default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 20.08.2017, 11:03


Atlantis’in Bilimsel Kanıtları

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 866 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 19.01.2013, Saat: 04:08
11,000 sene önce büyük bir uygarlık var mıydı? Bu uygarlık hemen hemen hiçiz bırakmadan yok oldu mu? Böyle bir olay şüphesiz insan belleğinde derin biriz bırakırdı. Felaketten kurtulanlar çocuklarına o korkunç günleri anımsatırdı,onlarda aynı şekilde çocuklarına anlatırlardı. Atlantis öyküsünün kalıntılarınıdünyanın her tarafında görmekteyiz. Kimi yerlerde Avalon, Asgard, Aztlan, Adengibi kayıp ülkeler öykülerde, efsanelerde yer alır, kimi yerlerde doğrudandoğruya tufan anlatılır. Ancak efsaneler kendi başlarına yeterli değildir.Bunları destekleyecek bilimsel kanıtlar da gereklidir. Gerçi bu yazıyı yaklaşıkon yıl önce yazdık ve bu arada bu yazıda bulunmayan çok ilginç yeni kanıtlarortaya çıkmıştır. Vakit bulursak ileride bunları da ilave ederek revizyona tabitutarız.


Platon Atlantis’te sıcak ve soğuk suların yerden fışkırdığını yazmıştı. Buolay volkanik bölgelerde olduğu gibi, Atlantis dağlarının su üstünde kalmıştepeleri olduğu varsayılan Azor adalarında da görülür. Platon, Atlantis’tekırmızı ve siyah taşlardan duvarlar inşa edildiğini yazmıştı, halen burenklerde volkanik taşlar Azor kıyılarında görülür. Ayrıca insanların dünyanınyassı olduğunu ve denizin (Atlas Okyanus) dünyanın sonundan boşluğa aktığı inanıldığıbir devirde, Amerika kıtasının keşfinden 2000 bin yıl önce, Platon açıkçaAmerikan kıtalarının varlığını dile getiriyordu.


Platon Atlantis’in atların yurdu olduğunu ifade etmişti. Binlerce sene evvelatların ilk soylarının Amerika’da bulunduğunu ve sonradan bu kıtadan yok olupAsya’da varlığını sürdürdüğü bilinir. Ayrıca, Atlantis de fillerin bulunduğunuda yazmıştı. Çeşitli kızılderili medeniyetlerin kalıntılarında fil kabartmamotifleri halen açıklanamamıştır. Paleontologlar Amerika’da mamut kemikleriilkel insanların yontma taş silahları ile birlikte bulmuşlardır. Ancak fillerinsoyları, atlar gibi tufan sonrası bu kıtalardan silinmişti. Platon’un Atlantisöyküsünde tarif ettiği kabuğu sert meyve Hindistan cevizi olabilir, bu meyvedeancak adalarda yetişir.


Mısırlı rahip “Sonchis”in anlattığı gibi Greklerin atalarının Atlantis ilesavaşmış olmaları belki de olanaksızdır. Greklerin Yunanistan’ı istila etmeleriM.Ö. 1900 yıllarına rastlar. Proto-Grek Pelasklar ise daha önceleri muhtemelenKafkasya’dan Anadolu’ya ve Akdeniz kıyılarına göç etmişlerdi. Onlardan öncekiyerliler konusunda fazla bir şey bilmiyoruz, ancak bunlar Sonchis’in anlattığıtopluluklar olabilir. Ayrıca Sonchis’in anlattığı gibi Mısır’ın böyle birfelaketten sıyrılma olasılığı gözükmüyor. Tanrıça Athena’nın adı ise Neith’inanagramıdır (harflerin yer değiştirmesi ile çıkan farklı sözcük).


Platon’un öyküsü açısından diğer ilginç bir izlenim, Atlas Okyanus’unkıyılarında çok eski yerleşim ve uygarlık bölgeleri oluşudur. Kuzey Amerika’dakiyapıtlara ve Peru’da Nazca yapıtlarına benzer esrarengiz yapıtları buralardagörmek mümkündür. Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, bu kıyılardakimegalit (büyük taş) yapıtlar, sanıldığından çok daha eskidir.


20-30 bin sene evvel oralarda yerleşmiş olan Aurignak adamı, taş devrin engüzel mağara resim örneklerini Fransa ve İspanya’da bırakmıştır. Kromanyon adamölülerini yüzleri batıya çevrili gömerlerdi. Eski Mısırlıların “ölüler diyarı”Amenti, Batıda bulunmuyordu. Bu motif aynı şekilde bir çok Batı mitolojilerindeyerleşiktir. Batının ölüm diyarı olması güneşin battığı yer oluşundan mı? yoksaAtlantis felaketinin bir anısı mıdır?


Velikovsky’nin doğal felaketleri daha yakın bir tarihte saptaması, onun EskiAhit’te İbrani peygamberlerin kitaplarını harfiyen doğrulaması çabasındankaynaklanıyor, bunun sebebi de, belki onun politik ilişkilerinden kaynaklanıyor(34). “Çarpışan Dünyalar” adlı kitabında (1950) Velikovsky Atlantis felaketininaslında Girit adası yakınlarında Thera (Santorini) adasının, M.Ö. 1450yıllarında bir volkanik patlamada havaya uçmasından kaynaklandığını iddiaetmişti. Velikovsky’e göre Platon Atlantis tarihi için 9000 yıla bir sıfırfazla koymuştu, ve asıl zaman Solon’un Mısır ziyaretinden 900 yıl önceymiş.Thera adasında meydana gelen bu felaket beraberinde üzerinde yerleşmiş şehriyok etmişti. Bu patlama aşağıda anlatacağımız Krakatoa yanardağı patlamasındandört misli daha şiddetliydi. Onun meydana getirdiği felaket Minoan uygarlığınınsonu olduğu düşünülüyor. Velikovsky “Ages in Chaos”(35) isminde kitabında Therapatlamasının Hz. Musa’nın İsrail oğullarını Mısır’dan çıkartmasıyla aynızamanda rastladığını, ve Mısır’a gelen cezaların volkanik zincir patlamalarınetkileri olduğunu inandırıcı bir şekilde kanıtlamaya çalışmıştı. Thera-Atlantistezi 1960 yılında Yunan Sezmolojist, Angelos Galanopoulos tarafından yenidenortaya atıldı ve Platon’un öyküsü ve Thera olayı arasında 19 ortak nokta olduğuortaya atıldı(36). Ancak bu ortak noktaların çoğu başkaları tarafındançürütüldü. Her şeyden önce, Platon Atlantis’in yerini açıkça belirti, AtlasOkyanus’da yer aldığını ve Atlantis’in evrensel bir tufan’da batan kıtabüyüklüğünde bir ada olduğunu belirtiyordu. Şüphesiz rahip Sonchis’inbelirttiği gibi birçok felaketler olmuştur, ancak bir tufan farklı çapta birolaydır.


Belki de, Velikovsky’nin yazdığı en önemli eser “Sarsılan Dünya”dır (48). Bueserde Velikovsky birçok bilimsel araştırmalara dayanarak, kanıtları bir birinceleyen bir detektif gibi dünya geçmişindeki akıl almaz felaketleri saptamayaçalışmıştı. Onun üzerinde durduğu felaketler M.Ö. 776 ve M.Ö. 687 arasında, M.Ö. 1500 civarlarında ve M.Ö. 3200 yıllarındakilerdi. Ancak M.Ö. 10.000civarlarındaki tufan ve ondan önceki genel felaketler konusunda ilginç verilerde toplamıştır. Velikovky’e göre Kuzey Kutup ve Grönland civarında bulunanmercan kayalık kalıntıları, Güney Kutup ve Gronland’ın buzları altında bulunansıcak iklim bitki örtüleri, o yerlerin bir zamanlar tropik bölge olduklarınıgösteriyor. Aynı şekilde Afrika ve Güney Amerika kıtalarında görülen genişbuzul izleri, ancak Dünya ekseninin yer değiştirmesi ile açıklanabilir. Böylebir olay ancak astronomik / meteorolojik bir dış etkiden kaynaklanabilir.Velikovsky’e göre hemen hemen bütün önemli sıra dağları nispeten yakındevirlerde aniden oluştu. Çoğunda acı içinde çırpınan balıkların kalıntılarıile serpilmiştir. Zaten fosilleri oluşturan nedenler ancak felaket şartlarındaolabilir. Normal şartlarda canlı artıkları eriyip yok olur. Himalayalar veTibet bir zamanlar deniz altını oluştururken, aniden yükseldiği saptanmıştır.Aynı şekilde Amerika ve Afrika’da birçok yeni kara parçaları oluştu(37). AyrıcaAtlas Okyanus’un dibindeki sıra dağların üzerinde bulunan buzul izleri, budağların bir zaman deniz üstünde olduklarını işaret ediyor.


Dünyanın her tarafında bulunan toplu hayvan mezarlarına dikkat çekenVelikovsky. Bunların bir genel felakette sular tarafından sürüklenip, kayalarüzerinde parçalandıklarını, üzerlerine suların taşıdığı taşlar yığılıp, üstüstü gömüldüklerini kaydetmiştir. Binlerce parçalanmış hayvan cesetlerinin birarada oluşunu başka türlü nasıl açıklarız? Bu tip toplu mezarlarda zaman zamaninsan cesetlerinin de bulunması, bu felaketin oldukça yakın bir dönemdeolduğunu gösterir. Peking yakınlarında Choukoutien’deki bir toplu hayvanmezarında yedi parçalanmış insan iskeleti bulunmuştur. Bunlar üç ayrı ırkaaitti, Beyaz, Eskimo ve Melanesyalı. Bu toplu mezarlarda farkı coğrafibölgelerin hayvanlarının bir arada oluşu, suların onları uzak bölgelerdensürüklediğini gösteriyor. Bu felakette sayısız hayvan türü yok olmuştur.Paleontolojik bulgulara göre felaketten önce hayvan nüfusu oldukça kabarıkmışve son buzul çağın sonunda (M.Ö. 10.000 sene) 40 milyon hayvanın ani bir ölümgördükleri ileri sürülmüştür.


Böyle bir felaket olabilir mi? Her şeyden önce bilmemiz gerekir ki bizimyeryüzünde hayatımız sanıldığı kadar güvenli değildir. Tarih boyunca doğalafetler, önemli toplu ölümlere sebep olmuştur. Bir sene içersinde dünyada hemenhemen her ay olan bu afetlerde ölenlerin sayısı akıl durdurucudur. 1883′deSumatra ve Java arasında Krakatoa adında ıssız bir adada bir yanardağ patladı.Bu patlama 2 bin mil ötede Avustralya’da insanları uykularından uyandırdı. Şokdalgaları dünyanın etrafında 7 kez döndü. Dev dalgalar köyleri sildi, gemilerikibrit çöpü gibi karaya oturttu. Dalgaları 4.500 mil uzaklara kadarulaştı. Havaya 13 kübik mil lav püskürtüldü. Bunlar dünyanın etrafını kuşatarakgökyüzünü kararttı, aylardır dünya iklimi soğumuştu, çünkü bu tür volkanikbulutlar güneşten gelen ısıyı keser. Felakette 62.000 kişi öldü.
526 yılında Antakya’da 250.000 kişi, 1042 yılında Tebriz, İran’da 40.000kişi, 1556′da Çin’de 830.000 kişi, 1908′de Messina, Sicilya’da 200.000 kişi,1923 Tokyo civarlarında 200.000 kişi ve 1976′da Çin’de 700.000 kişi şiddetlidepremlerle hayatlarını kayıp ettiler. Sellere gelince Çin’de 1887′de Huang Honehrin taşıması en az iki milyon insanın ölümüne yol açtı. Aynı nehrin 1931′detaşıması 4 milyon insanın ölümüne yol açtı (38).


Atlantoloji açısından, nispeten yakın zamanlarda iki ilginç felaket kaydadeğer. 1692 yılında Jamaika adası, bir korsan merkeziydi. Ani bir zelzeledelimanı Porto Prince’in büyük kısmı 1.600 kişi ile birlikte denizin dibiniboyladı. Dev dalgalar karaya oturdu. Halen deniz altında eski şehrinkalıntılarını bulmak mümkün. 1755 yılında, 1 Ekim azizler günü dini törenlerinortasında, Portekiz’in başkenti ve liman şehri Lizbon büyük bir depremleneredeyse yerle bir olmuştu. Binlerce bina tamamen yıkıldı ve felaketten kaçanhalkın üzerine 15 metreyükseklikte deniz dalgaları indi. Lizbon 1531 yılında da çok büyük bir depremleyerle bir olmuştu. Deprem aynı anda Avrupa’da, Karaipler de ve Kuzey Afrika’daduyuldu. Şiddetli deniz dalgaları Amsterdam limanında gemilerin iplerinikopardı. Donnelly felaketi şöyle anlatıyor, “Yer altından bir şimşek sesi geldi,hemen ardından şiddetli bir deprem şehrin büyük kısmını yerle bir etti. Altıdakikada 60.000 kişi can verdi. Korunmak için bir alay insan yeni mermerrıhtımın üzerinde toplandı. Ancak, o birdenbire üzerinde bütün insanlarlabirlikte sulara gömüldü ve bir tek ölü beden su yüzüne çıkmadı. Ona yakındemirlenmiş bir çok insan dolu gemiler ve tekneler bir su girdabının içindeyutuldular. Tek bir tekne veya gemi parçası geri dönmedi. Rıhtımın bulunduğuyer şu anda 600 fit(200 m)su altındadır. Depremin kapsadığı alan çok genişti. Humboldt derki Avrupa’dandört misli büyük bir alan aynı anda sarsılmıştır. Baltik’ten Karaibler,Kanada’dan Cezayir’e kadar yer sarsılmıştır. Fas’ın bir kaç kilometreyakınlarında 10.000 kişilik bir köyü toprak açılarak yutmuştu. Büyük olasılıklabu depremin kaynağı Atlas Okyanusunun ortasındaydı ve binlerce yıl önceAtlantis’in batmasına sebep olan felaketin yankısıydı.” (39) (Bu dönemiincelerken, ister istemez Kuzey-Anadolu fay hattı ve devinimleri akla geliyor.1752 yılında İzmit depremi olmuştur ve 1766 yılında büyük İstanbul depremiolmuştur. Unutmamak gerekir ki ondan 250 yıl önce 1509 yılında yeniden büyükbir İstanbul depremi olmuştur. Aynı şekilde 1531 de büyük Lizbon depremiolmuştu. Yukarıdaki yazıyı ele alırsak görürüz ki 250 yıl önce sadeceTürkiye’de değil bütün dünyada büyük sarsıntılar olmuştur. Joseph GoodavageAstroloji Uzay Çağı Bilimi kitabında şöyle yazıyor: “…Isaac Newton, tuhafkonularda araştırma yapmıştır, Hermes’i inceledi ve simya üzerinde geniş birkütüphanesi vardı. Grek mitolojisi ilgisini çekmişti ve Grek tanrılarının kayıpve unutulmuş bir uygarlığın gerçek kişileri olabileceğini belirtmişti. Newtonteoloji ve kadim gizemcilik konusunda bir milyon kelimeden fazla ve diğerezoterik konularda 500 bin den fazla kelime yazmıştı. İnsan tarihinde büyükdeğişikliklere yol açan 250 yıllık güçlü devinimlerden söz etmişti. Budevinimleri hesaplarken Arap astrolojisindeki Arap noktaları esas olarakalmıştı.


Esasın bize cebri de veren Arapların matematikleri Newton’un zamanındakimatematikten çok üstündü. Onların matematik sistemleri Arap noktalarını daiçermekteydi, ki menşei meçhuldür. Gariptir ki Spengler Tarih ve Devimlereserinde, Pluto gezegenin 248 yıllık yörüngesinin önemi vurgulamaktadır. Plutogezegenin perhelionu (güneşe en yakın dönüşü) devinimleri 250 yıllıkaralıklarla oluşan psiko-kültürel değişiklikleri belirlemekte ve eş zamanlılıkgöstermektedir … iki önemli araştırmacı Lamprecht ve Bradford, Sprengler’infikirlerini desteklemektedir. Newton Pluto kadar uzak ve küçük bir gezegeninetkilerini önceden belirlemiş olabilir mi? (Pluto 1930 yıllında keşfedildi).”Kitabının ayrı bir bölümünde Goodavage şöyle yazıyor: “Felaketleri öncedentespit etmede bilimsel yöntemlerin araştırılmasında yüzde yüz güvenilir birkurala göre: Büyük depremler her zaman güneş tutulmalarını takip eder ve çoğuzaman önemli gezegen kavuşumları ile birlikte olurlar…. Astrolojik kehanetlerinbirinde Newton, İngiltere’den oluşan en ilginç doğal olaylar dizisini öncedenbildirdi. Ölümünden 23 yıl sonra 1750′nin ilk üç ayında Aurora Borealis’in(Kuzey Işıkları) göklerde ani ve şaşırtıcı bir gösterisi ile başlayacaktı.Kehanetine göre Kuzey Işıkları yıkıcı rüzgarlarla birlikte gelen büyükfırtınalar takip edecekti… sonra büyük bir deprem dalgası Londra’da büyük hasarve can kaybına yol açacak… Neredeyse çeyrek yüzyıl sonra … Kuzey Işıklarıİngiliz toprakları üzerinde parladılar. Ondan sonra saatte 100 millik öldürücürüzgarlar geldi. Korkunç bir deprem salgını … çığlık atan Londralıları canlıcanlı evleri ve yataklarında gömdü.”)


Okyanusya civarlarında 1780 yılında keşfedilen Falcon adası, 1894′de denizindibine çökerek yok oldu. Tomas’a göre “Cook adaları arasında Tuanaki son asırınikinci yarısında 13.000 yerlisi ile Büyük Okyanus’ta battı. Bir sabahbalıkçılar sandalları ile denize açıldılar, döndükleri vakit adaları yoktu.”1819 yılında İndus nehrinin ağzında, depremler eşliğinde büyük bir yer parçasısuların altına gömüldü. Suların üstünde sadece evlerin tepeleri, oranın birzamanlar kara parçası olduğunu gösteriyordu.
Atlas Okyanus’u bir çok volkanik hareketlerin sık sık yer aldığı bir yerdir.1957′de yanar dağlar eşliğinde yeni bir ada Azorların yakınlarında ortayaçıktı. Azor adalarının dağları volkaniktir. İzlanda’da faaliyette yanardağlarhemen hemen eksiksizdir. Yeryüzünde toprağın aşağı veya yukarı hareket etmesidoğal ve hemen hemen her yerde görülür. Fransa her sene 3 milimetre batıyor,Hindistan da Ganj nehri ve Himalayalar arasında yer, her sene 18.1 milimetreyükseliyor, Güney Amerika’da Ant dağlarının Amerikan’nın keşfinden itibaren 60.100 metreyükseldiği saptandı (40). Türkiye’nin kıyılarında kaç tane su altı şehrivardır? Toprak, su seviyesinin altına indiğinde, hemen su örter. Ege Deniz’indeThera-Santorini adası M.Ö. 1500 sene önce patladığı zaman yeraltında boşalantonlarca magma yüzünden ada çökmüştü. Kısmen sulara gömüldü. Atlantis için aynışey olduğunu düşünenler var.


Otto Muck’a göre büyük bir gök taşının Atlantis civarlarında düşmesi ileyüzlerce yanardağ patlamış ve ardından adanın altında oluşan boşluğun çökmesiadanın batmasına sebep olmuştu, çarpışmanın verdiği hareketle denizler karayainmişti ve dünyanın dört bir yanında tufan olmuştu.(40a)
1988′de San Fransisco’da bir toplantıda bir araya gelen Amerikan JeofizikBirliğinde Rochester Üniversitesi Jeolog’u Asish Basu, günümüzde bilimçevrelerce en çok konuşulan tezlerden birini ortaya attı. Bu teze göre 66milyon sene önce bir asteroid Hint Okyanusuna düşmüştü, çarpışma neticesizincirleme yanardağ patlamaları olmuştu. Yüz binlerce sene süren bupatlamaların ardından, yarattıkları bulut perdeleri dünya ısısını düşürmüştü vebir buzul çağ başlamıştı. Neticede dinozorların nesli tükenmişti. Hindistan’dabulunan bir kuvars taşının yoğunluğu, ancak böyle bir çarpışmanın eseriolabilirdi. Newsweek’e göre, “Bazı paleontologlar halen hem asteroid tezini,hem de yanardağ tezini inkar ediyorlar, onlara göre yavaş iklim değişiklikleridinozorların neslinin tükenmesine neden verebilir. Ancak yakın zamanlardaasteroid tezini savunanlar artmaya başladı. Onların iddiaları yeryüzünde bulunanbazı asteroid kraterleri ile güç kazanmıştır…gökbilimciler yörüngeleri dünyayayakın kesişen 1000 asteroid olduğunu söylüyorlar (41).


Yukarda aktarılan olayın benzeri, Otto Muck tarafından yıllar önce Atlantiskonusunda ortaya atılması oldukça anlamlıdır. Şimdi yaşlı Mısırlı rahibinSolon’a anlattıklarına dönelim. Kritias 22c’de Phaethon (fayton) öyküsününaslında bir gök cisminin yeryüzüne düşerek büyük bir felakete sebep vermesianlamında olduğunu belirtir. Bu da, kadimlerin ağzından bize, mitolojiköykülerinin nasıl mecazi anlamda tarihi ve bilimsel olayları örttüğünügösterir. Rahip ayrıca yeryüzünde bir çok felaket olduğunu, insanların birçokkere yok olduklarını yazar. Kısacası Atlantis’i meydana getiren sel tufanındanönce başka genel kıyametler ve tufanların olduğunu açıklıyor.


Yeryüzü sürekli bir göktaşı, meteor yağmuru altındadır. Bir günde ortalama200 milyon göktaşı yağmaktadır. Bunlardan sadece bir milyonu bir yıldız kaymasıgörüntüsü yaratabilecek büyüklükte. Hemen hemen hepsi atmosferde sürtünmeyleyanıp kül oluyor. Ancak, zaman zaman bir göktaşı yere düşmektedir, hattainsanların ve evlerin üzerine düştüğü olmuştur. Hitit Kralı 2. Mursiliskayıtlarında rakibi Efes kralının üzerine gök tanrısı Teşup’un bir göktaşıdüşürtüp öldürdüğünü yazmıştı.
M.Ö. 467′de Efes’e düşen bir at arabası büyüklüğündeki göktaşı sonradanheykeltıraşçılar tarafından tanrıça Artemis’in şekline getirildi. Aztekmabetleri de göktaşların düştüğü yerler etrafında inşa edilirdi. Mekke’deKabe’nin üzerindeki kara taşın bir göktaşı olduğuna inanılır. Bütün bunlararağmen Aristoteles göktaşlarını inkar ediyordu. 1790′da Güney Batı Fransa’yabir meteor yağmuru yağdı. Buna rağmen Fransız Akademisi göktaşları getirenleriküstahça kovuyordu ve bu olayı, “fiziksel olarak imkansız” olarakdeğerlendiriyordu. Ancak, 1820′de onların varlığı kesin olarak kanıtlandı (42).Ayrıca, Milattan önceki devirlerde dünyaya daha fazla meteor yağdığı tespitedildi. Güneş sisteminde serseri mayın gibi dolaşan bu parçacıklar düştükçeazaldığı sanılmaktadır.


Aya yapılan ilk teleskop gözlemleri, yüzeyinin binlerce kraterle delik deşikolduğunu gösterdi. Son bulgulara göre bütün yakın gezegenlerinde aynı izlergörülüyor. Bu ışık altında şüphesiz dünyamızı farklı bir şekilde yorumlamamızgerekir. 1939 yıllında yapılan kazılar Arizona kraterinin sönmüş bir yanardağınağzı değil, fakat dev bir meteor, daha doğrusu bir asteroid’un çarpışması ilemeydana geldiğini kanıtladı. Varılan neticeye göre 20 bin sene önce kuzeydensaniyede birkaç kilometre hızla, bir ve iki milyon ton ağırlığı arasında birgök cismi yerle çarpışarak 300 kilometre çapında bir alanda bütüncanlıları yok etmişti ve yeri taşı delerek bir kilometreden fazla derinliğegömülmüştü. Teksas’ta Odessa grup kraterlerin aynı zamanda meydana geldiğisanılıyor. O halde ya gök cismi atmosfere inerken parçalanarak bir kaç göktaşıoluşturdu, ya da grup halinde dünyanın yörüngesine indiler. Bunların yeryüzünetesirleri felaket türünden olmaları gerekir (43).


Asteroidler, ilkin 1802′de keşfedilen, Mars ve Jüpiter arasında biryörüngeye yerleşmiş olan milyonlarca taş ve metal parçalarıdır. Onlarınpatlamış bir gezegenin parçaları olabileceği düşünülmektedir. Asteroidlerinbazıları oldukça büyük ve yörüngeleri eksantrik olduğundan dünya ile çarpışmaolasılıkları zaman zaman oluyor. Aslında dünyanın geçmişinde asteroidlerle birdeğil, birkaç kez çarpış olması güçlü bir olasılıktır. Hatta bu durumda,çarpmaması bir mucize olur. Yeryüzünde bütün asteroid kraterleri, Arizonakrateri kadar belirgin değildir. Bazıları su ile dolup göl oldular, bazılarınarazinin kumlu olmasından dolayı izleri silindi. Unutmamak gerekir kiyeryüzünün yüzde 70.8′I denizlerle kaplıdır. Deniz dibinde mutlaka kraterlervardır. Atlantolog Egerton Sykes’a göre Atlantis’i batıran meteor yağmuruKaraib taraflarında düşmüştü. Oralarda bazı meteor kraterleri bulmak mümkün.Belki yakında bu konudaki bulgular Atlantis öyküsünü aydınlatır.


11,000 sene önce böyle bir felaketin olduğuna konusunda izleri ve kanıtlarvardır. Bilindiği gibi, son buzul çağın sonu 10,000 sene önceydi. O zamanlardanönce bütün Kuzey Avrupa kalın bir buz örtüsü altındaydı. Dünya su miktarınınbüyük kısmı buz halinde kara üzerinde oturduğu için su seviyesi daha düşüktü.Deniz coğrafyası buluntularına göre Atlas okyanusuna boşalan nehirlerin izlerideniz diplerine kadar devam ediyor ve bir zamanlar su altında olan kıyıların şuanda deniz altında olduğunu gösteriyor. Amerikan Jeoloji Cemiyetinin 1936yılında yayınladığı bir bildiriye göre Atlas Okyanusun’da deniz seviyesi tertiaryçağından günümüze dek iki buçuk kilometre kadar inme ve yükselme göstermişti(44). Bazı jeologlar ve deniz coğrafyacıları bir zamanlar Atlas Okyanusun’dabir kıta olduğunu kabul ediyorlar, ancak onun Platon’un verdiği tarihten öncekibir devirde bulunduğu konusunda karar vermeyi tercih ediyorlar.


R. F. Walworth ve G. W. Sjostrom’e göre son buzul çağında su seviyesinindüşük olması Atlantis’in varlığı için yeterli bir sebeptir (45). Bu ikiaraştırmacıların geniş bir araştırmaya dayanan tezlerine göre periyodik gelenzincir volkanik patlamaları dünyanın geçmişinde uzun buzul çağlar yaratmıştır.Bazı jeolojik izlere göre buzlar bütün kıtaları kaplamıştır, su seviyeler inipyükselmiştir. Halen güncelliğini kazanan ve Donelly tarafından ortaya atılanbir teze göre, Atlantis’in batması ile daha önce onun yüksek dağları tarafındanengellenen sıcak Gulf Stream akıntısı Kuzey Avrupa’ya ulaşarak buzlarınerimesine yol açmıştı. Halen yolunda devam eden bu sıcak hava akımı Avrupa’nınısısını bulunduğu enleme rağmen ılımlı tutmaktadır. Oysa, aynı enlemde bulunanRusya’daki şehirler çok daha soğuk iklimlere sahiptir.


Kuzey Sibirya’da buzlar altında on binlerce donmuş mamut cesetleri vardır.Geçen asır sonlarında bu mamutlar’dan en az 20.000 çok iyi durumda fil dişi çıkartılarakpiyasaya sürüldüğü kaydedildi. Bu mamutların toplu bir felakete kurbanoldukları ortadadır. Ani bir donmadan ölen bu mamutlardan bazıların ağızlarındahalen yemekte oldukları otlar bulunduğu görülmüştür. Karbon 14 testler onlaryaklaşık 12,000 sene evvel öldüklerini gösteriyor. Profesör Frank C. Hibben’egöre son buz çağın sonuna gelen bu devrede sadece Kuzey Amerika’da 40 milyonhayvan ölmüştü. Amerika’da Niagara şelalelerin 12.500 yıl evvel meydana geldiğihesaplanmıştır. Cordilleras dağlar yaklaşık 10,000 sene evvel meydana geldiler.karbon 14 testlere göre şu anda Bermuda civarlarında deniz altında olan genişbir bölgede 11,000 sene önce sedir ormanları vardı. Aynı şekilde İngiltere’yeyakın Kuzey Denizi, İrlanda ve Gronland yakınlarında deniz diplerinde binlercesene önce denizin dibini boylamış ormanlar görülür. Unutmamalı ki karbon 14testlerinde çıkan neticelerde biraz kayma olabiliyor, onun için bütün buolaylar aynı anda meydana gelmiş olabilir, ancak olayların çoğu Atlantis’inbatış tarihine uyuyor (46).
Tomas şöyle yazıyor, “And sıra dağlarının nispeten yakın, insanların gemilerkullandıkları bir dönemde aniden yükselmiş olması gerekir. Eğer bunureddedersek, Büyük Okyanus’tan 300 kilometre uzaklıkta ve 3800 metre yükseklikteTiticaca gölünde bir deniz limanın bulunmasının açıklanması olanaksız olur.Rıhtımlarda gemi halatlarının halkaları o kadar büyük ki onlar sadece denizaşırı gemiler için kullanılabilirdi. Bu Ant dağlarındaki limanda halen denizyosunu kalıntıları bulmak mümkündür. Bir çok yükselmiş kumsal sahil şeridi devar. Titicaca gölünün güney kısmı halen tuzludur.”


Atlas Okyanusunun ortalarında Platon’un işaret ettiği yerde deniz altındanispeten sığ olan geniş bir arazi vardır. Bunun adı Orta Atlantik Çıkıntısı(Mid-Atlantic Ridge) dir. Bazı Atlanatologlar, onu batmış kıtanın kalıntılarıolarak kabul ederler. 1949 yılında Colombia Universiteden Professör M. Ewing budüzeyde yaptığı araştırmalarda 4 ile 5.5 kilometrearasında deniz dibinde bir kumsal sahil şeridi bulundu. Kum ancak atmosferşartlarında erozyonla meydana gelir, su altında oluşması mümkün olmadığına görebu plajın battığı kaçınılmaz (47). Atlas Okyanusunun dibinde geniş alanlarınlavla kaplı olduğu görüldü. Fransız jeolog Pierre Termier’e göre su altındanalınan lav örnekleri cam basalt lav türündedir ve ancak su dışındaki atmosferikbasınç altında katılaşabilmektedir. Eğer su altında katılaşsaydı kristal halinialırdı. Ayrıca Termier bu lavların katılaşmalarından kısa süre sonra suyagirdiğini tespit etti. Bu lavların 15,000 sene içinde suda çözülmelerigerektiğini belirilerek, onların Platon’un öyküsüne kuvvetli bir kanıt olduğukaydediliyor (48).


Edgar Cayce okumalarında Atlantis’in yakınlarda tekrar yükseleceğinisöylemişti. İlkin 1968 Karaipler’de Bimini adası yakınlarında bir Atlantismabedinin ortaya çıkacağını söylemişti. 1968 yılında, bu kehaneti incelemeküzere Edgar Cayce Vakıfı (A.R.E.) Bimini civarlarında bir uçakla keşif gezisidüzenledi. Neticede su altında bir megalit (büyük taş) duvar veya yol bulundu.O zamandan beri Bimini yolu arkeolojik incelemelere tabi tutuldu. Yakınlarındayivli mermer bir sütün parçası ve harç ile sıvanmış bir kiremit parçasıbulundu. Bimini yolunun insan işi olduğu şüphesiz, bir gözlemcinin dediği gibi,“Doğa kare şeklinde taş yaratmaz, ve taşları da sıra halinde dizmez”. Denizseviyesinin son buzul çağında yükselmesini göze alarak burasının en az 8 binyıl önce deniz seviyesinin üstünde olduğu hesaplanmıştır.
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Konusunun Linki Direkt Link
Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Konusunun HTML Kodu HTML Link
Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Konusu BBCode Linki BBCode Link
Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
Big Grin ‘Kayıp şehir Atlantis’ bulundu mu? ulas 0 870 19.01.2013, Saat: 04:14
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis’in İzinde ulas 0 832 19.01.2013, Saat: 04:13
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis Efsanesi ve Kafkasya ile İlişkisi ulas 0 1,055 19.01.2013, Saat: 04:11
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis ve Ademoğulları ulas 0 933 19.01.2013, Saat: 04:10
Son Yorum: ulas
Big Grin Atlantis ve Devler ulas 0 1,011 19.01.2013, Saat: 04:09
Son Yorum: ulas

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Atlantis’in Bilimsel Kanıtları indir, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Videosu, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları online izle, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Bedava indir, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Yükle, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Hakkında, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları nedir, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları Free indir, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları oyunu, Atlantis’in Bilimsel Kanıtları download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap