default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 17.10.2017, 14:32


Atlantis ve Ademoğulları

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 990 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 19.01.2013, Saat: 04:10
[b]“Ben Hazreti İdris’e dedim ki, etrafımda dolanan bir ruh gördüm. Banaatalarımdan olduğunu belirterek ismini söyledi. Onun ölüm tarihini sordum, banakırk bin sene önce olduğunu söyledi. Bizim inançlarda Adem’in ne zamanlaryaşadığını sordum. O da, `Hangi Adem’i soruyorsun, Yakın olan Adem mı?’ diyesordu. Hazreti İdris Buyurdu ki, `Doğrudur …’ “[/b]
[b]İbn’ül Arabi, Fütühat-ı Mekkiyye (1)[/b]


[b]ADEM VE ADEMOĞULLARI[/b]
Adem, üç semavi din tarafından ilk insan olarak bilinir. Fars-Sanskritkökeninde bulunan “adamas” sözcüğü Türkçe’de “adam”, erkek olarak yerleşmiştir(2). Bu gösteriyor ki Adem sözcüğü oldukça yaygındır. İbranice’de “kızıltoprak” anlamına gelen Adem, ilk insanın Kızılderili olduğu kanısınıuyandırmıştır. Ayrıca, Atlantaloglar arasında Atlantis’in toprağının verimli,voklanik ve demir oksitli oluşundan dolayı kırmızı renkte olduğunu düşünenlerde var. Kızılderili, Amerika’nın keşfinden çok önce Grekler tarafından(Atlantisliler gibi) deniz ulusları olan Finikelilere ve Giritlilere denilirdi.Fenikeli (Phoinikia) Grekçe’de Kızılderili anlamına gelir. Ayrıca Mısırlılarkendilerinin aslen Kızılderili olduklarını söylerdi. Blavatsky’e göre, “GizliDoktrin öğretir ki, Ad-i ilk konuşan insanlara verilen adını… Adam, SanskritçeAda-Nath’dır, ve Ad-İswara gibi ilk önder anlamına gelir. Aynı şekilde Ad(ilk)’le başlayan her hangi bir Sanskrit sözcük bu anlamı içerir” (3)
Fenikelerin tanrısı Adonis etrafında, Anadolu ve Orta-Doğu’da yaygın birkült oluşmuştu. Batı Anadolu’da Frigler ona Attis derlerdi. Sami dillerdeAdonis sözcüğü efendi veya önder (hükmeden) anlamını aldı. İbraniler Tanrıanlamına gelen “Yahweh” sözcüğü boş yere kullanıp on emirlere karşı gelmemekiçin onun yerine aynı kökenden “Adonay” sözcüğü kullanırlar.


Adem konusu, tarih boyunca çeşitli spekülasyonlara yol açmıştır. Tevrat’taverilen bilgilere göre, Adem’in ilk oğulları, Habil ve Kabil (Kaini) idi. Kabilöz kardeşi Habil’i öldürdüğü için lanetlenmişti ve Tanrı tarafından yüzüne birişaret konularak kovulmuştu. Cennet Bahçesi Aden’in doğusunda uzak bir yerdekendine Nod adında bir şehir kurmuştu ve evlenerek çocuk sahibi olmuştu. Onunsoyundan Filistin’de Kenanlılar ortaya çıkmıştı. Tevrat’ta bu çelişkili metin(Tekvin, Bap 4) “Adem öncesi” ırkların (Pre-Adamities) varlığı konusunda birçokvarsayımlara yol açmıştı. Adem ve Havva’nın oğlu, Kabil’in kendisine karıbulması, hatta şehir kurması aksi takdirde nasıl açıklanır? Ezoterik anlamdadin kitaplarında anılan Adem, ilk insan değildi, fakat Atlantis’te ortaya çıkanyeni bir ırkın prototipi idi, ondan önce başka “Adem”ler de vardı. Adem, ohalde, belirli bir insan proto-genotip’e verilen bir unvandı. Doğal olarak,ortaya çıktığında diğer aborijin/yerli insan türlerine göre daha gelişmişolduğunu varsaymak gerekir. Bu sebepten dolayı, Kutsal Kitaplar onun ortayaçıkışı ile, insan prototipin ilk yaratıldığını belirtmişlerdir.


Donelly’e göre cennet bahçesi, Aden, Atlantis’ti. “Aden” sözcüğü “Atlan”kelimesinde türemişti ve Adem sözcüğü “Atlantis ırkı” Ad’lardan türemişti.Tevrat’ta Kenan ülkesinin (Filistin) Aden’in doğusunda olmasının belirtilmesi(Tekvin Bap 4/16) oldukça anlamlıdır. Bu gösteriyor ki, Aden, cennette değilde, yer yüzünde bir bölgedir, ve insanların ana yurdu olan ve tufan öncesi biryer olan Aden, batıda yer almaktaydı. O halde, Atlantis öyküsü üç “semavi”dinde yer alan öykülere açıklık getirmektedir, ve onlara tamamen uyumludur.


İbranilere göre, ilk insanın kızıl topraktan meydana gelmiş olması vePlaton’un Atlantis’le Amerika arasındaki ilişkinin üzerinde önemle durması,tufan öncesi kayıp ülke ve Amerikalar arasındaki yakın bağı işaret etmektedir.Atlantoloji’nin en kuvvetli kanıtları Amerika’lardan geliyor. Orta Amerika’nınmuhteşem uygarlıkları beyaz adamın gelişi ile, dizili iskambil kağıtları gibiyıkılı verildi.
İspanyol konkiskadoru Cortez Meksika’ya istila ettiği zaman, yerliler onuçok iyi karşıladılar, çünkü efsanelerinde çok eski devirlerde beyaz “tanrılar”gemilerle doğudan gelmişlerdi ve onlara uygarlık öğretmişlerdi. Sonra, tekrardöneceklerine söz vererek doğuda yurtlarına dönmüşlerdi. Kızılderililer köseoldukları halde “tanrılar” aynı Cortes’in yüzbaşısı Pedro de Alvarado gibisakalı, sarı saçlı, beyaz tenli ve mavi gözlüydü. Kızılderililer onu tanrılarıKuetzalkoatl sanarak önünde secde ettiler. Peru’ya istila eden Pizarro’da aynısebepten dolayı, bir avuç adamla 10 milyon nüfuslu İncalara karşı kolay birzafer kazanmıştı, onların tanrıları Virakoşa’nın adı “beyaz adam” anlamınageliyordu.


Er geç Kızılderililer doğudan gelen bu istilacıların uygar, insancıl veöğretici “beyaz tanrılar”la hiç bir ilgileri olmadığını öğrendiler. Onlarınvermeye değil, çalmaya geldiklerini gördüler. Kısa bir sürede, din maskesi ilebeyaz adam, kızıl adamın altınlarını, gümüşlerini, ve kıymetli taşlarınısoyacak; sanat eserlerini, heykellerini, edebiyatlarını yok edeceğini;kültürlerini silmek için elinden geleni yapacaklarını göreceklerdi.Kızılderililere ruhsuz bir boşluk çökmüştü, tarih boyunca gurur duyduğuananeler küstahça ayak altında ezilmişti. Yeni gelen bu acımasız insanlar, onunkutsal topraklarına yerleşiyorlardı; onun kucak açtığı doğayı tahripediyorlardı. Eski, çok eski uygarlıkları sönüyordu. İspanyol Krallı IIPhilip’e, Peru’daki İnkalar ile ilgili rapor veren Manico Serra de Leguicamo,onların beyaz adam gelene kadar suç ve ahlaksızlık bilmediklerini, fakatsonradan beyaz adamı örnek alarak, hızla değiştiklerini yakarmıştı, “oradakötülük yoktu, şimdi neredeyse iyilik kalmadı” (4)


Atlantis’in en kuvvetli kanıtlarından biri Meksikalı Azteklerin kendilerineAzt’ler olarak tanımlamaları ve batıda “Aztlan” adında “sula çevrili ve büyükbir dağın bulunduğu bir ülke” den geldiklerini belirtmelerinden kaynaklanıyor.Atantis tezine karşı olanlar, Azteklerin 12. asırda geldiklerini işaretediyorlar. Ancak onlar, ne Azteklerin bir deniz kültüründen geldiklerini, ne de“Aztlan”ın nerede olduğu konusunu açıklama getiremiyorlar. (5) KristofKolombo’nun Amerika’ya ilk indiği yere yakın, Atlan adında bir yerleşim bölgesivarmış. Ayrıca Peru’da Atlan isminde bir liman vardı. İspanyollar Meksika’yagirdikleri vakit Atlan isminde beyaz yerlilerin bulunduğu bir yerleşim bölgesibuldular. Kızılderili dillerde “atl” su anlamına gelir ve “atlan” le biten pekçok yer ismi vardır.


Kuran’da söz edilen Ad kavmine gelince, M. Asım Köksal’ın PeygamberlerTarihi şöyle yazar,”Ad kavminin yurtları; Hudramevt’e ve Yemen’e kadar uzananyerler olup Allah’ın yerlerinden, en genişi, en otlu, sulu, bol nimetli olanıidi. Başkalarına verilmeyen boy bos, güç kuvvet de, onlara, verilmişti … Onlar,inatçı bir zorbanın emrini tutup ardından gittiler de: `Kuvvetçe, bizden dahagüçlü kim varmış?” diyerek yer yüzünde büyüklük taslamağa, memleketlerindeazgınlık ve fesatlarını artırmağa, halka zülüm etmeye başladılar” (6)


Bundan sonra Hud peygamber’in ikazlarına dinlemeyerek Tanrının gazabınauğradılar. Bir kara bulutun ardından gelen kasırgada yok oldular. Halen kadimmegalit (büyük taş) harabelere Araplar “işte Ad kavimden arta kalanlar” diyegösterirler. Soy kütükleri Tekvin’de Nuh oğlu Ham’ın soyundan Ad olarakgösterilen bu kavime gelen felaket Atlantis tufanından sonra olması gerekir.Ancak onlar, tufandan kurtulanlar arasında olup, Nuh soyundan ayrı bir kavimolabileceklerini de hesaba katmamız gerekir. Bu durumda onların iri lanetlenmişTitan-Nefilim soyundan olup, Atlantisli atalarının “Ad” ismini kullanmalarıdoğaldır.
Türkçe’de “ata” sözcüğün Atlantis’le ilgili ilkel bir anı içerebilir.Linguist ve Atlantolog Charles Berlitz aşağıdaki cetveli (7) hazırlamıştır:


[b]Bask – ait[/b]
[b]Quechua – taita[/b]
[b]Türkçe ve Türk dilleri – ata[/b]
[b]Dakota (siyu) – atey[/b]
[b]Nahuatl – tata[/b]
[b]Semiole – initati[/b]
[b]Zuni – taççu (tatçu)[/b]
[b]Malta – ta[/b]
[b]Tagalog – tatay[/b]
[b]Welsh – tad[/b]
[b]Roumani – thatha[/b]
[b]Fiji – tata[/b]
[b]Samoa – tata[/b]


Ayrıca, Latince’da Pater söcüğü unutmamak gerekir. Grek mitolojisinde“titan” aynı kökten geldikleri kanısındayız. İlerdeki sayfalarda göreceğimizgibi büyük olasılıkla titanlar Atlantis’in yerlileriydi. Tamamen varsayımlaradayanarak, Türkçe’de “ata” sözcüğü Atlantis’li Ad’lara dayanan bir soy kütüğüngöstergesi olabilir mi? Ada sözcüğü Atlan’dan türemiş olabilir mi? Bu konudabir varsayım ileri atmaktan ileri gidemeyiz. Aynı şeyi Poseidon’a kutsal olanve bazılarına göre soyları Atlantis’te gelişen at için denilebilir mi? Atınilkel türleri Amerikalarda bulunduğu halde, onlar oradan binlerce sene önce yokoldular. İspanyollar Amerika’ya ilk atları getirdikleri zaman yerliler ilkbaşta, İspanyolları yarı at yarı insan bir yaratık sandılar.


Tekvin’e göre, Adem’in yaratılışından tufan’a kadar 10 nesil geçmişti. Herneslin başında bir önder (patriarch) vardı. Bunların birincisi Adem ve onuncusuNuh’tu. Onların yaşları gümümüzdeki insanlara göre oldukça fazlamış. Bu konudaMetuşelah 966 senelik ömrü ile rekoru tutuyor. Bazı araştırmacılar bu yıllarınaslında ay hesabı olduğu kanısındalar. Platon’un kaydettiği Atlantis’in batıştarihini bu kameri hesapla düşürmeye çalışanlar da olmuştur. Ancak, Tekvin’inyazarı veya yazarları onları yıl olarak gösterir. Tekvin’e göre tufandan sonrainsanın yaşama süresi yıl itibari ile, gittikçe azaldı. Platon’un Atlantis’inde10 kral olması ve Berosus’un tarihinde tufan öncesi 10 kral olması, geçenyüzyıllarda Batı dini çevrelerde gözden kaçmadı, ve Platon’un öyküsü Tevrat’lakarşılaştırıldı. Bir çok benzerlikler çeşitli din adamları tarafından Platon’unöyküsün kutsal kitapları doğruladığı görüşüne sevk etti.


Tekvin’de diğer bir bölüm oldukça anlamlıdır, “Ve vaki ki toprağın üzerindeadamlar çoğalmağa başladı, ve onların kızları doğduğu zaman, Tanrı oğullarıadam kızlarının güzel olduklarını gördüler, ve bütün seçtiklerinden kendilerinekarılar aldılar. Ve Rab dedi, Ruhun adam ile ebediyen çekişmeyecektir, çünkü oda ettir, bunun için onun günleri yüz yirmi yıl olacaktır. Tanrı oğulları insankızlarına vardıkları, ve bu kızlar onlara çocuk doğurdukları zaman, o günlerdehem de ondan sonra, yeryüzünde Nefilim (devler) vardı, bunlar eski zorbalar,şöhretli adamlardı” (Tekvin Bap 6).


Bu yazımızda biraz olta atacağız belki de zaman zaman sizce fazla uçuk vefantastik gelebilecek olasılıklarla flört edebiliriz, ancak asıl amacımız birşekilde gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Kitabi Mukaddes’te (Eski Ahit ve YeniAhit/İncil) Enok kitabından yer yer söz edilir. Asırlardır saklanan ve kutsalmetinler külliyatından çıkarılan bu kitabın iki farklı nüshası vardır, biriyakın zamanlarda bir Rus manastırında bulunarak Slavonik dilde muhafazaedilmiştir. Adı “Enok’un (Hz. İdris) Sırlar Kitabı”dır. (8) Bu kitapta Enok’unTanrı tarafından göğe kaldırıldıktan sonra cennet ve cehennem katlarındagördüklerini ve sonradan 360 kitap yazdığını anlatmaktadır. İkinci ve çok dahauzun kitap ise “Enok’un kitabı”dır. Burada Nefilimlerin devler olduklarını vetufandan önceki çöküş devrinde onların insanoğlunun yiyeceklerinitükettiklerini ve bunlar da yetmediğinde insanları yediklerini yazıyor. Bukitapta, bu çeşit atıflar, dini çevreleri rahatsız etmişti (San Augustine“Tanrının Şehri”) ve kitabın 1772 yılında James Bruce tarafından bir Habeşmanastırında bulunana dek, eski ahit külliyatından çıkarılmasına, yüzyıllardır ortandankayıp olmasına sebep vermişti. (9)


Bu kitaba göre Samael tarafından idare edilen melekler Hermon dağına inerekinsanlara büyü, savaş, kozmetik gibi yasak sanatları öğretiler. Daha sonrabaşmelek Mikhael’in önderliğinde dört baş melek Rafael (İsrafil) Mikail,Cebrail ve Uriel onları bağladılar yeraltına inen bir çukura atılar. Bundan böylebu dört başmeleğe “Denetçiler” denildi ve onlar dört istikameti, Doğu, Güney,Batı ve Kuzeyi uykusuz gözleriyle gözetlediler. Harut ve Marut gibi düşmüşmelekler efsanesi böyle gelişti ve daha sonra Legemeton gibi Haz. Süleyman’aaddedilen büyü kitaplara malzeme oldular. Bu da ayrı bir hikaye. Belki deBlavasky’nin dediği gibi kutsal metinlerin ezoterik şifrelerini çözmede 7anahtar kullanmamız gerekir. Tekvin’de söz edilen varlıklar melek değil defiziksel olmalı ki Ademoğullarının kızları ile ilişki kursunlar ve çocuklarıolsun.


Ademoğulları ile birleşerek bir melez ırkı doğuran Tanrı oğulları kimdi?Gerek Tevrat’ta gerek Ölü Deniz’de bulunan Esen kayıtları anlatıyor ki,insanoğulları kadim bir devirde bir genetik aşılanma gördüler. Bu o kadaraçıkça ifade edilmiştir ki bazı arkeolojik ufologlar uzaydan astronotların(tanrıların) gelip insan evrimini geliştirmek için böyle bir işlemdebulundukları olasılığı ciddi ciddi ele almışlardır. Her ne kadar bu yazarlar,kendi tezlerini doğrulamak için bir takım asılsız benzetmeler ortaya atmışsa,Tanrı oğullarının kim oldukları konusunda, kimse tatminkar bir çözümgetirememiştir ve binlerce sene önce, uzaydan gelen ve insandan daha gelişmiş,ancak yinede humanoid (insan türününden) olan varlıkların, insan evriminihızlandırmak için bir genetik aşılama yapmaları modern mitoslardan da biridir.Böyle bir tez doğruysa, o zaman onların insanlarla ortak bir kaynakpaylaşmaları gerekir, aksi takdirde onların ne humanoid olmaları, ne deAdemoğullarının kızlarından çocuk yapmaları olasılığı vardır. Bu daspekülasyonlar için yeni sahalar açmaktadır, ancak bütün bunlar, tabii ki,birer varsayımdır.


Kayıtlar insanı kolayca böyle bir düşünceye sevk ediyor. Tanrı oğulların(Beni Elohim) yaratığı bu melez ırk, Grek mitolojisinde Titanlar’a benzer.Platon’un belirtiği gibi bir “tanrı” olan Poseidon yerli bir kadınla birleşerekAtlas ve diğer Titan kardeşlerini doğurdu. Platon’a göre, Atlantis’i yönetensınıfta tanrı soyu vardı, ancak zamanla tanrı soyu insan soyuna nispeten azalmıştırve Atlantis’de bir çöküş, bir dejenerasyon başlamıştı. Onlar “yüceideallerinden sapmaya” başladıkça, sonları hazırlanmaya başlanmıştı. Buradakullanılan “tanrı” sözcüğü ele alırken, unutmamak gerekir ki, farklı kültürlübir toplumdan çevrilmiş bir terimdir. Platon tek bir Tanrı’yı öğretirdi, küçükharf başlıklı “tanrı” sözcüğü ise büyük harf başlıklı “Tanrı” ile aynı şeyifade etmez.


Irk kavramları, İkinci Dünya Harbinden sonra tabu bir konu haline gelmiştir.Ancak, materyalist bir temele dayanan ve Üçüncü Reich mitosunu oluşturan“herenvolk”, “ırk saflığı” gibi görüşler yerine, bu kadim görüşlerde melezliğinişlendiğini görüyoruz. Ancak, Nuh soyu için, ırk saflığını korumak gibiadetlerin varlığı metinlerde gözükmektedir. Bu, hem Yafeti bir kökenden gelenAriler için, hem de Sami bir kökenden gelen İbraniler için geçerli olmuştur.Musevilerin ırkları dışında evlilik yapmaları tabu olduğu gibi, Ariler debenzeri uygulamaları Hindistan’da yürüterek kast sistemini oluşmuşlardır. Enüstte Ari soyundan Brahminler vardı. Onların diğer kastlerle evlenmeleri birtabudu. Hatta, en alt tabakayı oluşturan Sudralar dokunulmazdı. Bu adet de, Nuhsoyundan olmayan kavimlerinin varlığını ima etmektedir.


Ezoterik açıdan, bedeni esas alan “ırkcılık” tezleri geçersizdir. Çünkübeden ruhun bir aracıdır. Reenkarnasyon yolu ile ruh farklı ırklara, kültürlereenkarne olmaktadır ve böylece deneyimleri zenginleşmektedir. Ancak, makrodüzeyde, kitlesel açıdan ruhsal evrime paralel olarak gelişen ruha daha uyumlubir araç sağlamak üzere insan bedeninin de bir evrimden geçirmesi sözkonusudur. Bu sebeple Nazilerin zorla, kan dökerek empoze etmek istedikleriırksal evrim, aslında doğal ve birazda planlı ve bilinçli (eugenics)yöntemlerle, ırk ayrımına yer vermeden ileri ki yılarda gerçekleşecektir.


O halde, bazı kadim öğretilere göre, soyumuzda her türlü karışımdan geçenbiz insanlar, aslında melez bir ırkız, ve hemen hemen her birimiz, her ırktanolanımız, tarih öncesi unutulmuş göçler sayesinde, bu sözde “tanrıların” kanınıaz veya çok taşımaktayız. Ancak, Nuh peygamberi ile ilgili kayıtlar bu tür biraşılamayı desteklemekle birlikte, aynı zamanlarda farklı türden bir mutasyonuda kutsal kitaplarda ele alındığını görüyoruz.
” O günlerde Nuh gördü ki, dünyanın ekseni eğildi, ve felaket yaklaşıyordu.O zaman ayaklarını kaldırarak dünyanın ucunda büyük babasının babası, Enok’un(İdris) bulunduğu yere götürdü. Ve Nuh acılı bir sesle üç kez haykırdı: Dinle,dinle, dinle, söyle dünyada neler oluyor? Yeryüzü zorlanıyor ve şiddetli birşekilde sarsılıyor.” Enok’un Kitabı (64/ 1-3)
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Atlantis ve Ademoğulları Konusunun Linki Direkt Link
Atlantis ve Ademoğulları Konusunun HTML Kodu HTML Link
Atlantis ve Ademoğulları Konusu BBCode Linki BBCode Link
Atlantis ve Ademoğulları Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Big Grin ‘Kayıp şehir Atlantis’ bulundu mu? ulas 0 934 19.01.2013, Saat: 04:14
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis’in İzinde ulas 0 875 19.01.2013, Saat: 04:13
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi ulas 0 1,109 19.01.2013, Saat: 04:11
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis ve Devler ulas 0 1,058 19.01.2013, Saat: 04:09
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis’in Bilimsel Kanıtları ulas 0 910 19.01.2013, Saat: 04:08
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Atlantis ve Ademoğulları indir, Atlantis ve Ademoğulları Videosu, Atlantis ve Ademoğulları online izle, Atlantis ve Ademoğulları Bedava indir, Atlantis ve Ademoğulları Yükle, Atlantis ve Ademoğulları Hakkında, Atlantis ve Ademoğulları nedir, Atlantis ve Ademoğulları Free indir, Atlantis ve Ademoğulları oyunu, Atlantis ve Ademoğulları download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap