default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 21.08.2017, 03:36


Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 1057 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 19.01.2013, Saat: 04:11
[b]Şeyh Şamil torunu Aydın Erkan’ın çarpıcı araştırması[/b]


[b]Atlantis insanlık tarihinin en büyük muammasıdır…[/b]
Efsane şöyle başlar; zamanımızdan 11.500 yıl kadar önce genellikle birçoklarının Atlas Okyanusunda olduğunu iddia ettikleri bir kıta varmış. Bu ülkeinsanlığın, özellikle beyaz-Ari ırkın doğduğu ve çok üstün bir uygarlığayükseldiği bir adaymış. Büyüklüğü Libya ye Asya (Anadolu)’nın toplam alanındandaha genişmiş. Burada Güneş’e tapan bir dini ve teknolojide çok gelişmiş birilmi benimsemiş, çok yüksek kültüre sahip ve çok uygar bir millet yaşarmış…Atlantisliler, Avrupa, Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Orta Amerikakıyılarına yaptıkları seferler ile ora halklarına bu uygarlıklarını aşılamış vekoloniler tesis etmişlerdi.
Sık sık meydana gelen depremlere ada halkı alışmışsa da. gene epeycezararlı. oluyordu. Bir gün çok şiddetli depremler sonucu, Atlantis adasıtamamıyla sulara gömülerek yeryüzünden yok olur ve silinir gider.


Zamanımızdan 2400 yıl kadar evvel yaşamış olan eski Atinalı filozof-düşünürEflatun (Plato) M.E.428-348, Atlantis efsanesini ilk yazan adamdır. Eflatunagöre, Atinalı Solon, M.E. 6ncı. yüzyılda yaşadı, devlet adamı, eski Mısır’ıziyarete gittiğinde orada büyük itibar görür ve Sais Mabedi rahipleri ilegörüşür. Bu Mısır rahipleri Solon’a Yunan ve Mısır uygarlıklarının daha birçocuk kadar genç olduklarını ve fakat asıl insanlığın altın devrinin kendizamanlarından 9000 yıl evvel sulara gömülerek batan ve yok olan Atlantisuygarlığı olduğundan bahsederler. Solon hayret ve ilgi ile bu açıklamalarıdinler ve ilk defa olarak bir batılı Atlantis’in varlığını efsane şeklinde dahiolsa,öğrenmiş olur. Sonradan bu notlar ve bilgiler Eflatun tarafındandiyaloglar adı altında kaleme alınır.
Birinci diyalog, Timaeus, ikinci diyalog, Critias, veya Atlantik’ dir.Eflatun bu iki. yazıda Atlantis kıtasını ve gelişimini sonuca kadar detaylarıile izah eder. (İlgilenenler, bu eseri okumaları tavsiye olunur).


Bir çok alime göre, Atlantis, Atlas Okyanusunda değil, fakat başka bir yerdeidi. Örneğin, Akdeniz’de, veya Ege’de Tera adası, Afrika’da, Kuzey Denizinde,vs., bazı araştırmacılar ise bu muamma ülkenin Kafkasya’da olduğundan bahseder,bunlar Reginald A. Fessenden, Delisle de Sales, Hermann Wirth, gibi tarihçi vearaştırmacılardır.
Atlantis kıtasının Kafkasya’da olduğu gerçekte ispatlanamayacağı ve mantığaaykırı olabileceği düşünülebilir, fakat gerçek olan bir şey vardır ki Kafkasyaile Atlantis arasında çok yakın bir ilişki saptanmıştır.


Atlantis’ in sulara batışını izleyen büyük tufanın o zamanki bilinen dünyayısular altında bırakmış olması da gerekirdi. Bu tufanda su yüzünde ancak yüksekdağların kalmış olabileceği de çok mümkündür. Avrupa’nın en yüksek dağlarıPireneler, Alpler ve Kafkas dağlarıdır, ve bu civarda yaşayan insanlar en yakınkara olduğu için tufanda kurtulanlar arasında aayılabilir. Bu büyük felakettenkurtulabilen bir kısım Atlantisliler’in de böyle dağlık kara parçalarına sığınarakhayatlarını kurtarabilecekleri de akla gelen bir teoridir. Eflatun da bunu buşekilde yansıtmıştır.


Milletler devir, devir geçirdikleri gelişimleri ve uygarlıkları zamanlaunuturlar. Felaketler, tufanlar, depremler çok şeyi yok eder, kalan harabeler birtaş yığınıdır. Bir yüzyıl evveline kadar Mısır halkı hiyeroglifleri okumaktanve geçmiş Mısır’ın üstün uygarlığının derecesinden habersiz yaşıyorlardı.İranlılar’ın Pers ve Darius hakkında hemen hemen hiçbir bilgileri yoktu.Sonraları arkeolojik araştırmalar sayesinde eski yazılarda deşifre olunca çokşeyler öğrenildi, ve bu milletlerin bugünkü hallerinden çok daha üstün biruygarlığa sahip oldukları anlaşıldı. Yunanlılar ve Romalılar da aynısınıflandırmaya girebilir. Kafkasya’ya gelince konumuz dahiline giren, özellikle Kuzey-Kafkasya birçokefsane ve masallara konu olmuş, iklimi, geçmişi, coğrafyası ve tarihi veinsanları ile çok ilginç bir ülkedir.


Bu özellikle Çerkezistan (veya Çerkezya) bölgesinde 19ncu yüzyıldan beriyapılan arkeolojik kazılarda çok ilginç ve kıymetli kral mezarları. ve katakombkültürü ve uygarlığının kalıntıları keşfedilmiştir, (E. Chantre) Maikop vecivarında. Gene sahilde Tuapse’ den içerde Osetya’ya kadar olan bölgede ki buda eski Çerkezya mıntıkası. olarak kabul edilir, Dolmen denilen yekpare taşyapıtlara rastlanmaktadır. Bunların birer mezar mı yoksa birer anıt mıoldukları henüz belirlenememiştir.


Kafkasya hakkında iki çok şümullü eser yazmış olan ve bu ülkede Çarlıkdevrinde ve sonra bizzat geziler yapmış bulunan İngiliz John F. Baddeley,ikinci eserinde, Kuzey-Kafkasya’da görmüş olduğu “Devasa” harabelerdenbahseder. Dünyada diğer bir eşinin ancak Güney Amerika’da,Bolivya’da, 4000 metre yükseklikteTiticaca gölünün sahillerinde, “Tihuanaco” kalıntılarında görüldüğü bu “Devasa”harabelerin nasıl bu yüksek yerlerde binlerce yıl evvel, ne gibi aletlerle vekimler tarafından yapıldığı muamması hala çözülmemiştir. Baddeley’in gördüğüharabeler Osetya mıntıkasında, Kaluat köy sırtlarında, Edisa adı ile anılır.Yazar bu kalıntıları yerli Prof. Melitset Bekof ile gezmiş ve hayran kalmıştır.Adına “Devler Kalesi denilen bu yapıtlar yüksek bir plato üzerine kurulmuşolup, birkaç dönümden fazla bir alanı kaplamakta idi. Volkanik olduğu iddiaedilen ve yüzlerce ton ağırlığında kayalardan yapılmıştır. Dikdörtgen şeklindeolan duvarlarının kalınlığı yerine göre üç metreden fazladır. Taşlar yekparebloklar olup kesilmiş veya yontulmuş değildir,sanki kalıptan çıkmışsa benzer,yüzlerce ton ağırlığındadır her bir taş. Herhangi bir çimento gibi madde ileyapıştırılmamış olup, gayet düzgün şekilde aralarında milimetrik bir açıklıkolmadan birbirlerine uyum sağlamışlardır. Böylece bu görkemli yapıt insan üstübir kalıntı. Görünümü vermektedir. Baddeley’in sorusuna cevaben, Prof. MelitsetBekof, bunların Keltler’den kalma olabileceğini söyler, fakat Baddeley’ e görebu eserin Kafkas-Nart mitolojisine de dayanabileceği tasavvur edilebilir.


Bunun gibi daha birçok izah edilemeyen sırlara sahip olan Kafkasya’dageçmişte çok büyük bir uygarlığın bulunduğu ve orada yaşamış insanlarıetkilediği inkar edilemez.
Sonraları halk evvelce değindiğimiz gibi bu büyük uygarlığı unutmuş basitbir pastoral hayat yaşamaya başlamıştır. Fakat en ilginç nokta şudur:Kuzey-Kafkasya halkları, özellikle Çerkez dediğimiz, Adige’ler ilk çağlardanberi bu ülkenin otokton yerel ahalisini teşkil etmektedir Adigeler’in, Şhabzedenilen yazılmamış ve fakat en küçük noktasına kadar uygulanan töre veadetleri, yani bir nevi anayasaları. vardır. 19 uncu yüzyılda Avrupalılar’akıyasla basit bir hayat ve toplum düzeni yaşayan bu Çerkezler’ in arasınagelerek bin yıldan fazla yaşayan İngiliz araştırmacı ve seyyah James S.Bell, buinsanlar için; “Bütün gördüklerimin bana verdiği kanı şudur, genellikleÇerkezler, şimdiye kadar tanıdığım, işittiğim ve okuduğum milletlerin en kibarve nazik olanıdırlar.” diye yazmıştır.


Gene Çerkezleri 1818-1819 yıllarında ziyaret etmiş olan Şövalye Kont T.deMarigny, bu insanların arasındaki terbiye, büyüğe ve kadına saygı, boğazına,beline ve diline sahip olmada gösterdikleri irade ile misafirperverlik, faziletve inceliklerini uzun, uzun anlatır ve eğer ailevi vaziyeti müsait olsa idi, buinsanlar arasına yerleşip geri kalan hayatını orada yaşamak istediğindenbahseder.


Şimdi en mühim noktaya gelelim; yazılı bir kanunları,polisi, üniversitesi,yazılı bir edebiyatı ve maliye teşkilatı, para, altın ve diğer değerlikıymetlere dayanan bir ekonomik düzeni olmayan bu toplumun,ilkel, barbar birkabile düzeni olması gerekirken; halkın birbirini yağmaya, sefahate, içkiye veeğlenceye düşkün, korku ve dehşetin kol gezdiği bir düzende yaşaması icapettiği şartlarda, aksine bu ilkel şartların mevcut olduğu bu toplumda, binyıllık bir gelişmeden geçmiş bir İngiliz milletinin, veya diğer ilerimilletlerin, tahsil, kanun ve devlet otoritesi ile gelişmiş niteliklerininyerleşmiş ve geçerli olduğu görülmektedir. Bu ileri ülkelerde bu gibi törelerive terbiyeyi uygulamak için, yüzlerce yıllık tahsil ve eğitim ile devamlı,.tekamül eden kanunlar yapılır ve bunlar polis, asker vs., kuvvetlerle işlemesokulurken, Çerkezler’de tamamen doğal olarak uygulanmakta ve asırlardan beridevam edegelmekte idi. Rus işgaline kadar(1864) bağımsız Çerkezya’da yalnızmisafir olmayan ve izinsiz ülkeye giren yabancılara karşı tecavüz,hırsızlık vedüşmanca hareket görülmüştür.


Çok eski devirlerde Araplar büyük tufandan önce var olan bir adauygarlığından ve burada yaşamış olan AD diye bir kavimden bahsederler. Buadanın deprem ve tufan sonucu battığını efsane ederler. Bu batan ada efsanesiAtlantis ile aynıdır. (Charles Berlitz,Mystery of Atlantis, 1976) Sonraları tek tanrı dinleri ilk insana Adem demiştir… Acaba bu ilk insandeğil de ilk kavim olmasın? Çerkezler kendilerine, kendi lisanlarınca ADIge derler. Bu da AD’dan gelenanlamına gelebilir. Bir de ADemey adında bir Çerkez boyu vardır ki geçmişininAdem’e dayandığını iddia eder.


Eflatun, Kritias adlı ikinci diyalogunda Atlantisliler’den ve adetlerindenbahsederken şunları yazıyor; “Törelerine ve adetlerine çok bağlı idiler.İlahlarına karşı saygılı idiler. Çünkü yüksek bir seciye ve ruh asaletitaşıyorlardı. Nezaket ve akıl onların hayatlarında ve karşılıklı ilişkilerindeen önemli yöntemleri idi. Ahlak en önem verdikleri kıymet idi. Dünyevi şeylerile o kadar ilgilenmezlerdi, mal, mülk, altın, servet onların alakadaroldukları mevzular değildi. Bunlara dünyevi bir yük olarak bakarlardı. Lüks vesefahat onları. zehirlememişti. Servet onların iradelerini kırmamıştı. Aklıbaşında, ayık insanlardı. Bu dünyevi mal, mülk,servet ve sefahatin arkadaşlık,şeref ve karşılıklı saygılarını yitirebileceğinin tehlikesini kavramış,mütevazi insanlardı


Eflatun’un Atlantisliler’in adetlerinden bahseden bu sözleri, şaşırtıcı birbenzerlikle, Kont de Marigny, E.Spencer, J. Sbell, J. A. Longworth ve D.Urquhart gibi Avrupalılar’ın Çerkezler hakkındaki anılarına benzemektedir. Buiki kavmin töreleri ve adetleri arasındaki benzerlik hayret vericidir.
Bazı şüpheciler, Atlantis’in tamamen hayal ürünü olduğunu ve Eflatun’unideal bir Atina yaratmak için bu ideal halk ve devlet fikirlerini Atlantisefsanesini yaratarak yaymak istediğinden bahsederler.Eğer bu iddia doğru ise,demek ki Eflatun’un kurmak istediği ideal Atina ve ideal toplum, binlerce yılÇerkezya da gerçekleşmiş olmuyor mu ?
Avrupa’da Bronz devrinde etken olmuş bir Etrüsk uygarlığı vardı. Italya’nınLigurya yöresinde gelişmiş olan Etrüsk uygarlığı sonraları Roma’lılartarafından tasfiye edilmiş ve yok olmuştur. Bugüne dek çözülememiş biralfabeleri vardır. Silahları ve harp arabaları bronzdandı. Geriye çeşitli sanateserleri bırakmış olan Etrüskler, Italya’ya, Anadolu’dan Lydia’dan geldiklerisöylenir. Bu kavim Hititler’in bir kolu idi,Anadolu’ya yerleşmiş Kafkas asıllıbir ırk olduğu iddia edilir. Fransız dilbilimcisi, Georges Dumezil iseÇerkezlerin Ubıh boyu lehçesinin Hititçe ile aynı olduğunu kanıtlamıştır.Britanika Ansiklopedisi, açıkça Etrüsk lisanının Kafkas dilleri ile alakalı veçok fonetik benzerlikleri olan bir dil olduğunu yazar. (EncyclopediaBrittanica, Etruscan Language). Birçok Avrupalı dilbilimci ve etnolojist vearaştırmacı da bu tezi savunmaktadırlar. 19. yüzyılda yaşamış Çerkez tarihçisi,Noguma Şura Bekmurzin, Etrüskler’in, Ligurlar’ın ve Pelasglar’ın Kafkas asıllıkavimler olduğunu iddia eder. Bu tezi savunanlar arasında son devrinaraştırmacı ve yazarlarından Aytek Natımok ve Gunokue K. Özbay da vardır.


Eflatun ise Etrüskler’in yerleşim merkezi ve ülkesi olan Ligurya için özellikleAtlantis’in bir kolonisidir der. (C.Berlitz.Mystery of Atlantis).
Tarihçi Alexander Başmakof insanlığın geçmişinin esrarı hakkında şunuyazmıştır; “Tarih öncesi (prehistorik) devirlere ait anahtarlar halen Kafkas vePirene (Bask) Dağları’nın yüksek vadilerinde yaşayan kavimlerin elindedir.”


Basklar, İspanya’nın Pirene Dağları ve Atlantik Okyanusu kıyıları ile Fransahududu yakınlarında yaşayan Avrupa’nın en eski bir değişmemiş kavmidir. Basklardürüstlükleri, enerjik tavırları, sadakatleri ile temayüz etmiş bir millet olupaynı zamanda hala büyü ve büyücülüğe inanırlar. Çok batıl itikatları vardır.
Lisanları Avrupa’nın hiçbir lisanına benzemediği gibi, çok eski devirlere.dayanmaktadır. Mağara devri günlerinin, Kro-Magnon insanlarının lisanınıandırır bir kökten gelir. Mesela ‘tavan kelimesi mağaranın üstü manasınaolup,’bıçak’ kelimesi ise ‘kesici bir taş anlamına gelen bir cümleciktir. Bumilletin antikitesi, Atlantis hakkında bir kitap yazmış olan, yazar Spence’inAtlantis’ten göç edenlerin zaman zaman İspanya ve Fransa sahillerineyerleştiklerini bir nevi teyit eder gibidir.
Britanika Ansiklopedisi, Bask Lisanının, Kafkas lisansları ile alakalı ve aynıaileden olduğunu açıkça yazar. Atlantis’in Esrarı, kitabında Charles Berlitz,Bask lisanı için Avrupa’nın çok eskilerden kalma bir yaşayan fosil lisanı diyebahseder, *buzul çağından evvelki bir lisan yahut da daha doğrusu Atlantislisanının günümüze kalmış tek temsilcisi, der.


Öyleyse, Kafkas lisanları – özellikle Çerkez, Abhaz Lehçeler de – butemsilciliğe hak kazanmış olmaz mı ?
Bask’lar ırken ve lisanen Kafkasya’nın Abhaz-Abaza kavmine akrabadırlar(Tarihte Kafkasya) isimli kitabında Gen. I. Berkok, Bask’ların, Abask Abhaz,ırkı ile aynı soydan geldiklerini açıklayarak izah eder. Bunlara Kafkasya’dahala ‘Baskheg’ diye hitap edildiğinden bahseder. Böylece Atlantis efsanesi ile Etrüskve Bask’ların ilişkilerini açıkça ortaya koymuş olduk. Etrüsk ve Bask’ların daKafkas, Çerkez-Adige ve Abhaz kavmi ile yakın ilişkileri de inkar edilmez birtarihi gerçektir.Çerkezler arasında en küçük köydeki en cahil bir ihtiyarkadından dahi duyabileceğiniz yaygın bir söyleşi vardır, birisine kızdıklarızaman şöyle derler, “Ta ham hitug ou vieh” manası, “Allah seni o batan adayasürsün.” Kafkasya sahillerinde hiç ada yoktur ve bu söz çok eski bir deyiştir.Hatta dağ köylerinde denizden yüzlerce km. uzakta deniz görmemişler arasında dakullanılmakta idi.


Gene Çerkezlerde ihtiyar nineler ve dedeler, küçük çocuklara yüzlerce yılevvel dahi ‘uçan gemiler’ ve ‘yelkensiz vapurlar’ ile ilgili masallaranlattıkları bir folklor gerçeğidir. (Circassian Star, No. l, vol. l, Nana,Nina)Günümüzde Atlantis’in geçmişteki varlığı tam olarak kanıtlanmış değildir.Fakat birçok ilim adamı yüzlerce yazar, yıllardan beri bu konuda yüzlerce eseryazmışlar, tezler yürütmüşler ve iddialarda bulunmuşlardır. Bu konu ile alakalıfilimler çevrilmiş ve konferanslar verilmiştir.
Bu incelememiz de bu konuya küçük bir ışık tutabilirse, mutlu oluruz.


[b]Yazar: Aydın Osman Erkan[/b]
[b]Kaynak:[/b]
[b]Hermetics[/b]
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Konusunun Linki Direkt Link
Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Konusunun HTML Kodu HTML Link
Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Konusu BBCode Linki BBCode Link
Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Agarta ve Dabbet’ül-Arz İlişkisi ulas 0 1,595 03.02.2014, Saat: 19:35
Son Yorum: ulas
Big Grin ‘Kayıp şehir Atlantis’ bulundu mu? ulas 0 872 19.01.2013, Saat: 04:14
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis’in İzinde ulas 0 833 19.01.2013, Saat: 04:13
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis ve Ademoğulları ulas 0 934 19.01.2013, Saat: 04:10
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis ve Devler ulas 0 1,011 19.01.2013, Saat: 04:09
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi indir, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Videosu, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi online izle, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Bedava indir, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Yükle, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Hakkında, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi nedir, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi Free indir, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi oyunu, Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap