĞI oyunu, FOTON KUŞAĞI download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap