default avatar Hoşgeldin, Ziyaretçi: Aşağıdaki form ve bağlantıları kullanarak sitemize giriş/kayıt işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
 Şifremi Unuttum?  Yardım  Üye Ol Tarih: 20.09.2017, 03:23


Agartha ve Şamballah (Shangri-La)

Yazar Konuyu Başlatan: ulas - Görüntüleme - Okunma Okunma Sayısı: 805 - Yorum Toplam Yorumlar: 0
Konu Kalitesi: %
 
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

ulas
Super Moderatör
*****
Super Moderatör Grubu
user avatar
Durum: Çevrimdışı
Konu Sayısı:
Yorumları: 391
Kayıt Tarihi: 17.01.2013
Rep Puanı: 6


Kişisel Bilgileri: v
#1
Konu Tarihi: 18.01.2013, Saat: 21:07
[b]Agarta ve Şambala , teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki “devre” ninsonlarına doğru Mu ve Atlantis’ ten göç eden bilim-rahipleri tarafındankurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır.[/b]


Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu “devre” ninkoşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirindentünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentelerini tercih etmiştir.Agarta, dünya insanlığının tekâmülüne sorumluluk sahibidir. İlahi Hiyerarşi’ yehizmet eder. Dünyanın Efendisi ve “Kutup” olarak ifade edilen ve “Brahatma”veya “Brahitma” adıyla belirtilen Agarta’ nın lideri, Dünya’ ya sevk ve idareeden İlahi Hiyerarşi’ nin fizik âlemdeki temsilcisidir. Rene Guenon’ a göretradisyonlarda “Kutsal Dağ”, “Dünyanın Merkezi” olarak ifade edilen yer,dünyanın tüm geçmiş, yitik kıtalara indirilmiş dinler ve kozmik öğretiler,Agarta arşivinde kayıtlıdır ve birçok peygamber (Musa, İsa), dinlerini kurmadanönce, bu arşivleri incelemişlerdir ki, bazıları burada “inisiyasyon” dan dageçmiştir.
Agarta’ nın yeryüzüne açılan 7 (kimi kaynaklara göre 4) ana çıkış noktasıbulunmakla birlikte, mağaralarda inzivaya çekilen bilgelerin ve inisiyatiktoplulukların Agartalılar ile ilişki içinde oldukları ileri sürülür. ReneGuenon’ a göre, bu durum en çok, Türkler’ in yaşadığı Orta Asya’ dagörülmektedir. Kimi yazarlara göre, Göktürk, Uygur ve Hun masallarındaki,“ataların kutsal mağaraları” ve bir mağaradan geçilerek ulaşılan “gizli ülke” inanışındaAgarta’ nın sembolizmi bulunmaktadır. Tibet tradisyonlarına göre, Agartalılarşimdiki devrenin sonunda dışarı çıkacak ve Agarta’ nın lideri yeryüzündekimenfiliği yenecektir.


[b]Yeraltı Evreni-1[/b]
Kapadokya bölgesinde açıkçası sayısını bilemediğimiz kadar irili ufaklı birsürü yeraltı şehri mevcut. Bunların bazıları gezilebiliyor, bazılarıysa ağzınakadar taş toprak dolu. Bölgedeki yeraltı şehirlerinin yapısını en iyi şekild şubenzetme ile tarif edebiliriz. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizidüşünün. Büyük binalar ve aralarında serpiştirilmiş gecekondular var. Örneğinİstanbul’ daki bir Akmerkez binasının bir iki kilometre uzağında derme çatmagecekondular görünür. Kapadokya’ daki her yeraltı şehri bir bina olarak kabuledersek, yeraltı şehirlerinin bazıları İstanbul’ daki Akmerkez ya da Galleriagibi, bazıları da bizim gecekondularımız gibi derme çatma sayılabilecekyerlerdir. Bölgedeki son derece büyük, tanınmış ama bugünkü teknolojikimkanların üzerinde olması gereken bir teknolji ile açılmış yeraltışehirlerinin yanısıra daha mütevazi yeraltı şehirleri de var. Burada akla gelenşey bir iki, hatta sadece bir özgün örneğin çevresinde daha sonraki dönemlerdeve daha ilkel kimselerce bazı taklit kazılar yapıldığıdır. Kapadokya’ dakiyeraltı şehirlerinin en fazla tanınanları Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltışehirleridir. Bu iki şehir birbirinden yaklaşık olarak 9,10 Km kadar uzaktadır.Gerek konuyla ilgili arkeologlar, gerekse yöre halkı tarafından bu iki yeraltışehrini birbirine bağlayan bir tünelin varlığı bilinmektedir. Yeraltışehirlerindeki tüneller tabii ki, Kaymaklı ve Derinkuyu arasındaki ile desınırlı değildir. Mesela Kaymaklı’ nın 12-15 Km doğusunda kalan Mazı Köyü yeraltışehrinin Kaymaklı ve Derinkuyu’ ya bağlayan tünellerin oluğu da bilinmektedir.


[b]Bilinmeyenin Boyutu Nedir?[/b]
Bölge haklı mevcut bütün yeraltı şehirlerinin birbirine tünellerle bağlıolduğunu iddia ederler. Bu durumda bölgenin altı bir örümcek ağı gibi tünelşebekeleri ile örtülü oluyor. Bu tünellerin hemen hemen hepsi bugün ya duvarörülerek ya da göçükler yüzünden kullanılmaz durumdadır. Yakın gelecekte debunların açılması için herhangi bir çalışma yapılmasını beklemek mümkündeğildir. Yeraltı şehirlerinin yeniden keşfedilmeleri ve ziyarete açılmaları okadar eski değil. Mesela, yetkili kimseler Derinkuyu diye bir yer olduğunuancak 1963′ te keşfedebilmişler. Bu şehirleri ilk defa gezen bir kimseysenizhayretler içinde kalmamanız, hayran olmamanız mümkün değil fakat bilmelisinizki, gezdiğiniz yerler yeraltı şehirlerinin bugün bilinen kısımlarının ancakonda biridir. Geziye açık olan ve aydınlatılmış kısımların haricinde çok genişbir alan ve bir sürü çıkış kapısı daha vardır. Tabii bunlar bilinenler.Bilinemeyen kısımların ne nitelikte olduğu konusu ise doğal olarak meçhul.Ancak, örneğin Derinkuyu’ nun altında en 3 ile 8 kat kadar bir derinlik olduğuarkeologlar tarafından tahmin ediliyor. Aslında Kapadokya ve yeraltı hakkındabazıları arkeolojik, bazıları turizm amacıyla yazılmış olan Türkçe ve hemen herdilde yayınlanmış olan yüzlerce kitap mevcuttur. Konuyu bu açıdan merak edenlersöz konusu kitapları turistlik eşya satışı yapan her dükkandan alabilirler vegerek kaya kiliselerinin, gerek yeraltı şehirlerinin bilinen her ayrıntısını,derinliklerini, ölçülerini kısaca herşeyi öğrenebilirler.


[b]İnkalar Hazinelerini Yeraltına Sakladılar[/b]
Kaymaklı ve Derinkuyu konularında daha ileri gitmeden önce dünyanın değişikyerlerindeki benzeri yerleri ve bu yer hakkındaki araştırma ve iddaları kısacahatırlamamız yerinde olur. Bizdeki gibi yeraltı şehri ismi verimemiş de olsadünyanın değişik yerlerinde bir sürü tünel şebekesi mevcuttur. Bu tünellerinibirçoğu günümüzde bilinmektedir fakat hepsi de belli yerden sonra tıpkı bizimyeraltı şehirlerimiz gibi taş, toprakla dolmuş ya da doldurulmuştur. GüneyAmerika’ da, Ekvador, Peru, Bolivya civarında Eski İnka uygarlığından kalma birçok tünel olduğu söylenir. İspanyol yağmacılarının en önemlisi olan Pizarro’nun ordusundaki bir asker rahip olan Cieza de Leon, son İnka imparatoru olanAtahualpa’ nın, Pizarro tarafından öldürülmesinden 4, 5 yıl sonra yazdığınotlarda, İnkalar’ ın, İspanyol soygununda korkarak hazinelerini bugün dahibulunamamış olan gizli yerlere taşıdıklarını yazar. Bu gizli yerler dağlarınaltında oyulmuş olan tünel sistemleriydi. Bu fikri aslında İngiliz ArkeoloğuHarold Wilkins’ in de buşunduğu birçok bilimadamı desteklemektedir. Başka brgörüşe göre ise, söz konusu tünel sistemleri son derece ileri bir uygarlıktarafından binlerce yıl boyunca oyulmuştur. Güney Amerika’ daki tünelsistemleri çok fazladır ve sadece İnka ülkesinde değildirler. En fazlabilineni, Lima’ yı, Peru’ nun eski başkenti olan Cuzco’ ya bağlayan ve sonra daBolivya sınırına kadar uzanan bir tünel şebekesidir. Eski belgelere göre butünellerde çok zengin Kralın mezarı vardır. Ama bugün kimse tünellerde hazinearamayı düşünmüyor, çünkü tüneller hemen hemen tamamen toprak doludur,temizlenmeleri, içlerinden çıkması olası olan hazinelerden çok daha pahalıyamalocaktır. Tünelleri araştırmış olan bilimadamlarının çoğunluğu da, bunlarıİnka tarafından kazılmayacağı konsunda hemfikirler.


[b]Malta -Fas -İspanya Bağlantısı[/b]
İnka’lar bu tünelleri biliyorlar ve kullanıyorlardı fakat ilk inşaatçılarınkimler olduğunu onlar da bilmiyorlardı. Güney Amerika’ dan sonra Kuzey Amerika,California ve Virginia’ da tünel sistemleri vardır. En ilginç sistemlerdenbirisi de Hawaii’ de olduğu söylenendir. Buradaki tünel sistemlerinin bazıadaları birbirine bağladığı da idda edilir. Bundan 4, 5 yıl kadar öncetelevizyonda yayınlanan ve gerek müziği, gerekse içeriği ile yurdumuzda dabüyük bir beğeni kazanan İpek Yolu belgeselinin bir bölümünde gösterdiği gibiAsya’ nın altı sonradan sulama kanalı haline getirilmiş tünel sistemleri ileörümcek ağı gibi oyulmuştur. Tünellere Akdeniz bölgesinde de rastlanır. MeselaMalta’ da böyle sistem vardır, Elli metrelik bir böIümüne girilmiş olan birMalta tünelinin Cebelitarık boğazını altından geçip, İberik Yanmadası ile Fas’ıbirleştirdiği söylenir. Avrupa’ da sadece bu tünelin girişi olan bölgede maymunyaşar ve bu maymunların Afrika’ dan, bu tünel vasıtası ile Avrupa’ yageçtikleri söylenir, Ayrıca İsveç’ te ve Çekoslovakya’da da bilinen tünelsistemleri vardır. Bazı iddialara göre dünyanın altındaki tUneller buradaanlatıldığından da uzundurlar. Mesela Tibet Lamaları, Tibet’ ten, GüneyAmerika’ ya kadar giden tüneller olduğunu ısrarla iddia ederler.


[b]Daniken’ ın gördükleri[/b]
1994′ de Bir Amerikan dergisinin Ekvador muhabiri olan John Sheppard,Kolombia sınırında elinde dua değirmeni ile meditasyon yapan tipik bir Tibetrahibi gördüğünü yazar. İddaya göre bu adam 13. Dalay Lama’ dır. 1933′ te ölmüşolduğu idda edilen bu kişinin mezarı boştur ve Tibet rahipler onun ölmeyip,Budizm’ i benimsemeden önceki vatanı olan Güney Amerika’ ya döndüğünü ve bu işiçin tünelleri kullandığını söylerler. Gene de bu hikaye pek güvenilirdeğildir. Güney Amerika’ daki tünel sistemlerini bildiğimiz kadarı ile en soninceleyen kimse Erich Von Daniken’ dir. Daniken “Ausstat und Kosmos” isimlikitabının hemen hemen tamamında Güney Amerika mağaralarından bahseder. EkvadorCumhuriyeti’ ndeki mağaralar Arjantin uyruklu ve Macaristan doğumlu Juan Moricztarafından keşfedilmiş ve kendi adına tapusu alınmıştır. Daniken bu mağaraları1972′ de gezer. Mağaralara, dağdaki bir oyuktan girilir. İlk önce 80 metre kadar, iptenyapılmış bir asansötle diklemesine inildikten sonra sonsuz bir tünel sisteminegirilir. Bazıları dar, bazıları geniş olan tünellerden, Daniken’ in gördüklerininhepsi köşelidir. Duvarları dümdüz ve her yan cam gibi bir madde ile kaplıdır.İçerde manyetik etki çok güçlüdür ve pusulalar çalışmaz. Daniken girdiği devbir salondan bahseder. Bu salonun içinde masa, sandalye benzeri olan ve hangimaddeden yapıldığı belli olmayan eşyalar vardır. Salonun taban ölçüsü 110 x 130metresie ve bu ölçü Teotihuacan’ daki piramitin taban ölçüsü ile aynıdır.İçerideki bazı buluntular burasının M.Ö. 9000 ile 4000 yıllarında bile mevcutolduğunu göstermektedir. Bazı duvarlarda da, şüphesiz ki, inşaatçılardanbinlerce yıl sonra gelen ilkel insanlarca yapılmış olan dinozor benzeri hayvançizimleri vardır. Tünellerden bir çok altın eşya da çıkarılmıştır. Bazı altınlevhalarda deşifre edilememiş olan bir alfabe ile yazılmış yazılar vardır.Daniken burada gördüğü bir altın küre üzerinde çok fazla durmakta ve küreninUzaylılarla ilgili olduğunu iddia etmektedir ve işin en ilginç yanı da,Daniken’ in aynı kürenin gerek boyut gerekse üzerindeki garip yazı veresimlerle tıpatıp benzeri olan bir taş küreyi de İstanbul Arkeoloji müzesindegördüğünü ve bu kürenin tasnif edilememiş eşyalar arasında olduğunuyazmaktadır.


[b]Binlerce Yıl Önceki Isı Matkabı[/b]
Tünellerin açılışları konusunda Daniken öyle binlerce yıl süren şartlardüşünmüyor. Ona göre bu tüneller bir uzay uygarlığı tarafından nükleer enerjiya da benzeri bir şey kullanılarak çok kısa zamanda açılmıştır. Bu iddası içinkanıt olarak da “Der Spiegel” dergisinin 3 Nisan 1972 tarihli sayısındaki biryazıyı göstermektedir. Bu yazıda ısı matkaplarından bahsedilmektedir. Yazıdaanlatıldığına göre los Alamos’ taki Nükleer Araştırma Merkezi’ ndeki bilimadamları tarafından birbuçuk yıllık bir çalışma sonrasında bir ısı matkabıyapılmıştır. Aracın ucu volfram çelliğidir ve grafitle ısıtılmaktadır. Delmeişlemi sırasında, delinen yerden dışarıya hiçbir şey çıkmamaktadır, delici,taşları eritip, delinen yerlerin iç yüzeylerine preslenmekte, preslenen yerlerde bir süre sonra öylece donmaktadırlar. Derginin verdiği bilgilere göre ilkdenemesinde dört metre kalınlığında bir taş blok hiç bir ses ve atık maddeçıkartılmadan delinmiştir. Loss Alamos bilim adamalarının bir askeri tankabenzeyen, köstebek gibi çalışacak olan büyük bir delicinin planlarınıhazırladığı ve bununla Magma tabakasına inip, örnek almanın düşünüldüğü debelirtiliyor. Bu ısı matkabı konusunu aşağıdaki, Derinkuyu ve Kaymaklı’ nınkazılmasıyla ilgili bölümde tekrar hatırlamak yerinde olur.


[b]Yeraltı Evreni-2[/b]
Jules Verne, nükleer denizaltıdan, uzaya atılan füzelere kadar bir çok şeyiromanlarında anlatmıştır. Bunlara benzer daha bir çok örnek saymak mümkündür.Ayrıca S.S.’lerin yazarı olan Lytton’ un da bir majikal örgütün üyesi olduğu vealdığı bazı bilgileri roman haline getirdiği de düşünülebilir. Dr. Ley’ e göreVril örgütünün üyeleri ırk değiştirmek ve dünyanın merkezinde saklanan adamlarabenzemek için gereken bazı sırları bildiklerie inanmaktadırlar. Bazı özelkültür fizik yöntemleri vardır. Lyton, romanında özellikle cehennem dünyasınıngerçeklerine parmak basmaya çalıştığını söyler. İnsan üstü güçlere sahip olanvarlıkların varlığından emin olduğunu belirtir. Bu yaratıklar insanları ezecekve aralarından seçtiklerini pek büyük değişimlere uğratacaklardır. Golden Dawn’ın başkanlarından biri olan Samuel Mathes 1896′ da Gizli Şefler konusundaşunları yazar: “Bana kalırsa onlar dünyada yaşayan fakat insanüstü güçleresahip yaratıklardır. Şahsi tecrübelerim bana, bir ölümlü için onlarınkarşısında dayanabilmenin ne kadar zor olduğunu gösterdi. Öylese dehşet vericibir gücün karşısında olduğumu hissediyordum ki, soluğum kesiliyor, ağzımdan,burnumdan, kulaklarımdan kan geliyordu.” Hitler de üstün yaratıklarla kontakkurduğunu söylüyordu. Danzig hükümet başkanı olan Rauschning’ e insan ırkınındeğişimi konusunda şöyle der; “Yeni insan aramızda yaşıyor. Size bir sırvereyim. Ben onu gördüm.” Bunları anlatırken titrediğini söyleyen Rauschningayrıca şu olayı anlatır; Yakındarında birisinin anlatığına göre Hitler geceleriçığlıklar atarak uyanırmış. Karyolayı dallayacak kadar şiddetli titremeler yaşarve odanın köşesine bakıp, “İşte o, işte o, buraya gelmiş” diye inlermiş. Bundansonra da anlaşılmaz bir dilde konuşurmuş.


[b]Horbiger, “Korkunun Kralı” nı anlatıyordu[/b]
Nazi Almanyası’ nda üzerinde durulan iki temel kuram vardı. Bunlar dünyanınve insanın açıklaması sayılırlardı; Oyuk Dünya (Hollow Earth) ve Donmuş DünyaKuramları. Ebedi Buz Öğretisi (Well Welt is lehre)’ nin kurucusu olan HansHorbiger 1860′ da Triol bölgesinde doğdu. Hitler ve Himmler ona inanıyorlardı.Hitler; “Bir Kuzey Nasyonal sosyalist bilimi vardır ki, yahudi liberal bilimekarşı çıkar. Batıda benimsenmiş olan bilim bozulması gereken bir tılsımdır.”diyordu. öğretinin taraftarları tarafından üç yıl içinde üç kalın kitap, halkayönelik kırk kadar daha basit kitap ve yüzlerce broşür yayınlanmıştır. “DünyaOlaylarının Anahtarı” isimli bir de yüksek tirajlı, aylık dergileri vardı. Birbroşürlerinde şöyle diyorlardı; “Hitler yahudi politikacıları kovdu. İkinci birAvusturyalı olan Horbiger de yahudi bilim adamlarını kovacaktır.” Horbiger’ infikirleri Nietzche’ nin felsefesi ve Wagner’ in mitolojik görüşleri ileuyumluydu. Bu dönemde, Ari ırkın kökeninin başka bir devirde dünyaya veyıldızlara hakim olan üstün insanların yaşadığı döneme dayandığı inancı iyiceyerleşmişti. Horbiger öğretisinin cevaplamaya çalıştığı üç temel sorun vardı;Neyzi, nereden geliyoruz ve nereye gidiyoruz? Horbiger’ in teorileri özetolarak şu şekildedir; “Yıldızlar buz yığınlarıdır. Bu güne kadar bir kaç taneAy, Dünya’ ya çarpmıştır. Şİmdiki Ay’ da Dünya’ ya düşecektir. İnsanlığın bütüngeçmişi buz ve ateş arasındaki savaşla açıklanabilir. İnsan büyük bir değişimineşiğindedir ve tanrısal nitelikler kazanmak üzeredir. Bu yeni insanın birkaçörneği dünyada yaşamaktadır. Bunlar zaman ve mekan sınırlarının ötelerindengelmiş olabilirler. Dünyanın sahibi ya da korkunun kralı doğuda, gizli birşehirde hüküm sürmektedir. Onunla kontaklar kurmak mümkündür. Onunla anlaşmayavaranlar Dünya’ nın görünümünü değiştirecektir ve insanlığa anlamkazandıracaklardir.”


[b]Devlerin Yaşadığı Çağlar[/b]
Horbiger’ e göre, günümüzdeki Ay, Dünya’ nın dördüncü uydusudur. Tarih boyuncaüç Ay daha vardır. Bunlar sırasıyla Dünya’ ya düşmüşlerdir. Ama bu seferki,öncekilerinden çok daha büyük olduğu için çok daha büyük felakerlere yolaçacaktır. Dünya’ da dört büyük jeolojik dönem yaşanmıştır. Çünkü geçmişte dörtuydu vardı. Bugün dördüncü zamandayız. Bir Ay Dünya’ ya düştüğünde ilkparçalanmadan oluşan halka Dünya’ ya düşüp, yer kaabuğunu örter. Bu da her şeyifosilleştirir. Normal dönemlerde gömülen organizmalar fosilleşemezler, sadeceçürürler. Ancak bir ay’ ın düştüğü zamanlarda fosilleşme olabilir. İşte buyüzden jeolojik zamanları ayırdedebiliriz. Bir uydu yakşaldığı zaman birkaç binyıl boyunca Dünya’ ya çok yakı bir yörüngede olur ve yerçekimi çok azalır. Yaratıklarınbüyüklüğünü belirleyen şey çekim gücüdür. Bu yüzden, uydunun yakın olduğudönemler, devleşme dönemleridir. Birinci jeolojik dönemde büyük bitkiler veböcekler, ikinci dönemin sonunda Dinozorlar oluşmuştur. Ani değişimlerolmamaktadır, çünkü kozmik ışınlar çok güçlüdür. Daha sonra ise dev insanlaroluşur. Tevrat’ ın Tekvin bölümü devlerin dokuzyüz yıl yaşadıklarını anlatır.Bunun sebebi ağırlığın olmamasından dolayı organizmanın geç yaşlanmasıdır.İkinci dönemin sonundaki felaketten ancak birkaç tür hayatta kalır ve bunlargiderek küçülürler. Üçüncü zaman Ay’ ı yörüngeye girdiği zaman daha akıllı bizegöre normal insanlar türerler. Gerçek atalarımız bunlardır. Bununla beraberatalarımızla beraber eski devler de hala yaşamaktaydılar. Atalarımıza uygarlığıöğretenler bunlar. Devler insanlara tarım, madencilik, sanat, bilim, metafizikbilgileri öğrettiler. Bu dönem Altın Çağ olarak bilinen dönemdir. Bu dönemçeşitli mitolojilerdeki devler ve tanrıları, Mezopotamya’ nın dev krallıklarınıaçıklar.


[b]Tiahuanaco Kapısı[/b]
Ve sonra üçüncü dönem Ay’ ı da yaklaşır, çekime kapılan sular yükselir.İnsanlar ve devler en yüksek tepelere çekilirler ve bazı merkezleroluştururlar. Horbiger ve takipçileri buraları Atlantis olarak nitelendirirler.Horbiger’ in İngiliz taraftarı Bellamy, Güney Amerika’ da, And Dağları’ nda 4000 metre yükseklikle, 700 Km. uzunlukta birbölgede deniz tortuları bulunur. Bunlardan da üçüncü zamanın sonunda ortayakadar yükseldiği sonucu çıkartılır. O dönemin uygarlık merkezlerinden biriTiticaca gölü yakınlarındaki Tiahuanaco’ yu. Bu kentin kalıntıları yüzbinlerceyıl öncesinden kalmadır. Daha sonraki uygarlıkların hiç birine benzemez.Horbigercilere göre orada devlerinizleri açıkça bellidir. Gene Horbiger’ intaraftarlarından olan Alman arkeolog Kiss 1928 ile 1937 yılları arasındaTiahuanaco’ da bit kapı incelemiştir. Kapının en az yüzbin yıl öncesine aitolması gerekiyordu. 10 ton ağırlığındaki kapının süslemelerinin üçüncü zamanastronomları tarafından yapılmış bir takvim olduğu ileri sürülmektedir. Busüslemelerde Ay’ ın görünür ve gerçek hareketleri, Dünya’ nın da dönüşü gözönüne alınarak işlenmiştir.


Bundan çıkan sonuç ta Tiahuanaco’ nun üçüncü zaman sonunda devler tarafındankurulan bir deniz uygarlığı olduğudur. Tiahuanaco, aynı tipteki beş merkezdenbiridir. Orada aynı zamanda da büyük bir liman ve rıhtım kalıntıları dabulunmuştur. Diğer merkezlerin Yeni Gine, Meksika, Habeşistan ve Tibet’ teolduğu anlatılır. Devler, üçüncü Ay’ ın da yörüngesinin daraldığını ve zamanıgelince düşeceğini biliyorlardı. Sular alçalacak ve beş büyük merkez ortadakalacaktı. Meksika’ da Toltekler, Dünya’ nın geçmişini, Horbiger’ in görüşünegöre açıklayan yazıtlar bırakmışlardır. Günümüzden 150.000 yıl sonra devler deuygarlıklarını kaybederler. Yönettikleri insanlar eski vahşi hallerinedönerler. Horbiger, Dünya’ nın 138.000 yıl boyunca Ay’ sız kaldığınnı hesaplar.Ay’ sız dönemlerde cüceler v bazı önemsiz, küçük hayvanlar türer ve son kalandevler bir krallık kurarlar. Bu krallık 10′ K ile 60′ K enlemleri arasındakibir düzlüğe yerleşir ve İkinci Altantis kurulur. And Dağları’ ndaki Atlantis veçok sonra kurulan Kuzey Atlantik’ teki ikinci Atlantis’ tir ve Platon’ unbahsettiği Atlantis ikinci Atlantis’ tir. 12.000 yıl önce günümüzün Ay’ ı,Dünya’ nın yörüngesine girer. Yeni felaketler olur, denizler kabarır, BuzulÇağı başlar ve Atlantis batar. Bu da kutsal kitaplarda anlatılan Tufan vekıyamet olayıdır.


[b]Rampa Kimdi? Crowley, Dee ve Kelly Üçgeni[/b]
1957′ de İngiltere’ de Horbigercilerin destekleyen bir kitap yayınladı.“Üçüncü Göz”. Kitabı yazan bir Avrupalıydı fakat kendisinin Tibet’ li bir Lamave isminin Lobsang Rampa olduğunu iddia ediyordu. Rampa “İkinci Beden” isimlikitabında da çok detaylı bir şekilde anlattığı gibi hayattan bezmiş birAvrupalı ile Astral planda beden değiştirdiğini iddia ediyordu. Bir çok kişiRampa’ nın Hitler tarafından Tibet’ e gönderilen Almanlardan biri olduğunu vesavaştan sonra orada kalıp, uzun süre sonra geri döndüğünü düşündü. İngilizgazeteleri Rampa’ nnın kimliğini araştırdılar fakat resmi istihbarat servisleribile hiçbir şey bulamadılar. Rampa ya iddia etiği gibi gerçek bir Lama idi yada kendisine aktarılmış olan bazı şeyyleri anlatıyor ve bu şekilde Horbigerciveya Nasyonal tezleri dile getiriyordu. Şurası kesindir ki, Rampaa’ nınaçıklamaları Tibet konusunda uzman olan kimseler tarafından hiç bir zamanyalanlanmamıştır. Rampa, “Üçüncü Göz” de yeraltındaki derin mahzenlerde gördüğübazı şeyleri anlatır. Üç tane tabut ve içlerinde altınla kaplı üç ceset.Cesetlerin boyları üç ve beş metre arasında değişmekte, kafaları tepeye doğrukonikleşmektedir. Yani geniş tarafı yukarıda olan bir koni gibidir. Beyinlerigeniş, cesetlerin ağızları ince ve küçük, çeneleri sivridir. Tabutlardanbirisinin kapağına garip bir yıldız haritası çizilmiştir. Rampa’ nın tarifiAleister Crowley tarafından kontak kurulan ve resmi çizilen ruhsal varlık Lama’ya benzediği kadar Elizabeth devrinin saray majisyeni Dr. John Dee ve asistanıEdward Kelly tarafından kontak kurulan varlıklara da benzemektedir. Buvarlıklar Dee’ ye Enochian dilini ve alfabesini öğretirler. Bu dil Golden Dawntarafından geniş ölçüde kullanılmıştır ve hala da majikal orderler arasındageçerlidir. Son yıllarda bir de Enochian sözlük yayınlanmıştır. Rampatarafından anlatılan cesetler yapı olarak bizim kat çalışmalarımız sırasındakarşılaştığımız Işık Varlıkları’ na da benzemektedir. Rampa’ nın anlattığıharitanın bir benzeri Himalayaların eteklerindeki bir mağarada bulunmuştur. Buharitanın 13.000 yıl önce yapıldığı uzmanlar tarafından tesbit edilmiştir veharita 1925′ te National Geographic Dergisi’ nde yayınlanmıştır. Rampa mahzendegördükleri hakkında şunları söyler: “Binlerce yıl önce günler daha kısa vesıcaktı. İnsanlar daha fazla bilgiye sahiptiler. Dış uzaydan gelen bir gökcismi Dünya’ ya çarptı ve her yeri sular basınca Tibet sıcak bir deniz ülkesiolmaktan çıktı.” 1953′ te yapılan bir araştırmaya göre Horbiger’ in Almanya veİngiltere’ de çok fazla izleyicisi vardır. Sadece ABD’ de bir milyondan fazlaHorbigerci vardır. Londra’ da ise H. S. Bellamy önemli sayıda taraftarasahiptir.


[b]Yine Kapadokya[/b]
Şimdi gene Kapadokya ve yeraltı şehirlerine dönersek, buradaki şehirlerinaslında birbirinden farklı şehirler değil de tek bir şehrin farklı çıkışlarıolduklarını da düşünebiliriz. Kapadokya bölgesinde Hıristiyanlığın ilkçağlarında, Bizans ve Roma dönemlerinde yapıldıklarına şüphe duyulmayacakbirçok kaya mezarı ve kilisesi de vardır fakat yeraltı şehirleri bir başkadır.Bazı Arkeolog ve tarihçiler yeraltı şehirlerinin ilk Hıristiyanlar tarafındankorunma amacıyla kazıldığını iddia ederleken, bazı uzmanlar bu şehirlerin çokdaha eski dönemlerden kalma olduklarını, ilk Hıristiyanların bunlara sonradanyerleştiklerini ya da buralarda yaşayan kimselerin Hıristiyanlığıbenimsediklerini ileri sürerler. Bizce bu ikinci tez çok daha geçerlidir. Herşeyden önce Büyük İskender dönemi tarihçileri bu bölgende bulunan devasayeraltı şehirlerinden bahsederler ki, o döneemde İsa henüz doğmamıştır. Bunoktada, Mazıköy yeraltı şehirlerinden de biraz bahsetmek gerekir. Yukarıda dabahsedildiği gibi Kaymaklı ile 12-15 Km’ lik bir tünelle bağlanmış olan Mazıköyyeraltı şehri, diğer yeraltı şehirlerine göre daha değişik bir yapıdadır. Diğerşehirler aşağıya doğru ilerleyip, genişlerken Mazıköy yeraltı şehri hemaşağıya, hem yukarıya giden bir şehirdir. Büyük bir kayanın ya da dağın altındakazılmıştır. Şehir zeminden aşağıya toprak altına ve yukarıya kayanın içinedoğru ilerler. Üzerindeki koca kaya parçası adeta dev bir apartman gibidir.Mazıköy yeraltı şehri birçok açıdan Kaymaklı ve Derinkuyu’ dan daha modern biryerdir. Daha çağdaş yaşam şartlarına sahiptir. Roma dönneminden kaldığı iddiaedilir. Şehir ilk defa köylüler tarafından imece usulü ile çalışılarakaçılmıştır. Esas girişinin neresi olduğu göçükler yüzünden belli değildir.Bugün, köylüler tarafından açılmış olan girişlerden girilerek açılmış veaydınlatılmış olan kısımlar gezilebilir. Köylüler zemini ve iki üst katıaçtıktan sonra, aşağıya doğru kazarken bazı tarihi eşyalar bulurlar ve bununüzerine ilgili bakanlık köylülerin kazılarını durdurur. Bir, iki arkeologgelir, şöyle bir bakarlar ve uygun bir zamanda devam etmek üzere kazılardurdurulur.


[b]Tarih Öncesi Kalan Fosil[/b]
Mazıköy yeraltı şehirlerinin sadece kazıların durdurulduğu güne kadaraçılabilen kısımları ziyarete açıktır. Geri kalan aşağı ve yukarı doğru olankatlar toprakla doludur. Mazıköy’ den bu kadar bahsetmemizin sebebi ise Bizansdönemline ait olduğu söylenen bu yeraltı şehrinde, zeminin altındaki kısımlardabulunan bir ilk çağ hayvanı fosilidir. Ne olduğu anlaşılamayan, sadecepre-historik dönemlere ait olduğu anlaşılan, büyük ve yırtıcı bir hayvana aitolan bu fosil de incelenmek üzere Ankara’ ya götürülmüştür. Bugün ise, fosilinakibeti bilinmemektedir. Roma dönemine ait olduğu iddia edilen bir yerde deböyle bir fosilin bulunması oldukça anlamsızdır. Bu durumda Mazıköy yeraltışehrinin de Kaymaklı ve Derinkuyu gibi, çok çok eski çağlardan kalarak sonrakidönemlerde Bizanslılar tarafından kullanılmış olması akla yakındır. Bizanslılarolsa olsa yukarıya doğru olan kayanın içindeki kısımları kazmış olabilirler.Derinkuyu, Kaymaklı ve Mazıköy gibi yeraltı şehirlerinin Hıristiyanlıktan çokdaha eski olduklarını hatta Atlantis ve Mu dönemlerinin kalıntıları ya daAgartha ve Şamballah’ ın devamı olup, olmadıklarını düşünürken bu şehirde dahasonraki dönemlerde, iddia edildiği gibi ilkel kazma araçları ile açılan birsürü odanın da olduğunu unutmamız gerekir fakat esas ileri bir teknoloji ileçok daha eski dönemlerde yapılmış olabilir. Bu şehirlerin hepsinin etrafındakitoprağın son derece verimli bir arazi olması da dikkat çekicidir. Sadeceziyarete açık olan bölümlerin kazılmasında bile binlerce metreküp kaya parçasıçıkar. Ziyarete açık olan bölümlerin de bugünkü arkeologlar tarafından bilinenyerlerin yaklaşık olarak onda biri kadar olduğunu düşünürsek, buralarınkazılmasından çıkacak olan kaya parçalarının miktarı yapay bir dağ oluşturmayayeteceğini kolayca görebiliriz. Bölgede ise yığma kaya ve topraktan oluşandeğil böyle bir dağ, küçük bir tepe bile yoktur. Arazinin verimli toprakolması, döküntünün çevreye dağıtılmış olması fikrini de çürütmektedir.


[b]Onların Etkileri Hala Aramızda[/b]
Şimdi akla şu soru gelmektedir. Buralardan çıkan atık kayalara ne oldu?Bunun en akılcı cevabı tünellerin, günümüzdekinden çok daha ileri bir teknolojiile açılmış olmasıdır. Burada, yazımızın Daniken’ le ilgili bölümünde sözedilen ısı matkaplarını düşünelim. Bize göre Derinkuyu, Kaymaklı, Mazıköy veçevredeki diğer yeraltı şehirleri bir bütünün parçaları olabilirler. Agartha,Şamballah ve Himalayalar’ daki efsanevi yeraltı uygalıkları ile bağlantılar varmıdır yok mudur bilemeyiz? Fakat göründüklerinden çok daha derine inenler veçok daha büyük bir bölgeyi kaplarlar. Zannedilenden çok daha eski dönemlereaittirler ve ileri bir teknoloji ile açılmışlardır. Bazı iddialara göre buyeraltı tesisleri dünya yakınlarından geçen uzay araçları için yapılmış olanikmal merkezleri, konaklama noktalarıdır ve artık kullanılmadıkları için debilerek toprak ve kaya ile doldurulmuşlardır. Kapadokya’ nın bazı noktalarındave özellikle Derinkuyu’ da günümüze kadar gelen yoğun pisişik etkiler devardır.


[b]Agharta-Şamballah ve Hitler Uzantısı[/b]
Konunun Kapadokya ile ilgili kısmına tekrar dönmeden önce dünyanın heryanında hemen hemen nehirler kadar çok rastlanan bu tünel sistemlerinin kimlertarafından yapıldığına dair iddaları da görmemiz yerinde olur. Bazı ciddiaraştırmacılar ve Okültistler binlerce yıl önce dünyada yaşamış ona vegünümüzün masal ve efsanelerinde bahsedilen bir devler ırkından bahsederler. Tünellerinkaynağı Daniken gibi araştırmacılar uzay uygarlıkları olarak gösterirken,bazıları devler ırkı, bir kısmı da çok çok eski çağlarda mevcut olan Atlantisve Mu kıtalarının batışlarından sonra kurtulan kimseler olarak gösterirler. Sözkonusu kıtalar batıp, yeryüzü şekil değiştirdiği zaman kurtulan kimselerin uzayçağı teknolojisine ve insanüstü psişik güçlere sahip olduklarına inanılır, ozamanlardaki en yüksek kara parçalarına sığınırlar ve bu bölge, bugünküHimalaya dağları ve çevresidir. İki kıtadan gelenler iki ayrı yeraltı şehrikurarlar. Bunlardan biri Agartha diğeri Şamballah ismiyle bilinirler. Bazıiddalara göre de söz konusu yeraltı şehirlerinin biri sağ-el yolunu izleyenmajisyenler ait, diğeri karanlık yolu izleyicilerine aittir. Agartha ve Şamballahsakinleri daha sonraki dönemlerde insanlarla çok az iletişim kurarak günümüzekadar yaşarlar. Bazı inançlara göre bu şehirler dünyanın aydınlık ve karanlıkpisişik merkezleridirler. Yeraltı uygarlıklarının sakinleri hem pisişikyeteneklerini hem de nükleer enerjiyi kullanarak dünyanın her yanına açılantüneller yaparlar. Gerçek veya fantezi, dünyanın birçok bölgesinde yeraltındayaşayan üstün varlıklara ait efsaneler vardır. Bunlar üç aşağı, beş yukarıbirbirine benzemektedirler. Bazı kimseler Himalayalar’ ın atlındaki yeraltışehirlerini Atlantis ve Mu uygarlıklarına bağlarken bazı kaynaklar onların çokeski dönemlerde dünyamızı ziyaret eden uzaylılardan kalma ikmal merkezleriolduğunu söylerler. Kapadokya, Derinkuyu ve Kaymaklı gibi yeraltı şehirleri ilebu efsanelerin ilişkili olup, olmadıklarını incelemeden önce özellikle HitlerAlmanya’ sı dönemindeki okült inanışları, gizli majikal örgütleri ve bazıkimseleri tanımamızda, fikirlerini bilmemizde fayda vardır. Bazı iddialara görede Adolf Hitler, Şamballah rahipleri tarafından yönlendirilmiş olan birmedyumdu. Bu yüzden eski uygarlıklar, Okült ekoller ve yeraltı şehirleri ileilgili olarak yapılan araştırma ve yorumlara Hitler Almanyası ile başlamak dahaçarpıcı olabilir.


[b]Vril ve “Bizi Ezecek Olan Irk”[/b]
Roketler konusunda dünyanın büyük uzmanlarından birisi olan Dr. Willy Ley1933′ de Almanya’ dan kaçar. Ley, Vril örgütünün ilk açıklayanlardan biridir.Örgüt Berlin’ de kurulmuş olan küçük bir Order’ dı. Vril, günlük hayatımızsırasında çok az bir parçasını kullannabildiğimiz sonsuz enerjidir. Vril’ ehakim olan kimse kendisine de, başka dünyalara da hakim olur. İnsanlar bütüngayretlerini buna yöneltmelidirler. Dünya değişecektir. Efendiler, yeraltındanyeryüzüne çıkacaklardır. Onlarla anlaşırsak bizi de efendi, anlaşamazsak köleolacağız. Vril fikri aslında, gene bir Golden Dawn üyesi olan Bulwer Lytton’ un“Bizi Ezecek Olan Irk” isimli romanından alınmıştır. Aynı zamanda “Pompei’ ninSon Günleri” isimli eserin de yazarı olan Lytton bu kitapta, Ruh alemi bizdençok daha yüksek olan insanları anlatır. Bunlar şimdilik gizlenmedurumundadırlar. Dünyanın merkezinde bulunan mağaralarda yaşarlar ve her şeyinüzerinde güç sahibidirler.


İlk bakışta, bir romandan yola çıkan herhangi bir örgütün bu kadar ciddiyealınması saçma gibi görünebilir fakat şunu da düşünmek gerekir; Dünyada meydanagelmiş olan bir çok oluşum tarihlerinden çok önce romanlarda oluşmuşlardır.Mesela, 1896′ da Peter Shiel bir roman yayımlar. Kitap Avrupa çapında birörgütten bahsetmektedir. Örgütün üyeleri zararlı buldukları aileleri öldürüp,cesetleri yakarlar ve kitabın ismi S.S’ lerdir. Aynı şekilde Titanik,batışından çok önce bir romana konu olmuş ve romanda geminin büyük ölçüleri,batış şekli ve hatta romandaki “Titan” ismi gerçeği ile tutarlı olmuştur.
Ben Düşüncelerimin Efendisiyim...


Konu Bağlantı Araçları
Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Konusunun Linki Direkt Link
Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Konusunun HTML Kodu HTML Link
Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Konusu BBCode Linki BBCode Link
Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Konusunu Paylaş Sosyal Paylaş

Konu ile Alakalı Anahtar Kelimeler

Agartha ve Şamballah (Shangri-La) indir, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Videosu, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) online izle, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Bedava indir, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Yükle, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Hakkında, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) nedir, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) Free indir, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) oyunu, Agartha ve Şamballah (Shangri-La) download


Hızlı Menü:


İletişim | Şimdi Değişme Zamanı Eğitim Ve Koçluk | Yukarı Git | Arşiv | RSS | Sitemap